6. “Yığın, yığın mal tüketmişimdir diyor.” ”Muhammed’e, Muhammed’in (a.s.) dinine, dâvâsına karşı ko-yabilmek için, ona düşmanlık yolunda, onun dinini yok etmek uğrunda nice mallar harcadım diyor o bedbaht. İslâm’ın gelişip yayılmaması, Müslümanların çoğalmaması, İslâmî hareketin önünü kesmek için ni-ce yatırımlar yaptık. Bu iş için ne kanunlar çıkarıp bütçeden nice yatırımlar, nice programlar yaptık” diyor o alçaklar. Allah’ın kendilerine güç yetiremeyeceğini, Allah’ın dinini koruyamayacağını mı zannediyor bu hainler? Kimi Allah düşmanları, paralarını bu yola yatırırlar. İslâm’ın ge-lişmesini önleyebilmek için akıllarınca tedbir aldıklarını zannederler. Aslında bu kuş beyinliler kiminle savaştıklarının farkında değillerdir. Rasulullah ve daha önceki dönemlerde, bu tür kâfirlerin nasıl bir âkıbete uğradıklarını da bilemeyecek kadar cahildir bunlar. Kâfirler küfürleri istikâmetinde, süfeha takımı da sefahet ve gösteriş için mal harcarlar. Allah yolunda harcanan mallara infak, Al-lah’a düşmanlık ya da Allah’ın hoş görmediği yerlerde gösteriş için harcananlara da ihlâk denir. Birincisi Allah katında değer kazanıp kat kat artırılarak yarın ona en çok muhtaç olduğu bir günde insanın karşısına çıkarılırken, öbürü de tümüyle helâk edilmiştir. Öyleyse Allah için bir düşünün. Allah’ın verdiklerini nerelerde harcıyorsunuz? Evinizdekileri, üstünüzdekileri, bürolarınızdakileri, dükkanlarınızdakileri, midenize ve toprağa gömdüklerinizi Allah mı istedi? Değilse niye gömdünüz onları? Nerelerde tüketiyorsunuz mallarınızı? Çoğunun ağzı mutfakta, dübürü tuvalette. Birinin 200 kravatı var. 29 ayakkabısı, 40 çantası, 5 televizyonu, yazlık arabası, kışlık a-rabası, bilmem nesi, nesi mevcut… Unutmayın ki bunları nerelerde tükettiği tek tek sorulmadan bir adım bile atamayacak yarın insan. Bu nankör insan öyle diyormuş: “Ne paralar harcadım be! Ne paralar tükettim be! Ne yemekler yedim be! Bu eller ne paralar gördü be! Bu mideden neler geçti bugüne kadar be! Ne âlemler gördü bu gözler!” Süfeha takımı, bir fakirin karnını doyurmak için değil, bir muhtacın yüzünü güldürmek için değil, sefahat ve gösteriş için mal sarf eder. Bir de böyle övündüğü, başkalarına duyurduğu için, gösteriş yaptığı için din yolunda, Allah yolunda sarf ettiği malların da boşa gittiğinin beyanıdır bu ifâde. Nitekim bakın bundan sonraki âyette Rabbimiz şöyle buyuruyor: