8-9. “Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?” Size iki göz vermedik mi? Ona Allah’ın kâinatta yerleştirdiği görsel âyetlerini görüp, değerlendirip, ibret alarak Allah’ın gücünü, kudretini anlayabileceği iki göz vermedik mi? Onu görsel âyetlere in-tibak edebilecek bir özellikte kılmadık mı? Sorumluluğunda odak nokta olarak onu görür kılmadık mı? Burada kastedilen ya bedenimizdeki şu iki gözdür, ya da biri kalp gözüdür, öbürü de şu gözdür. Allah iki göz verdiğini anlatıyor. Peki acaba niye verdi Allah bu gözü bize? Kur'an okuyasınız diye. Sonra ay, güneş, semâ, arz, insan, ağaç, dağ, taş gibi Allah’ın meşhud âyetlerini okuyasınız, onlara intibak edesiniz diye. Allah onları size hakta kullanasınız diye verdi. Peki nerelerde kullanıyoruz bu gözleri? Olmayan şeyler okumakta, olmayan şeylere bakmakta mı? Bir düşünelim. “Bir dil ve iki dudak var etmedik mi?” Bir de dil ve iki dudak vermedi mi Allah O’na? Yani öteki varlıklardan farklı olarak meramını anlatma, konuşabilme özelliği vermiştir Allah insana. İnsanın dışında hiçbir varlıkta yoktur bu özellikler. Sair varlıklardan farklı olarak meramımızı anlatabilecek, karşımızdakine beyan nakledebilecek bir dil ve iki dudak verdi Allah bize. Gariptir ki Allah’ı inkar ederken bile, Allah’a kafa tutarken, yukarıdaki böbürlenmeyi yaparken bile bu nankör insan Allah’ın kendisine verdiği bu dille söylüyor bunu. Allah’ın verdiğini O’nun aleyhinde kullanıyor utanmadan. Allah, konuşsun, Allah’ın âyetlerini gündeme getirsin, dilini vahyin sözcülüğünde ve kullukta kullansın diye dil ve dudaklar verdi. Ama adama, “Niye kullanmıyorsun bu dilini kardeşim? Niye çoluk ço-cuğuna âyet hadis anlatmıyorsun? Niye çevrendekilere din duyur-muyorsun?” diye sorunca da diyor ki: “Yok ben anlatamam! Hocalar anlatsın efendim! Ben hoca değilim ki? Ben âlim değilim, ben bu işin tahsilini yapmadım ki!” Yemek yemeye gelince açılır o ağız, ama anlatmaya gelince onu Allah hocalara verdi olur. Peynirin küflüsünü, tur-şunun modelini, balın güzelini anlamaya gelince ağız var, ama âyet-hadis anlatmaya gelince ağız yok. Veya ticaretten, paradan, puldan, attan, avrattan, marktan, dolardan, saptan, samandan, siyasetten, seçimden, geçimden bahsetmeye gelince adam kimseye söz vermez, ama âyet anlatmaya, dinden söz etmeye gelince ağız yok adamda sanki. Ayıp değil mi? Kimi kandırıyorsunuz? Öyleyse bunları nerede kullandığımızı bir düşünelim. Nerelerde kullanacağımızı bilelim. Allah bütün bu nîmetleri ne için verdi? Biz nerelerde kullanıyoruz, bir muhasebesini yapalım. Hepimize göz vermiş, dil vermiş Allah. Her birimizi bu konuda eşit imkânlarla imtihan ediyor. Evet biz insana iki göz, bir dil ve iki dudak verdik ve: