Mu'min (Ğafir) غافر
30. Ayet
وَقَالَ الَّذ۪ٓي اٰمَنَ يَا قَوْمِ اِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ مِثْلَ يَوْمِ الْاَحْزَابِۙ
İman eden kimse dedi ki: “Ey kavmim! Sizin için grupların (helak oldukları) gibi bir günden korkuyorum.”
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân
30- İman eden (adam) dedi ki: "Ey Kavmim, ben sizin o fırkaların gününe benzer (bir günün felâketine uğrarsınız) diye korkuyorum." AÇIKLAMA 45. Yani, o sizlere apaçık işaretlerle, kendisinin Allah'ın gönderdiği bir peygamber olduğunu göstermiştir. Burada o mü'min, daha önce bahsi geçen mucizelere telmihte bulunmaktadır. İzah için bkz. A'raf an: 87-96, İsra an: 113-116, Taha an: 29-50, Şuara an: 26-39, Neml an: 16. 46. Yani o, sizlere apaçık işaretlerle peygamberliğini ispat etmiş olmasına rağmen, yine de sizler onu yalancı olarak kabul ediyorsanız eğer, onu kendi haline bırakın. Çünkü o, büyük bir ihtimalle haklıdır ve fakat buna rağmen siz onu öldürürseniz, Allah'ın azabını davet etmiş olursunuz. Yok o bir yalancıysa, Allah onu zaten bildiği bir şekilde cezalandıracaktır. Hz. Musa (a.s) aşağı-yukarı aynı sözleri Firavun'a söylemiştir. "Eğer bana inanmıyorsanız, bari beni kendi halime bırakın." (Duhan: 21) Firavun'un devlet erkanından olan bu mü'min kişi, başlangıçta konuşurken Hz. Musa'nın (a.s) getirdiği dine iman ettiğini açığa vurmamıştı. İlk başta, Firavun'un sadık adamlarındanmış ve de kavminin iyiliği için tavsiyede bulunuyormuş gibi konuşmuştu. Ancak sözlerinin Firavun'un ve etrafının üzerinde bir etkisi olmadığını görünce, sonraki ayetlerde belirtildiği gibi imanını açıkça ilan etmiştir. 47. Bu cümle iki anlama da gelebilir. Bu mü'min kişi, şimdilik imanını açığa vurmayı istemediği için, özellikle açık olmayan müphem bir ifade kullanmıştır: "Sizler Musa'nın dürüst, yüksek meziyetleri olan, ahlâk sahibi bir kimse olduğunu açık açık görüyorsunuz. Fakat yine de onu, iftira atmakla ve yalancılıkla suçluyorsunuz. Bu iki zıt özelliğin bir insanda birleşmesi mümkün değildir. Dolayısıyla böylesine dürüst ve yüce bir ahlâka sahip olan insanın, "Ben peygamberim" diyecek kadar büyük bir iftirayı Allah'a isnad etmesi düşünülemez." Diğer bir anlamı ise, "Sizler yalan uydurarak haddi aşar ve Musa'yı öldürürseniz, Allah size hiçbir surette hidayet nasip etmez" şeklinde olabilir. 48. Yani, Allah'ın sizlere verdiği güç ve iktidar gibi nimetler karşısında niçin nankörlük yapıyor ve O'nun gazabını davet ediyorsunuz? 49. Firavun'un verdiği cevaptan, kendi devlet erkanından olan bu şahsın, Hz. Musa'ya (a.s) iman etmiş olduğunu farketmediği anlaşılıyor. Çünkü Firavun o mü'mine kızmamış, ancak söylediklerine de kulak asmamıştır.