Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
İnsân 27
İnsân 29
İnsân Suresine Dön

İnsân الانسان

28. Ayet
28İnsân
نَحْنُ خَلَقْنَاهُمْ وَشَدَدْنَٓا اَسْرَهُمْۚ وَاِذَا شِئْنَا بَدَّلْنَٓا اَمْثَالَهُمْ تَبْد۪يلًا
Onları biz yarattık ve yaratılışlarını sağlamlaştırıp (güzelleştirdik). Dilediğimiz zaman (bunları helak eder), yerlerine benzerlerini getiririz.

Tefsir

Tefhîmü'l-Kur'ân

28- Onları biz yarattık ve bağlarını sımsıkı bağladık. Dilediğimiz zaman da onları benzerleriyle değiştiriniz.(32) AÇIKLAMA 27. Burada zahiren muhatab Allah Rasulü'dür, ama aslında muhatap kafirlerdir. Mekke'deki kafirler, Kur'an için "Bu onun, uydurarak getirdiği bir şeydir. Eğer Allah tarafından nazil olmuş olsaydı O, bir kerede hepsini söylerdi." demekteydiler. Kur'an-ı Kerim'in değişik yerlerinde bu itirazlar nakledilerek bunlara cevap verilmektedir. (Mesela Nahl an: 102-104-105-106, İsra 119) Burada ise bunların itirazları zikredilmeden "Onu inzal eden biziz" denilerek şiddetle cevap verilmektedir. Yani onu Muhammed (s.a) yazmış değildir. Biz onu tedricen inzal etmekteyiz. Bir kelamı bir defada ve bir kitap halinde değil de kısım kısım inzal etmek bizim hikmetimizin bir gereğidir. 28. Yani Rabbin seni böyle bir dava için memur etmiştir. Bu yüzden, bütün zorluk ve meşakkatlere katlanarak sabret. Her zorluğa karşı mertçe tahammül et ve sebat göster. 29. Yani, insanlardan korkarak bu Hak dini tebliğden vazgeçme. Kötü bir kimsenin hatırı için de dinin ahlâkî talimatlarından veya hakkı inkar edenlerin hatırı için de dinin temel inançlarından zerre kadar değişiklik ve restorasyonu düşünme! Eğer haram ve doğru değilse ona açıkça haram ve meşru değil de! Ne kadar kişi sana karşı çıkarsa çıksın, sen onlara karşı tutumunu gevşetme! Batıl inançları açıkça batıl olarak ve Hakk'ı da açıkça Hakk olarak ilan et. Kafirler senin ağzını kapatmak için ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar ve senden tavizler koparabilmek için ne kadar baskı yaparlarsa yapsınlar sen yolundan hiç taviz verme. 30. Nerede kafirlere karşı sabır ve sebat telkin edilmişse hemen ardından Allah'ın zikri ve namazın emrolunması Kur'an'ın üslubundandır. Yani bundan şu sonucu çıkarabiliriz ki, bu hakk dininin yolunda düşmanlara karşı kuvvet ancak bu amellerden hasıl olur. Sabah ve akşam Allah'ı zikretmekten kasıt onu her an zikretmekdir. Ama nerede Allah'ı zikretmenin belli bir vakti verilmişse bundan kasıt namazdır. Bu ayette önce "vezkur isme Rabbike bukreten ve esîla- Rabbinin adını sabah akşam an." buyurulmaktadır. Burada geçen "bukra" Arapça'da sabah demektir. "esila" ise zeval vaktinden gurup vaktine kadar demektir. Bu, öğle namazı ile ikindi namazını kapsar. Ondan sonraki "Geceleyin ona secde et" buyurulmaktadır. Yani gurûb'tan başlayarak gece vaktinde secde etmesi istenmektedir. Bu da akşam ve yatsı namazını kapsar. Hemen peşinde de "Onu geceleri uzun uzun tesbih edin" denilmiştir. Bundan da teheccüt namazına atıfta bulunulmuştur. (İzah için bkz. İsra an: 92-97, Müzzemmil an: 2) Bundan anlaşılıyor ki başlarda bu namazların vakitleri aynı idi. Sonra vakitlerin ve rekatların belirtilmesi ve beş vakit namazın farziyetinin emrolunması miraç olayında gerçekleşti. 31. Yani, bu Kureyş kafirlerinin sana karşı çıkmalarının asıl sebebi dünyaperestlikleri ve ahirete hiç aldırış etmemeleridir. Bu yüzden de gerek ahlâkî ve gerekse akidevî dalalet üzerinde ısrar etmekte ve senin hak davetine karşı da sağır kesilmektedirler. Bu yüzden bir haksever insanın yolu onlardan ayrıdır. Hatta bu iki yol o kadar farklıdır ki bunların uzlaşmaları dahi düşünülemez. 32. Metinde geçen " - dilersek onları benzerleri ile değiştirebiliriz." cümlesinin birkaç anlamı olabilir. Birincisi, eğer istersek, bunları helak ederek yerlerine aynı cinsten fakat karakterleri bunlardan farklı başka insanlar getiririz. İkincisi, nasıl ki biz bir insanı sıhhatli ve sağlam bir şekilde yarattıysak yine bir felç ve çarpılma ile veya bir başka hastalığı musallat ederek onu özürlü kılabiliriz, bunların şekillerini ve suretlerini değiştirebiliriz. Üçüncü bir anlam da şöyle olabilir; yani biz eğer istersek herhangi bir şekilde onu ölümünden sonra tekrar yaratabiliriz.
Önceki Ayetİnsân 27
Sonraki Ayetİnsân 29
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: İnsân 27Sonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: İnsân 29