Mu'min (Ğafir) غافر
43. Ayet
لَا جَرَمَ اَنَّمَا تَدْعُونَن۪ٓي اِلَيْهِ لَيْسَ لَهُ دَعْوَةٌ فِي الدُّنْيَا وَلَا فِي الْاٰخِرَةِ وَاَنَّ مَرَدَّنَٓا اِلَى اللّٰهِ وَاَنَّ الْمُسْرِف۪ينَ هُمْ اَصْحَابُ النَّارِ
“Çare yok! Beni kendisine çağırdığınız şeyin, dünyada da ahirette de karşılığı ve değeri yoktur. Dönüşümüz Allah’adır. Haddi aşanlar, onlar ateşin ehlilerdir.”
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân
43- "İmkânı yok; gerçekten sizin beni kendisine çağırmakta olduğunuz şeyin, dünyada da, ahirette de(58) çağrıda bulunma (yetkisi, gücü, değeri ve bağışlama) sı yoktur. Şüphesiz, bizim dönüşümüz Allah'adır. Ölçüyü taşıranlar,(59) onlar ateşin halkı olanlardır." AÇIKLAMA 55. Mü'min şahıs konuşmasına devam ederken, Firavun Hâmân'a döner ve onunla konuşmaya başlar. Güya, o müminin söyledikleri pek o kadar dikkate değer şeyler olmadığı için, Firavun böylesine bir mütekebbir tavırla, ondan yüzçevirerek, "Göklerin yollarına erişeyim de, Musa'nın ilâhına çıkıp bakayım" demektedir. (İzah için bkz. Kasas an: 52-54) 56. Yani, dünyanın geçici zevkleri yüzünden Allah'ı unutmanız sadece akılsızlığınızdandır. 57. Yani, "Onların Allah'ın ortakları olduğuna dair bende ilme dayanan bir delil bulunmamaktadır. Hal böyleyken ben nasıl olur da, Allah'ın ortakları kabul ederek, onlara ibadet ederim?" 58. Bu cümle birkaç anlama gelebilir. Birincisi, "Onların dünyada da ahirette de herhangi bir ilâhlık hakkı bulunmuyor ki, ben, başkalarını onlara kulluk etmeye çağırayım." İkincisi, "Onlar kendiliğinden bir ilâhlık davası gütmemişlerdir, ahirette de gütmeyeceklerdir. Sadece sizler onlara ilâhlık izafe ettiniz." Üçüncüsü, "Onlara yalvarıp yakarmanın bir anlamı yok. Çünkü onlar, dünyada böyle bir yetkiye sahip olmadıkları gibi ahirette de sahip olamayacaklardır." 59. "Haddi aşmak", Allah'tan başka ilâh kabul etmek, kendini ilâh yerine koymak, Allah'a isyan etmek, dünyada Allah'ı ve ahireti hiç hesaba katmadan, sorumsuzca yaşamak ve herşeye zulümde bulunmak demektir.