Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
Neml 9
Neml 11
Neml Suresine Dön

Neml النمل

10. Ayet
10Neml
وَاَلْقِ عَصَاكَۜ فَلَمَّا رَاٰهَا تَهْتَزُّ كَاَنَّهَا جَٓانٌّ وَلّٰى مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْۜ يَا مُوسٰى لَا تَخَفْ اِنّ۪ي لَا يَخَافُ لَدَيَّ الْمُرْسَلُونَۗ
“Asanı at!” (Asasını atıp) onun bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, arkasına bakmadan kaçmaya başladı. “Ey Mûsâ! Korkma! Şüphesiz ki resûller, benim yanımda korkmaz.”

Tefsir

Tefhîmü'l-Kur'ân

10- "Asanı bırak;" (Bıraktı ve) onun çevik bir yılan(12) gibi hareket etmekte olduğunu görünce, geriye doğru kaçtı ve arkasına bakmadı. "Ey Musa, korkma; şüphesiz ben(im) ; Benim yanımda(13) peygamberler korkmaz." AÇIKLAMA 6. Bu "kötü azab"ın şekli, zamanı ve yeri konusunda belli hiçbir şey söylenmemiştir. Çünkü bu azab bu dünyada, çeşitli şahıs, grup ve milletlere sayılamayacak kadar çeşitli şekillerde çektirilir: Kötü insanlar bu cezanın bir kısmını hayatta iken, bir kısmını ölüm ile Haşr arasında çekerler. Haşr'den daha sonra da bu azab, ebedî hale dönüşür. 7. Yani, Kur'an'da zikredilmekte olan hususlar ne hayalî, ne de bir insanın varsayımı ve kanaatlerine dayanır. Aksine bunlar, hakîm ve alîm bir varlığın vahyetmekte olduğu gerçeklerdir. O, hikmet ve ilim sıfatlarında kamildir. O, yarattığının geçmişi, hali ve geleceğine ait meseleleri hakkında eksiksiz bir ilme sahiptir. Hikmeti, kullarının ıslahı ve hidayeti için gerekli en uygun tasarı ve tedbirleri ortaya çıkarır. 8. Bu olay, Hz. Musa (a.s) , Medyen'de sekiz on sene geçirdikten sonra ailesi ile birlikte yerleşmek için uygun bir yer aramak üzere dolaşması sırasında Tûr Dağı'nın eteğinde meydana gelmiştir. Akabe Körfezi'nin her iki tarafında, Arabistan ile Sina Yarımadası'nın deniz sahillerine kadar uzanan bir bölgeyi içine alan Medyen'den kalkarak adanın güneyinde Sina Dağı ile Cebel-i Musa adındaki yere vardı. Adı geçen yer, Kur'an nazil olduğu sırada "Tûr" diye meşhurdu. (Bu husus için bkz. Şuara an: 115) . Bu kıssanın ayrıntıları Taha: 9-24. ayetlerin öncesinde ve bunu takip eden Kasas Suresi'nin 29-36. ayetler sonrasında verilmiştir. 9. Ayet metni, Hz. Musa'nın (a.s) soğuk bir kış gecesi tanımadığı ve bilmediği bir yerden geçmekte olduğunu göstermektedir. Bundan dolayı ailesine şöyle der: "Gideyim ve şu ateş yanmakta olan mahallin nasıl bir şey olduğunu anlayayım. Seyahat güzergâhımız ve onun yakınındaki evler hakkında biraz bilgi alayım. Hiç olmazsa, ateş yakmanız ve ısınmanız için biraz ateş közü getireyim." Hz. Musa'nın (a.s) , yanmakta olan çalıyı gördüğü nokta, deniz seviyesinden yaklaşık 1500 m. yüksekliğinde, Tûr Dağı'nın eteğinde bir sahada idi. Roma Devleti'nin ilk Hristiyan İmparotoru Konstantine, M.S. takriben 365 yılında tam bu olayın meydana geldiği yerde bir kilise inşa ettirmiştir. Bundan ikiyüzyıl sonra İmparator Justinian aynı yerde, Konstantine'nin yaptırdığı kiliseyi de içine alan bir manastır yaptırdı. Gerek manastır ve gerek kilise bugün bile hâlâ ayakta ve Yunan Ortodox Kilisesi'ne bağlı rahiplerin idaresi altındadır. 10. Kasas Suresi'nin 30. ayetine göre, ağaçtan yükselen bir ses çağırmakta idi. Bundan anlayacağımız şey şudur: Vadinin kenarında bir yerde bir çeşit ateş yanmakta, fakat, ortada ne yanan bir şey ne de yükselen bir duman vardı. Ateşin ortasında duran yemyeşil bir ağaçtan birden bir ses çağırmaya başladı. Bu tür garip ve tuhaf hadiselerin peygamberlerin hayatında vuku bulması gayet doğaldır. Hz. Peygamber(s.a) de peygamberlikle şereflendirildiği zaman, Hira mağarasında inzivada iken önünde bir melek göründü ve Allah'ın Vahyini sunmaya başladı. Buna benzer bir durum da Hz. Musa'ya vaki oldu. Bir yolcu bir yerde durur, uzakta bir ateş görür; yol güzergâhı hakkında biraz bilgi edinmek veya bir miktar ateş közü almak için ona yaklaşır. Bu esnada ihata edilmesi mümkün olmayan Alemlerin Rabbi Allah, ansızın onunla konuşmaya başlar. Bu gibi durumlarda peygamberlerin kendi içlerinde ve dışarda bir olağanüstülük bulunur. Bu sayede onlar, başlarına gelen şeylerin ne cin, ne şeytan, ne kendi zihnî yanılgılarının neticesi, ne de duyu organlarının bir aldanması olmadığı konusunda kesinlikle emindirler. Aksine, onlar muhataplarının ya Kainâtın Rabbi'nin bizzat kendisi veya onlara vahiy getiren melek olduğu konusunda emindirler. (Ayrıntılı bilgi için bkz. Necm an:10) 11. "Sübhânellah" (Şânı yüce) terkibinin burada kullanılması ile Hz. Musa'nın (a.s) şu konuda dikkati çekilmek istenir: "Sakın sen, alemlerin Rabbi olan Allah'ın bu ağaçta oturmakta olduğunu veya o ağacın içine girdiğini sanmayasın. Yine sen, O'nun mutlak nurunun, senin dar görüş sahan içinde bizatihi toplanmış olduğunu sanma! Ayrıca duyduğun ve konuşmayı sağlamak üzere, ağız içinde bir dilin hareket ettirildiğini de düşünme! Aksine bu, herşeyden münezzeh ve bu gibi tüm sınırlamalardan uzak olan Allah'ın bizatihi kendisidir ve sana konuşmakta olan da O'dur." 12. A'raf ve Şuara surelerinde, yılan, büyük bir yılan mânâsına "sû'ban" denmiştir. Burada ise aksine, küçük ve çevik bir yılan anlamında "cânn" kelimesi kullanılmıştır. Böyle ayrı ayrı kelimelerin kullanılmasının sebebi, görünüşte büyük, fakat çevik ve süratle hareket etmesi bakımından küçük bir yılana benzer olmasındandır. Ta ha Suresi'nin 20. ayetinde aynı şey "hayyatun tes'a" (süratle hareket eden bir yılan) terkibi ile ifade edilmiştir. 13. Yani, "Benim huzurum'da, elçiye (Peygambere) zarar gelmez, O'nun için hiçbir tehlike sözkonusu değildir. Peygamberliğin yüksek mertebesine tayin etmek üzere bir kimseyi huzuruma çağırdığım zaman, onun güvenliğini de bizzat ben üstlenirim. Binaenaleyh, her türlü alışılmamış durumda rasûl korkmamalı ve emin olmalıdır. Bu gibi haller ona, hiç bir surette zarar vermez."
Önceki AyetNeml 9
Sonraki AyetNeml 11
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: Neml 9Sonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: Neml 11