Nûh نوح
28. Ayet
رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِۜ وَلَا تَزِدِ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا تَبَارًا
“Rabbim! Beni, anne babamı, evime mümin olarak gireni, mümin erkek ve mümin kadınları bağışla. Zalimlerin yalnızca helakını arttır.”
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân
28- "Rabbim, beni, annemi-babamı, mü'min olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalim olanlara da yıkımdan başkasını arttırma" AÇIKLAMA 18. Girişte de beyan edildiği gibi, Hz. Nuh'un bu bedduası sabırsızlık dolayısıyla değildi. Fakat senelerce Hakk'ı tebliğ ettikten sonra, kavminin artık iman etmeyeceğini anlayınca ağzından bu kelimeler döküldü. Musa'da (a.s) aynı şartlar altında Firavun'un kavmi için beddua etmişti." Ey Rabbim! Bunları malların içerisine göm ve kalplerini mühürle ki o şiddetli azabı görmeden iman ezmezler." Allah Teâlâ da cevaben "Senin duana isabet ettim" buyurmuştu. (Yunus Suresi: 88-89.) Hz. Musa gibi Hz. Nuh da bedduasını Allah'ın rızası doğrultusunda yapmıştır. Hud Suresi'nde "Nuh'a vahy edildi: Gerçekten iman edenlerin dışında kesin olarak kimse inanmayacak. Şu halde onların işlemekte olduklarından dolayı üzülme' denilmişti. (Hud: 36) 19. Yani, boğulmakla onların işi bitmiş değil. Ölümden sonra onların ruhları hemen ateş azabına atılacaktır. Aynı muamele Müminun Suresi 45 ve 46. ayetlerde beyan edildiğine göre Firavun ve onun kavmine de olmuştur. İzah için bkz. Müminun an: 63. Bu ayet aynı zamanda berzahtaki (kabir hayatı) azabın delilidir. 20. Yani, kendilerinin yardımcıları zannettikleri ilahlar bunları kurtaramadı. Bu adeta Mekke ehline bir ikazda bulunma idi. Allah'ın azabı geldiğinde bu güvendiğiniz ilahların size de hiç bir yardımı olmayacak. NUH SURESİNİN SONU