Ğaşiye Suresine Dön

Ğaşiyeالغاشية

9. Ayet

9Ğaşiye Suresi

لِسَعْيِهَا رَاضِيَةٌۙ

Çabasından dolayı (elde ettiği sevaptan) razıdır/hoşnuttur.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

9.“Yaptıklarından hoşnutturlar.” Mü’minler dünyadaki sa’ylerinden, yaptıklarından, amellerinden, yorulmalarından razıdırlar. “Çok şükür iyi yolda olmuşuz. Çok şükür Kitapla hareket etmişiz. Çok şükür yolumuzu vahiyle bulmuşuz. Çok şükür Allah’ın istediği bir hayatı yaşamışız. Çok şükür hayatımızı Allah için yaşamışız. Çok şükür hayatımızı Rabbimizin beğenisine sunmuşuz. Çok şükür Rabbimizin istediği hayatı yaşamış, Rabbimizi razı edecek amellerin peşinde olmuşuz” diyerek yaşadıkları hayattan büyük bir hoşnutluk ve saadet duymaktadırlar. Çünkü yaşadıkları hayatın karşılığını görmüşler, güzel amellerinin meyvelerini devşirmişlerdir. Çünkü o mü’minler dünyada Allah’a inanmışlar, Allah’ın hayat programını kabullenmişler ve hayatlarını Allah için yaşamış kimselerdir. İhsan içinde, her an Allah huzurunda olduklarını unutmadan, Allah kontrolü altında bir hayat yaşamışlardır. Siyasal, ekonomik, hukukî, içtimaî, ferdî, ailevî tüm işlerini, tüm amellerini Allah inancına bina ederek bir hayat yaşamışlardır. Birbirleriyle, diğer varlıklarla, Rableriyle münâsebetlerini, savaş, barış gibi tüm amellerini bu esasa bina ederek bir hayat yaşamışlardır. Tüm ilişkilerinde, tüm kararlarında ve davranışlarında kendilerini yaratan, kendilerini yaşatan Rablerinin hu-zurunda olduklarını unutmamışlardır. Bütün kalpleriyle, bütün varlıklarıyla, bütün benlikleriyle, zâhirleriyle, bâtınlarıyla, içleriyle, dışlarıyla, zamanlarıyla, mekânlarıyla Allah huzurunda olduklarının şuurunda olmuşlardır. Allah’ın Resûlü, Cibril hadisinde: “Her ne kadar sen onu görmüyorsan da O seni görüyor ya” buyuruyordu ya, işte bu duygu dünyada onların ruhlarını, bedenlerini, her şeylerini kaplayan bir ürperti olmuştu. Her an Rablerinin basiret nazarının mevcudatın her zerresine nüfuz ettiğini iliklerine kadar hissederek hayatlarına çeki düzen vermişlerdir. Her şeyden haberdar olan, her şeyi gören ve her şeye nüfuz eden gözün sürekli murakabesi altında bulunmanın korkusu ve hacaleti içinde samimi bir kalple O’na yönelmişler, hiçbir zaman hiçbir eylemlerinin O’ndan gizli kalmadığını anlayarak, O’nun göremeyeceği bir harekette bulunmamışlar, içlerini dışlarını temizleyip O’na lâyık hale gelmişler, O’nun rızasını kazanmak için ellerinden ge-len her şeyi yapmak için çırpınmışlardır. Yaptıklarını O’nun istediği bi-çimde ve O’na lâyık yapmaya çalışmışlardır. Yaptıklarını O’nun kitabına ve Resûlünün Sünnetine uygun yapma gayreti içine girmişlerdir. Tüm sa’ylerini vahiy kaynaklı yapmaya, istinat noktaları olarak vahyi temel almaya çalışmışlardır. Sa’y deyince elbette Hacer annemizi ve onun sa’y’ini hatırlamak zorundayız. Safa’yı, Merve’yi, zemzemi hatırlamak zorundayız. Leyl sûresinde de anlatıldığı gibi insanların sa’yleri farklıdır. İnsanların amellerindeki, hareketlerindeki hedefleri, niyetleri farklı olduğu gibi, o amellerin yaptırıcıları da farklı farklıdır. Kimisi yaptıklarını sadece Allah için yapar, kimileri de başka maksatlarla yaparlar. Sa’yler farklı olunca, elbette Safa ve Merve’ler de farklı olacaktır. Safa ve Merve’ler farklı olunca da bu sa’ylerin sonunda elde edilecek zemzemler de farklı olacaktır. Kim nerede, ne adına sa’y ediyorsa sonunda bulacağı zemzemi de o olur. Allah adına sa’y eden, yarın Rabbinin hoşnutluğunu umarak sa’y eden bir mü’min elbette sonunda buna ulaşacaktır. Ama sadece bir kısım dünyalıklara ulaşmak için sa’y edip yorulan bir kimse de elbette sonunda ona ulaşacaktır. Kim nereyi sevmişse, nerede sa’y ediyorsa, ne adına koşturuyorsa, kafasındaki hedefi neyse sonunda ona ulaşacak, zemzemi oradan içecektir. Şimdi bu âyetler çerçevesinde kendi kendimize soralım: Acaba bizim sa’yimiz neresi? Sizin sa’yiniz neresi? Ne adına koşturuyoruz? Neyi bulmak, neye ulaşmak istiyoruz? Hayat programımızı kim belirliyor? Bu yaptıklarımızın yaptırıcısı kim? Ya da bu sa’ylerimizin Safa’sını, Merve’sini kim belirliyor? Hareketlerimizi, amellerimizi din mi belirliyor, Allah ve Resûlü mü belirliyor? Yoksa kendimiz mi belirli-yoruz? Yâni ne yapacağımızı, ne alacağımızı, ne satacağımızı, hangi mesleği seçeceğimizi, ne okuyacağımızı, nerede okuyacağımızı, nasıl giyineceğimizi, nasıl yaşayacağımızı, neleri yiyip, neleri içeceğimizi kim belirliyor? Yaptıklarımızın ve yapmadıklarımızın yaptırıcısı ve yaptırmayıcısı kim? Unutmayın ki yarın insanlar bu sa’ylerine göre değerlendirilmeye tâbi tutulacaklardır. Allah adına ve Allah’ın belirlediği yasalar istikâmetinde sa’y eden, hayatlarını Allah’ın istediği biçimde yaşayan müslümanlar sa’y-lerinden, amellerinden, hayat programlarından razı olacaklar, memnun olacaklar. Allah’a, Allah’ın kitabına, Allah’ın peygamberine iman eden, Kitap ve Peygamberle birlikte olan, hayatını Kitap ve Peygamberle düzenleyen kimseler yarın yaptıklarından hoşnut olacaklar. Yaptıklarının karşılığı olarak buldukları cennetle sevinip coşacaklar. Sevinçten yüzleri pırıl pırıl, ışıl ışıl olacak, memnuniyetleri her taraflarından okunacak. Hayat programını, sa’y’ini kendisi belirleyen, Allah’ın hayat programını reddeden, suçlu olan, kötülük işleyen, kötülük peşinde ko-şan, reddeden, başkaldıran, isyan eden, itiraz eden, kabule yanaşmayan, Allah’a teslim olmayan kimselerin yaşadıkları bu bozuk düzen hayatlarına karşılık cehennemde korkunç bir azabı boylarlar. Rab-bimiz, bunlarla mü’minlerin kesinlikle bir tutulmayacağını anlatıyor. Sonra onlar, o mü’minler: