Enbiyâ Suresine Dön

Enbiyâالأنبياء

15. Ayet

15Enbiyâ Suresi

فَمَا زَالَتْ تِلْكَ دَعْوٰيهُمْ حَتّٰى جَعَلْنَاهُمْ حَص۪يدًا خَامِد۪ينَ

Onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş hâline getirene kadar dövünmeye devam ettiler.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

14,15. “Vay başımıza gelenlere! Doğrusu biz haksızlık yapmış kimseleriz" dediler. Biz onları biçilmiş ot ve bir yığın kül haline getirinceye kadar haykırmaları devam etti.” Eyvah! Yazıklar olsun bize! Doğrusu bizler zalimler idik. Bizler yapmamamız gereken şeyleri yaparak, olmamamız gereken yerlerde bulunarak, kendimizi Rabbimize kulluk ortamından çıkararak, kendimizi Rab ve İlâh makamında görüp hayat programımız konusunda Rabbimizi diskalifiye ederek, Rabbimizin kitabını, Rabbimizin elçisini görmezden gelerek kendi kendimize zulmedenlerden olmuşuz dediler ve hemen yaptıklarından pişman oldular. O ana kadar, Allah’ın azabı kendilerine gelmeden önce Al-lah’a isyan içinde çok rahat bir hayat yaşıyorlarken, yaşadıkları hayattan memnunlarken, Allah’ın azabı kendilerine geliverince hemen pişman olup zalimliklerini itiraf ediyorlar, hayatlarını sorgulamaya baş-lıyorlar. Allah’ın azabına lâyık olduklarını haykırmaya başlıyorlar. Dün böyle demiyorlardı hainler. Dün Allah’ı da, Allah’ın elçisini de, Allah’ın yasalarını da diskalifiye ederek, Allah’a kulluktan yüz çevirerek bir hayat yaşayan zalimler kendilerine azap geldiği zaman, başları daraldığı zaman Allah’ı hatırlıyorlar. Eyvah! Yazıklar olsun bize! Meğer biz-ler zalimlermişiz! Meğer bizler Rabbimize ve kendimize karşı zulüm içindeymişiz! Meğer bizler Rabbimizin hayat programını terk edip ken-di hayatımızı kendimiz belirlemeye kalkışmışız. Meğer Rabbimizi bı rakıp kendi tanrılığımızı iddia etme cehaletine düşmüşüz. Meğer Allah yasaları dururken, Allah elçileri dururken ne yapacağımızı, nasıl yaşayacağımızı kendimiz belirlemeye kalkmışız diye feryadı figan ediyorlar. Şimdi de öyle değil mi? İşleri yolundayken, hayatları tıkırındayken Allah’ı hiç hatırlamayan, peygamberi dışlayan, hayatlarını yer-yüzü tanrılarının yasalarıyla düzenleyen insanların bir sıkıntıyla kaşı karşıya geldikleri, rahatları kaçtığı, sistemleri tıkandığı zaman, uyguladıkları yasalar kendilerini çıkmazlara sürüklediği zaman acı acı feryatlarının yükseldiğini, birbirlerini suçlamaya yöneldiklerini, ama Allah yasalarını da bilmedikleri için yine bir pislikten başka bir pisliğe, bir çıkmazdan başka bir çıkmaza yuvarlandıklarını görüyoruz. Hani Ra-sulullah efendimizin bir hadisi vardı: “Bir toplum kendilerini mazur görmeyecek bir hale gelmedikçe helâk olmazlar”. Evet işte bakın adamlar kendilerini mazur görmüyorlar, kendilerini suçluyorlar, biz gerçekten zalimler olarak Rabbimizin bu aza-bını, bu helâkini hakkettik diyorlar. Yazıklar olsun bize, biz buna lâyıktık diyorlar. Geçmiş olsun. Bunu azap gelmeden diyecektiniz. Peki dün Mekkelilere, bugün de bize ne diyor bu âyet? Ey yirminci asrın insanları, ey sizler, ey bizler, aklınızı başınıza alın! Değilse Rabbinizin helâki geldiği zaman son pişmanlıklarınızın hiç bir faydası olmayacaktır. Biçilmiş bir yığın ot haline getirilinceye kadar haykırmak, feryat etmek istemiyorsanız bugünden pişman olacaksanız. Bugünden pişman olun, bugünden bu pişmanlığı gerçekleştirin, bugünden tevbe edin ve Rabbinize kulluğa yönelin. Değilse yarın mecburi bir pişmanlığın gerçekleşeceği bir ortamda bu pişmanlıklarınızın hiçbir kıymeti olmayacaktır, bunu unutmayın diyor Rabbimiz.