Beled Suresine Dön

Beledالبلد

4. Ayet

4Beled Suresi

لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ ف۪ي كَبَدٍۜ

Andolsun ki biz insanı zorluk içinde yarattık. (Zorlu imtihanlara tabi tutulur ve zorluklara dayanıklıdır.)

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

4. “Muhakkak ki biz insanoğlunu, zorluklara katlanacak meşakkat içinde yarattık.” İşte yeminlerin cevabı budur. Neymiş konu? Niye bu kadar ye-min etmiş Rabbimiz? Bu yeminlerin sonunda söyleyeceği önemli konu neymiş? Şunun içinmiş bu yeminler: Biz insanı meşakkat içinde yarattık. İşte Rabbimizin bütün bu yeminlerle bizim dikkatimizi çektikten sonra ortaya koyduğu önemli konu budur. Biz insanı meşakkat içinde yarattık. İnsanın tüm hayatı meşakkattir. Babanın sulbünden ana rahmine atılışı meşakkat, ana karnında bulunuşu, karanlıklar için-de kan emerek beslenişi meşakkat, doğarken meşakkat, sonra emzik dönemi, bulûğu, geçim zamanı, kazanması, kazandığını yemesi, yediğini hazmetmesi, hazmettiğini çıkarması, çıkardığını temizlemesi, yazın sıcağında terlemesi, kışın soğuğunda üşümesi, kısacası hepsi meşakkattir. Yanarken meşakkat, yananları görürken meşakkat, cehenneme gidenleri seyrederken meşakkat, dinin emirlerini yaşamıyorsa me-şakkat, kendisi yaşıyorsa bile yaşamayanları görürken meşakkat, ih-tiyarlarken meşakkat, ölürken meşakkat, kabirde ölüm meleklerinin suali meşakkat, kabir zulmeti meşakkat. Sonra dirilişi meşakkat, Mah-şer, hesap, kitap meşakkat. Sonra istikrar mahalline varıncaya kadar insanın bu meşakkati devam eder. Eğer Allah nasip eder de cennete girerse, hûrilere yaslandığı anda artık tüm bu meşakkatler bitecek ve Allah’ın izniyle huzura kavuşacaktır. Ama Allah korusun da yaşadığı bozuk düzen bir hayatın sonucu olarak eğer cehenneme giderse, düşünülemeyecek boyutta daha büyük meşakkatler içinde bulacaktır kendisini. Evet insanın hayatı hep meşakkattir. Madem ki yoruluyor insan, bari Allah için yorulsun, değil mi? O zaman karşılığında bir şeyler bulacağız. Ama başka şeyler için yorulduğumuzda, bu yorulmalarımız hepten boşa gidecektir. Din işinde de hep meşakkat içindedir insan. Bolluk, sıhhat ve meserret zamanında insan hep şükürle uğraşır, sıkıntı, hastalık ve yokluk zamanlarında da hep sabırla meşguldür. Her an Rabbine karşı ibadetlerini, kulluğunu, sorumluluğunu eda ile meşguldür insan. Allah’a karşı kulluk mihneti ile meşguldür sürekli. Açlıkta açlıkla, toklukta toklukla, sıcakta sıcakla, soğukta soğukla meşguldür her an. Aslında dünyada lezzet yoktur. Dünyada lezzet zannedilen şeyler aslında lezzet değil, elemden kurtuluştur. Meselâ yemekten duyulan zevk aslında zevk değil, açlık eleminden kurtuluştur. Veya giyimde duyulan zevk aslında soğuk ve sı-cak eleminden kurtuluştur. Öyleyse dünyada insanın durumu ya elemdir, ya da elemden kurtuluştur diyebiliriz. Aslında bu durum, bizi yaratanın bizim üzerimizde işleyen yasalarını ve bizi başka bir âleme hazırladığını gösterir. Bu durum bize başka bir âlemin varlığını ispat eder. Sınırsız arzular, sınırlı tatmin yolları, bize bizim hayatımıza cevap verecek bir âhiretin varlığını ispat etmektedir. İnsan, hayatı itibariyle sürekli bir meşakkat içindedir ve bunu hayra kanalize eden de yaratıcının bizim adımıza gönderdiği hayat programı olan dindir. Bunu en güzel düzene koyan Allah’ın dinidir. Meselâ şu anda, oturduğunuz mekânda eşyalar dağınık olsa ruhunuz sıkılır değil mi? Ama her şey yerli yerinde ve düzenli olsa insan rahat eder. İşte İslâm eşyayı, varlıkları bu hale getirir. Her şeyi yerli yerine oturtur.