158. “Onlar kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Rabbinin gelmesini mi, yahut Rablerinden bir takım mûcizelerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bir takım mûcizeleri geldiği gün, bir kimse daha önce inanmamışsa veya imanıyla bir iyilik kazanmamışsa, imanı ona fayda vermez. Onlara: "Bekleyin, doğusu biz de bekliyoruz de.” Sanki bu insanlar kendilerine kitabın değil de meleklerin gelmesini bekliyorlar. Ya da doğrudan kendilerine Allah gelsin istiyorlar. Veya Allah’ın âyet ve alâmetlerinden kimilerinin gelmesini bekliyorlar. Yâni azaplar gelsin, felâketler gelsin, mûcizeler gelsin, cezalar gelsin, melekler bunları getirsin diyorlar. Ey Allah’ın âyetleriyle ilgilenme-yenler! Ey kitaptan ve peygamberden habersiz yaşayanlar! Ey vahiyden mahrum oldukları için kendi hevâ ve hevesleri istikâmetinde bir hayat yaşamaya mahkum olanlar! Ve de ey bu âyetleri bildiği halde Allah kullarına anlatmayıp sır küpü gibi onu toprağın altına taşıma cehaletinde bulunanlar! Bu halinizle galiba sizler meleklerin size gelmesini, yahut Rabbinizden sizi harekete getirecek bir takım mûcizelerin gelmesini bekliyorsunuz. Yâni sizler neyi bekliyorsunuz? Meleklerin, ya da Rabbinizin gelmesini mi bekliyorsunuz? Eğer daha önce iman etmemişse insanlar veya iman ettik demişler ama bu imanlarının gereğini yerine getirmemişlerse, imanı amelle birleştirmemişler-se, inançlarının gereği bir hayat yaşamamışlarsa, inançları kendilerine bir hayır sağlamamışsa, yâni kendilerini cennete götürecek bir iman ortaya koymamışlarsa bu beklediğinizin ne anlamı kalacak da? Peygamberim, sen onlara de ki, bekleyin, ben de bekliyorum. Üç şey zikrediliyor âyet-i kerimede: 1- Meleklerin gelmesi, 2- Rabbinin gelmesi, 3- Rabbinin bazı âyetlerinin, alâmetlerinin gelmesi. Yâni anlayabildiğimiz kadarıyla ölümü bekliyorlar bu adamlar. Çünkü melek gelmiş zaten. Melek getireceği vahyi getirmiş zaten. Bunun dışında meleğin gelmesi ya azap getirmek üzeredir, ya da ölüm meleği ölüm getirmek üzere, kıyâmeti koparmak üzere gelir. Allah’ın gelmesi de böyle. Nebe’ sûresinde saf saf melekler dizildikleri halde Rabbin gelecek deniyor. Öyleyse Allah’ın gelmesi de kıyâmetin gelmesi demektir. Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesi de Allah’ın onların başlarına taş yağdırması, semanın parça parça olup üstlerine düşmesi, yahut kıyâmetin bütün dehşetiyle tepelerinde patlaması demektir. İşte galiba bu adamlar bunları bekliyorlar. Ama o zaman bu adamların yola gelmesinin hiç bir anlamı kal-mayacaktır. Önemli olan bu âyetler gelmeden önce, kıyâmet gelme-den önce inanmalı ve vazifelerini yapmalarıdır. Önemli olan gayb âyetleri, azap âyetleri gelmeden bu âyetleri yeterli bilip onlarla bera-berlik kurmalarıdır. Bu âyetler gelmeden önce yapılan iman ve amel geçerlidir. Görmüyor musunuz? Firavun da bu âyetler gelene kadar bekledi, bu âyetleri görünce iman etti de imanını Allah kabul etmedi. Yâni sizler neyi bekliyorsunuz? Firavun gibi ortada kalmayı mı bek-liyorsunuz? Halbuki meleği gördükten sonra, azabı gördükten sonra, kıyâmeti gördükten sonra iman ve pişmanlık hiç bir işe yaramaya-caktır, tövbeler kabul edilmeyecektir. Ama şu anda aklınız başınızdadır. Gelin bunların gelip çatacağı günü bekleyerek, imanı ölüme ve ölüm sonrasına bırakarak ebediyen kaybedenlerden olmayın diyor Rabbimiz. Evet bu insanlar melekler gelsin, bekliyorlar, Allah gelsin, bek-liyorlar, mûcizeler gelsin, azaplar gelsin, belalar gelsin, cezalar gelsin, bekliyorlar. Ama Rabbimiz de bunlara tehdit olarak bakın diyor ki: Dikkat edin! Açın gözünüzü! İyi bilin ki, Allah’ın âyetlerinden ki-mileri bir gelmeye başladı mı o zaman daha önce iman etmemişse insanlar veya dilleriyle iman ettim dedikleri halde, iman iddiasında bulunduğu halde bu imanlarının gereğini yerine getirmemişlerse, yâni imanlarını amelleriyle gündeme getirmemişlerse, inancın gereği bir hayat yaşamamışlarsa o zaman bu beklediklerinin ne anlamı kalacak da? Söyle onlara peygamberim, bekleyin, ben de bekliyorum. Siz Allah’tan belânızı bekleyin, biz de bekliyoruz. Yâni imanıyla, ameliyle, yaşadıkları hayatlarıyla cennete gide-bilecek bir seviyeyi garantileyemeyenler, imanlarının kendilerine bir faydası olmayanlar bu bekledikleri geldiği zaman işleri bitirilmiş olacağını anlamaya yanaşmıyorlar mı?