Enbiyâ الأنبياء
46. Ayet
وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَا وَيْلَنَٓا اِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ
Şayet Rabbinin azabından onlara az bir şey dokunsa, hiç kuşkusuz, “Eyvahlar olsun bize, gerçekten zalimlermişiz.” diyerek (yaygara koparırlar).
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân
46- Andolsun, onlara Rabbinin azabından 'bir ufak esinti' dokunacak olsa hiç tartışmasız; "Eyvahlar bize, gerçekten bizler zulme sapanlarmışız" diyecekler. AÇIKLAMA 43. Yani, "Gece ve gündüz herhangi bir anda size isabet etse bizi Allah'ın azabından koruyacak ve kurtaracak kim var?" 44. Başka bir deyişle şu anlama gelir: "Bu insanlar, bizim lütuf ve ihsanımıza aldanıyorlar. Yaşadıkları zenginlik ve iyi hayatın kişisel hakları olduğunu ve bunu kendilerinden alabilecek hiç bir gücün olmadığını düşünüyorlar. Üzerlerinde kaderlerini iyiye de kötüye de yönlendirebilecek bir Allah'ın var olduğunu unutuyorlar." 45. Bu bağlamda bkz. Ra'd: 41 ve bununla ilgili an: 60. Burada bunun yanısıra başka bir anlam daha taşımaktadır. Herşeye gücü yeten Allah'ın yeryüzünde her an, her yerde salgın hastalıklar, kıtlık, fırtına, deprem ve diğer afetler şeklinde ayetlerini gösterdiğinin farkında değiller mi? Milyonlarca insan ölüyor, yerleşim bölgeleri ve hasatlar yok oluyor ve insanların düzenini bozan daha nice zararlar meydana geliyor." İzah için bkz. Secde an: 33. 46. "Bütün hayat kaynaklarının ve nimetlerin bizim elimizde olduğunu ve bunları dilediğimiz gibi azaltıp çoğaltabileceğimizi bildiklerine göre bizim cezamıza karşı kendilerini koruyacak bir güç ve kuvvete sahipler mi bari? Bu "ayetler"den güçlerinin, zenginliklerinin ve lükslerinin sonsuz olmadığını ve kendilerini hesaba çekip cezalandıracak bir Allah'ın var olduğunu anlamıyorlar mı?"