Nisâ النساء
47. Ayet
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ اٰمِنُوا بِمَا نَزَّلْنَا مُصَدِّقًا لِمَا مَعَكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَطْمِسَ وُجُوهًا فَنَرُدَّهَا عَلٰٓى اَدْبَارِهَٓا اَوْ نَلْعَنَهُمْ كَمَا لَعَنَّٓا اَصْحَابَ السَّبْتِۜ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ مَفْعُولًا
Ey kendilerine Kitap verilenler! Birtakım yüzleri silip arkalarına çevirmeden* ya da Cumartesi Ashâbı’na lanet ettiğimiz gibi lanet etmeden önce, yanınızdakini doğrulayıcı olarak indirdiğimiz (Kur’ân’a) iman edin. Allah’ın emri mutlaka yerine gelmiştir/gelecektir.
Dipnot
1. Bu ifade; bir grubun maymun ve domuzlara çevrilmesine benzer, yüzlerin silinmesi şeklinde cezalandırma tehdidi olabileceği gibi, yönünü kaybetmek ve gerisin geriye sapkınlığa dönmek anlamında mecazi bir tehditte olabilir. (bk. Zadu’l Mesir) )
(bk. 7/A’râf, 163-167)
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân
47- Ey kitap verilenler, yanınızdakini doğrulayıcı olarak indirdiğimiz Kitab'a inanın.(77) Bazı yüzleri silip arkalarına döndürmeden ya da cumartesi adamlarını(78) lanetlediğimiz gibi onları da lânetlemeden önce buna inanın. Hatırlayın ki Allah'ın emri daima yapılagelmiştir. AÇIKLAMA 71. Kur'an'da birçok kez Ehl-i kitap alimleri için "Kendilerine Kitap'tan bir nasip verilenler" ifadesi kullanılır. Böyle denmesinin nedeni onların kendilerine verilen Kitab'ın bir kısmını kaybetmiş olmaları ve ellerinde kalan bölümün ruhundan ve gerçek amacından uzaklaşmış olmalarıdır. Ellerinde kalan Kitap'tan aldıkları tek şey, ifadelerin ayrıntılarına ve imanın felsefi inceliklerine dalmalarıdır. Kendilerine "Alimler" ve "Hâkimler" denmesine ve topluluklarının önderi olmalarına rağmen, onlar dinin gerçek özünden cahildirler ve dinin aslına karşı gözleri kapalıdır. 72. "Yahudi olan" ifadesi, her peygamberin topluluğunun müslüman olması gibi, onların da daha önceden "müslüman" olduklarını anlatmak için kullanılmıştır. Daha sonra dejenere olmuşlar ve "Yahudi" adını almışlardır. 73. Onlar üç yönden suçluydular: 1) Kitab'ın kelimelerinde değişiklik yaptılar. 2) Yanlış yorumlarla Kitab'ın anlamını değiştirdiler. 3) Hz. Peygamber (s.a) ve ashabının yanına gidip, daha sonra bozgunculuk çıkarmak için onlar hakkında yanlış haberler yaydılar. Bu şekilde İslâm hakkında yanlış bir imaj oluşturuyorlar ve insanların müslüman olmasına engel oluyorlardı. 74. Yani, onlara Allah'ın emirleri okunduğunda "semi'na" (işittik) diyorlar ve sessizce içlerinden "Aseyna" (karşı çıktık) diyorlardı veya "eta'na" (itaat ettik) kelimesini öyle bir telaffuz ediyorlardı ki "aseyna" gibi duyuluyordu. 75. Hz. Peygamber'le (s.a) konuşurlarken O'nun dikkatini çekmek için İsma' (bizi dinle) diyorlar ve arkasından birçok anlamlara gelebilecek olan "ğayre müsme'in" sözlerini ekliyorlardı. Bu söz "Sen o kadar saygıdeğer bir insansın ki sen istemesen senin yanında kimse söz söyleyemez" anlamına gelebildiği gibi "Sen bir şey söylenmeye değmezsin" veya "Allah seni kahretsin!" anlamlarına da gelebilir. 76. Bkz. Bakara an: 108. 77. Bkz. Al-i İmran an: 2. 78. Bkz. Bakara an:82-83