Sebe' سبإ
17. Ayet
ذٰلِكَ جَزَيْنَاهُمْ بِمَا كَفَرُواۜ وَهَلْ نُجَاز۪ٓي اِلَّا الْكَفُورَ
Nankörlükleri nedeniyle onları böyle cezalandırdık işte. Biz, nankörlük edenden başkasını cezalandırmayız.
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân
17- Böylelikle nankörlük etmeleri dolayısıyla onları cezalandırdık. Biz (nimete) nankörlük edenden başkasını cezalandırır mıyız? AÇIKLAMA 25. Burada konunun devamlılığının kavranabilmesi için 1-9 ayetlerde ele alınan ana fikir göz önünde bulundurulmalıdır. Orada Arap müşriklerinin ahireti saçma bulduklarına ve ahireti tebliğ eden elçinin ya deli, ya da apaçık bir yalancı olduğunu iddia ettiklerine işaret edilmiştir. Buna cevap olarak Allah yukarıda an. 7, 8 ve 12'de açıkladığımız bazı deliller ortaya koymuştu. Daha sonra 10-21 ayetlerde, yeryüzünde yaşayan insan topluluklarının tarihinin de ceza ve hesap kuralının varlığına şehadet ettiğini vurgulamak amacıyla Davud ve Süleyman Peygamberlerin ve Sebe halkının kıssaları anlatılmıştır. Eğer insanoğlu kendi tarihini dikkatle incelerse, bu dünyanın körü körüne işleyen sahipsiz bir mülk olmadığını, bilakis şükreden kullarına bir türlü, nankör ve şükretmeyen kullarına ise başka bir türlü davranan, herşeyi işiten ve gören Allah tarafından idare edildiğini anlayacaktır. Eğer insan isterse, aynı tarihten böyle bir karaktere sahip olan Allah'ın mülkünde iyilik ve kötülüğün aynı sonuca yol açmayacağını da çıkarabilir. Bu mülkün adaletinin kaçınılmaz gereği, iyiliğin tam anlamıyla mükafatlandırılacağı ve kötülüğün de tam anlamıyla cezalandırılacağı bir zamanın gelmesidir. 26. Yani, "Sahip oldukları herşeyin kendilerinin eseri değil başka biri tarafından verilen bir hediye olduğuna, ibadet, şükür ve itaatlerine bu nimetleri vermekte hiçbir katkısı olmayanların değil, sadece kendilerine bu nimetleri ihsan eden Allah'ın layık olduğuna ve servetlerinin ebedi olmayıp nasıl toplandıysa bir gün aynı şekilde yok olabileceğine dair birçok ibretler vardır." 27. Bu, bütün ülkede sadece iki bahçe olduğu anlamına gelmez, bütün Sebe ülkesinin bir bahçe gibi olduğu anlamına gelir. İnsan nereye otursa sağında bir bahçe, solunda bir bahçe görebilirdi. 28. Yani, "Onlar şükür ve itaat yerine nankörlük ve isyan yolunu seçtiler." 29. Metindeki "seylelarimi" ifadesinde kullanıldığı gibi 'arim' kelimesi "baraj, set" anlamına gelen ve Güney Arapçasında kullanılan "arimen" kelimesinden türemiştir. Yemen'de yapılan kazılarda ortaya çıkarılan harabelerde bu kelime sık sık bu anlamda kullanılmıştır. Mesela, Yemen'in Habeşli hükümdarı Ebrehe'nin büyük Me'arib seddinin tamirinden sonra yazdırdığı M.S 542 ve 543 tarihli bir kitabede bu kelime tekrar tekrar baraj (set) anlamında kullanılmıştır. O halde Seyl el-arim bir set yıkıldığında meydana gelen sel felaketi anlamına gelir. 30. Yani "Setin (baraj) yıkılmasından sonra meydana gelen sel sonucu bütün ülke harap oldu. Sebelilerin dağların arasına setler inşa ederek kazdıkları kanallar yıkıldı ve bütün sulama sistemi bozuldu. Bunun sonucu daha önceden bir bahçe gibi olan ülke yabani otların yetiştiği bir cangıl haline geldi ve küçük bodur ağaçların kiraza benzer yemişi dışında yenebilecek hiçbir meyve kalmadı.