Enfâl الأنفال
68. Ayet
لَوْلَا كِتَابٌ مِنَ اللّٰهِ سَبَقَ لَمَسَّكُمْ ف۪يمَٓا اَخَذْتُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ
Şayet Allah’tan (sizi helak etmeyeceğine dair) geçmişte verilmiş İlahi bir hüküm olmasaydı elbette aldığınız (fidyelere) karşılık size büyük bir azap dokunurdu.
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân
68- Eğer Allah'ın geçmişte bir yazması (söz vermesi) olmasaydı, aldıklarınıza karşılık size gerçekten büyük bir azab dokunurdu. AÇIKLAMA 47. " " (anlamak) kelimesi burada, bu gün kullanılan "moral" kelimesiyle eş anlamlıdır. "Tefakkuh" kişinin güven ve cesaretini korumasını sağlayan maddi ve manevi durum anlamına gelen "moral" teriminden daha bilimsel bir terimdir. Çünkü gerçek şu ki, uğrunda savaştığı gayeyi apaçık anlayıp kavrayan bir kimse, bu gaye yok olduğunda, onun için hayatın hiç bir anlamı kalmayacak ve onun, kendi hayatından daha değerli olduğu sonucuna varacaktır. Böyle bir kimse ise, her iki tarafın fiziksel gücü aynı olsa da, uğrunda savaştığı gayeyi tam olarak anlayıp kavramamış olan kimseden daha fazla savaşma gücüne sahip olacaktır. Herşeyin ötesinde, gerçeği, Allah'ın varlığını, kendisinin evrendeki konumunu, Allah'la olan ilişkisini, hayatı ve ölümü, ahiret hayatını Hak ile batıl arasındaki ayrımı, batılın Hakka karşı zafer kazanmasının sonuçlarını doğru bir şekilde anlayıp kavrayan kimse, karşı taraf ne uğrunda savaştığının farkında da olsa ülkeleri, ulusları veya toplumsal sınıfları uğrunda savaşanlardan daha fazla güce sahip olacaktır. O halde gayelerini tam anlamıyla kavramış olan mü'minlerin, aynı seviyedeki kafirlerden on kat daha güçlü olacakları meydandadır. Fakat bu anlayıp kavramanın (tefakkuh etmenin) yanısıra, bu gücü elde etmek ve muhafaza etmek için sabretmek de zaruridir. 48. Bir mü'minin kafire karşı güç oranının ondan, ikiye düşmesi, müslümanların moralindeki çökme nedeniyle böyle olduğu anlamına gelmez. 65. ayette müslümanlarla kafirler arasında güç oranının genel prensipleri vaz'edilmişti. 66. ayette ise bu ilkenin, mü'minlerin o zamanki moral durumlarına uygulanmış şekli yer almaktadır. O dönemde (H.2) , müslümanların morali henüz mükemmel olgunluğa erişmemişti; çünkü çoğu İslam'a yeni girmişlerdi ve henüz hazırlık eğitimi görüyorlardı. Sonraları müslümanların moral gücü, Hz. Peygamber'in (s.a) eğitimi sayesinde istenen noktaya ulaştığında, bire on oranı pratikte uygulanmış ve Hz. Peygamber'in (s.a) son yıllarında ve onun Raşid Halifeleri döneminde meydana gelen savaşlarda bu oranın işlerliği gözler önüne serilmiştir.