Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
Kehf 6
Kehf 8
Kehf Suresine Dön

Kehf الكهف

7. Ayet
7Kehf
اِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَى الْاَرْضِ ز۪ينَةً لَهَا لِنَبْلُوَهُمْ اَيُّهُمْ اَحْسَنُ عَمَلًا
Şüphesiz ki biz, hangisinin daha güzel amel yapacağını denemek/ortaya çıkarmak için, yeryüzünün üzerindekileri onun için bir süs kıldık.

Tefsir

Tefhîmü'l-Kur'ân

7- Şüphesiz biz, yeryüzü üzerindeki şeyleri ona bir süs kıldık; onların hangisinin daha güzel davranışta bulunduğunu deneyelim diye. AÇIKLAMA 1. Yani, "Onda ne bir kimsenin anlayamayacağı kadar karışık ve karmaşık şeyler vardır, ne de hakkı seven bir kimseyi kararsız bırakarak doğru yoldan saptıran bir nokta vardır. 2. Böyle diyen kimseleri, Hıristiyanları, Yahudileri ve Allah'a çocuk isnad eden Arap müşriklerini kapsar. 3. "Büyük Söz": "Şu Allah'ın oğludur veya şunu Allah, oğul edinmiştir." Bu söz büyük bir söz olarak nitelenmiştir, çünkü Allah'ın bir oğlu olduğu veya birisini oğul edindiği bir bilgiye dayanmamaktadır. Onlar sadece bir şahsa karşı duydukları bir sevgide aşırı gitmişler ve böyle bir bağ icad etmişlerdir. Onlar alemlerin rabbi olan Allah'a iftira ettiklerinin, O'na karşı büyük bir yalan uydurduklarının farkında da değildirler. 4. Burada, bu surenin nazil olduğu sırada Peygamber'in (s.a) üzüntüsünün gerçek sebebine değinilmektedir. Bu Peygamber'in (s.a) , kendisinin ve arkadaşlarının gördüğü işkenceye değil, kavminin sapıklık ve ahlâkî bozukluğuna üzüldüğünü göstermektedir. Onu en çok üzen konu ne kadar yola getirmeye çalışırsa çalışsın,kavminin sapıklıkta inat etmesiydi. O çok üzülüyordu, çünkü kavminin sapıklığının en sonunda helâk olmalarına ve Allah'ın azabının üzerlerine hak olmasına neden olacağından korkuyordu. Bu nedenle gece gündüz onları kurtarmaya çalışıyordu, fakat onlar sanki Allah'ın azabının gelmesini istercesine inat ediyorlardı. Peygamber (s.a) bu durumu konuyla ilgili hadisinde şöyle açıklamaktadır: "Benim ve sizin benzeriniz, ateş yakan ve ateşine pervane ve çekirgeler düşmeye başlayınca onları ateşten kurtarmaya çalışan kimse gibidir. Ben sizi ateşe düşmekten korumak için eteklerinizden tutuyorum. Oysa siz benim elimden kurtulmaya çalışıyorsunuz." (Buhari-Müslim) mukayese için bkz. Şuara: 3 Gerçi "... Üzüntü duyarak adeta kendini tüketeceksin." denmektedir, ama bu sözde Peygamber'i (s.a) teselli eden bir ifade de vardır.: "Sen onları inanmaya zorlamakla görevli olmadığına göre neden kendini tüketiyorsun? Senin tek görevin müjdelemek ve korkutmaktır, insanları mümin yapmak değil. Bu nedenle müminleri müjdelemeye ve kafirleri kötü sonla uyarmaya devam etmelisin."
Önceki AyetKehf 6
Sonraki AyetKehf 8
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: Kehf 6Sonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: Kehf 8