Bakara Suresine Dön

Bakaraالبقرة

48. Ayet

48Bakara Suresi

وَاتَّقُوا يَوْمًا لَا تَجْز۪ي نَفْسٌ عَنْ نَفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَاعَةٌ وَلَا يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ

Öyle bir günden sakının ki (o gün) hiçbir nefis bir başkasının yerine geçmez, hiç kimseden şefaat kabul edilmez, hiç kimseden fidye alınmaz ve onlara yardım da edilmez.

Dipnot

Kur’ân’da şefaat kavramı için bk. 43/Zuhruf, 86

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

48:"Öyle bir günden sakının ve korunun ki; o gün kimse kimseye hiç bir şey veremeyecek! Kimseden şe­faat kabul edilmeyecek, kimseden bedel alınmayacak, kimseye yardım da olunmayacaktır." Kimsenin kimseye bir faydası olamayacak o gün! O gün ne fidye kabul edilecek, ne de kimseye yardım edilecek. Ne zorla, zor­bayla kimse kimseye yardım edebilecek, ne de bir bedel ödeyerek. Eğer bu yahudiler, şu ehl-i kitap şu andaki durumlarını değiş­ti­rip Allah’ın son kitabı Kur’an’a ve son Peygamberi Hz. Muhammed’e Aleyhisselâm tabi olmazlarsa tarihe mal olmuş bu üstün­lükleri onlara hiç bir şey sağlamayacak! denilmektedir bu âyet-i kerîmede. Mesuliyet ferdidir. Hesaplar şahsidir. O gün hiç kimse kim­seyi kurtaramayacaktır. Esasen bu âyet İsrâil oğullarının bozul­malarına sebep olan, onların âhiret hakkındaki yanlış inanışlarını, bozuk itikat­larını anlatır. Onlar üstün ırka mensup oldukları için, büyük Peygam­berlerin torunları oldukları için, ebedî kurtuluşa er­diklerine inanıyor­lardı. İşte bu cesaret onları sorumluluk duygu­sundan uzaklaştırmış, Allah’ın emirlerine karşı duyarsız ve saygı­sız hale getirmiştir. Günah­lara karşı onları daha da cesur hale ge­tirmiştir. Halbuki Allah bu konuyu çok güzel açıklamıştır: "Hiç kimse diğerinin yükünü yüklenemez!" (Fâtır: 18) "O gün herkes kendi derdine düşmüştür!" (Abese: 37) "Babanın oğluna, oğulun da babaya hiç bir şey öde­yemeyeceği günden çok korkun!" (Lokman: 33) Ne zorla, zorbayla ne de kolaylıkla hiç kimse kimsenin ba­şına gelecek olanları defedemez. Zorla defedemez; çünkü yardım yoktur o gün. Kolaylıkla da defedemez; çünkü şefaat da yok o gün. Ne karşılı­ğını aynen vermek sûretiyle bir kurtuluş var, çünkü verecek karşılık yok; ne de başka bir şeyle ödemek mümkün, çünkü fidye de yoktur o gün.. Bundan sonra yine yahudileri, İslâm’a girmeleri konusunda tek­rar tekrar tahrik eden nîmetlerin sayılmasına devam ediliyor. Bakın Rabbimiz buyurur. Bu uyarıdan sonra da hatırlayın nîmetlerimi diye nîmetlerin sa­yımına geçilecek. Ve iz, ve iz, diye nîmetler sayılmaya başlana­cak.