2. “O gün birtakım yüzler zillete bürünmüştür.” O gün kimi yüzler zelil, hor, hakir, önlerine düşmüş, suspus olmuşlardır. Kimi yüzler var ki o gün perişandır. Vücûh, yüzler anlamına geldiği gibi, insanlar anlamına da gelir. Yüz ifade edilmiş, ama esasında o yüzlerin sahipleri kastedilmiştir. İşte o gün nice yüzler var-dır ki, nice yüz sahipleri vardır ki, kayıplarından, ıstıraplarından ötürü kapkara kesilmiştir. Kıyâmet sûresinin ifadesiyle bâsira olmuştur. Yani Abus bir çehre olarak pusarır, asılıp kalır. Adam suçundan, kaybından, ayıbından, ıstırabından, üzüntüsünden dolayı suspus olmuş, yı-kılmış, bitmiş, tükenmiştir. Şûrâ sûresinde de şöyle buyurulur: “Aşağılıktan başları öne eğilmiş, göz ucuyla gizli gizli etrafa bakarken, ateşe sunulduklarını görürsün.” (Şûrâ 45) Onların ateşe sunulduğunu, cehenneme arz edildiklerini görürsün. Yaşadıkları dünya hayatında Allah’a kulluğu reddedip, zulmü, dalâleti, sapıklığı tercih etmiş bu insanları cehenneme yuvarlanırlarken görürsün ki, onlar aşağılıktan, zilletten, horluk ve hakirlikten ötürü boyun bükmüşler, suspus olmuşlardır. Başları önlerine düşmüş, korkudan göz ucuyla gizli gizli etraflarına bakmaktadırlar. Alçakların tüm müstekbirlikleri, tâğutlukları, zulümleri, şirretlikleri, azgınlıkları tükenmiştir. Ne Rablikleri, ne İlâhlıkları, ne krallıkları, ne de egemenlikleri kalmıştır. Her şeyleri bitmiş, suspus olmuşlardır. Korku içinde gizli gizli, korku ve dehşet içinde göz ucundan etraflarına bakmakta ve kendilerine bir yardımcı aramaktadırlar. Yani görmek is-temedikleri bir âkıbete karşı bakışlarını kaçırmaya çalışıyorlar. Ateşi, cehennemi görmemek için gözlerini kapatmaya çalışıyorlar ama bunun bir gerçek olduğunu ve asla bundan kurtulamayacaklarını kesinlikle bildikleri için de bakmazlık ta edemiyorlar, göz ucuyla ateşe bakıyorlar. Daha önce Allah önünde eğilip O’nun arzularına boyun bük-mezlerken, şimdi artık korkuyla boyunları aşağıya düşmüş, zillet içinde susmuşluğu soluklamaktadırlar. İstemedikleri, beğenmedikleri bir manzara karşısında üzüntülerinden kahroluyorlar. Çünkü: