Enbiyâ الأنبياء
61. Ayet
قَالُوا فَأْتُوا بِه۪ عَلٰٓى اَعْيُنِ النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَشْهَدُونَ
“Onu tüm insanların gözü önünde (bir yere) getirin, belki (bu işi onun yaptığına) şahitlik ederler.” demişlerdi.
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân
61- Dediler ki: "Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olsunlar."(59) AÇIKLAMA 54. Daha ileriye gitmeden, İbrahim (a.s) kıssasından bu olayın burada yer almasının nedeninin, Kureyşlilerin yanlış inançlarını düzeltmek olduğuna dikkat edilmelidir. Burada onları şiddetle sarsıp uyarmak amaçlanıyor. Çünkü Kureyşliler, Hz. ibrahim'in (a.s) soyundan geliyorlar ve bununla övünüyorlardı. Kabe'nin koruyucuları oldukları için Arabistan'ın en önemli kabilesi olmuşlardı. Bu nedenle bu cevaba ilgisiz kalamazlardı. 55. Tam tercümesi şöyle olabilir: "Sen bize Hakkı mı getirdin, yoksa bizimle eğleniyor musun?" Kendi inançlarının doğruluğundan o derece emindiler ki, bunların yanlış olduğunun söylenmesinin ciddi olabileceğini hayal bile edemiyorlardı. 56. Yani, "Eğer bunu tartışıp konuşma sonucunda anlamazsanız, bu putların çaresiz ve güçsüz olduğunu size görünür bir delille ispat edeceğim. O halde bunları ilahınız olarak kabul etmeniz doğru değildir." 57. İşte görünür delil buydu. Rahiplerin ve ziyaretçilerin olmadığı bir sırada İbrahim (a.s) mabede girdi ve putları parçaladı. 58. Orjinal metindeki "hu" (ona) zamiri, büyük puta veya Hz. İbrahim'e (a.s) işaret edebilir. Birinci durumda, onların putatapıcılığın ne kadar aptalca olduğunu anlamaları için gizli bir alay ifade eder, çünkü büyük putu küçüklerin kırıp parçalamayacağı açıktır. İkinci durumda ise "olay" hakkında kendisine gelip soracaklarını ve onlarla bu saçma inançları ile ilgili ciddi bir konuşma fırsatı elde edeceğini düşünen Hz. İbrahim kasdedilmiş olur. 59. Hz. İbrahim'in beklediği olay buydu. O, olayın sadece rahipler ve din adamları arasında kalmamasını ve halkın da putların çaresiz olduğunu ve rahiplerin kendilerini kandırdığını görmesini istiyordu. Rahipler daha sonra Firavun'un da işlediği aynı hataya düştüler. Firavun, Musa (a.s) ile sihirbazlar arasındaki karşılaşmayı açık alanda halkın önünde yapmıştı. Böylece Musa (a.s) sihirbazların sihir ve büyülerini yutan asa mucizesini herkese açık olarak gösterme fırsatı elde etmiş oldu.