Meryem مريم
98. Ayet
وَكَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍۜ هَلْ تُحِسُّ مِنْهُمْ مِنْ اَحَدٍ اَوْ تَسْمَعُ لَهُمْ رِكْزًا
Onlardan önce nice kavimleri helak ettik. Onlardan birini hissedebiliyor ya da onlardan bir fısıltı (dahi) duyabiliyor musun?
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân
98- Biz, onlardan önce nice insan-kuşaklarını yıkıma uğrattık; (şimdiyse) onlardan hiç birini hissediyor ya da onların fısıltılarını duyuyor musun? AÇIKLAMA 52. Bu iki noktayı ifade etmektedir 1) Şefaat ancak onun için Rahman'dan izin alabilen, yani dünyada iken Allah'a inanan ve onun bağışlamasına layık bir hale gelen kimse için geçerli olacaktır, yani sadece böyle bir kimse için şefaat edilecektir. 2) Sadece Rahman'ın izin verdiği bir kimse başkaları için şefaat edebilecektir, kişilerin hiçbir sebeb olmaksızın şefaatçı kabul ettikleri kimseler değil. 53. Burada Mekke sokaklarında işkence gören salih insanlar teselli edilmektedir. Onlara, salih amelleri ve iyi davranışları nedeniyle insanların kendilerine saygı ve hürmet gösterecekleri zamanın yaklaştığı söylenmektedir. Kalbleri onlara yöneltilecek ve bütün dünya onları saygıyla anacaktır. Ve bu evrensel ilkeye göre vuku bulacaktır. Günahkar, kibirli, kendini beğenmiş olanlar ve insanları bâtılla ve iki yüzlülükle yönetmeye çalışanlar hiçbir zaman kalbleri, gönülleri esir edemiyeceklerdir. Diğer taraftan insanları doğrulukla, samimiyetle ve iyi amellerle doğru yola çağıranlar, ilk başlarda onursuz insanların düşmanlığı ve ilgisizliği ile karşılaşsalar da en sonunda onların kalblerini kazanmayı başaracaklardır. MERYEM SURESİNİN SONU