1. “Arkadan çekiştirip duran, kaş göz hareketleriyle alay eden her kişiye veyl olsun!” Her bir Hümeze ve Lümeze’ye veyl olsun. Her bir Hemmaz ve Lemmaz, cehennemin Veyl’ine gitsin. Hümeze ve Lümeze, Hemmaz ve Lemmaz mânâ itibariyle birbirlerine yakın kelimelerdir. Hümeze’nin dille, Lümeze’nin de fiille, davranışla insanları incitmek olduğu söylenmiştir. Veya Hümeze insanları arkadan çekiştirmek, gıyaplarında insanların şeref ve haysiyetlerini yaralamak, Lümeze de yüzlerine karşı kaş-göz hareketleriyle insanları alaya almayı, küçük düşürmeyi, rahatsız etmeyi alışkanlık haline getirmektir. Her iki kelime de bu işi çokça yapmayı, âdet haline getirmeyi anlatır. Gerek insanların arkalarından, gerekse yüzlerine karşı onların namus ve şerefleriyle oynayan, onları incitip rahatsız eden, gıybet eden, kovuculuk yapan, insanların etini yiyen, şeref ve haysiyetlerini kemiren, insanlara onların hoşuna gitmeyecek ve onurlarını kıracak lâkaplar takan, insanlarda kusur arayan, onların avretlerini açmaya çalışan, insanlar arasında zevzeklik ve maskaralıklar yaparak hem kendisi gülen, hem de insanları güldürmeye çalışan ve bu özellikleri alışkanlık haline getiren her bir Hemmaz ve Lemmaz cehenneme gitsin. Onlara veyl olsun, diyor Rabbimiz. Müslümanlara tepeden bakan, gurur ve kibir abidesi bir müs-tekbirden söz ediyor Rabbimiz. Malına, servetine güvenerek insanları horlayan, onları küçük görerek alaya alan bir insan tipi... Böyle mal ve servetine güvenerek, makam ve konumuna mağrur olarak, sahip olduğu şeylerin bir üstünlük sebebi olduğuna inanarak bunlara sahip olamayan mü’minlere tepeden bakan, bu tavrından ötürü Allah’ın cehennemini hak eden tüm müstekbirler aslında dünyada da cehennemi yaşamaktadırlar. Bunlar, bu tipler her ne kadar da müstekbirane bir tavır içinde olurlarsa olsunlar, asında övünebilecek ve sevinebilecek hiçbir şeyleri yoktur. Ama yine de bu hayat kendilerine süslü gösteriliyor. İşte böyle tüm gördükleri, oldum olası bir dünya hayatları var. Yaşasınlar bakalım. Zaten bu adamlar geberir gebermez hepsi de ce-henneme gidecekler. Hakikaten acımak gerekiyor bu adamlara, ama acımaya da hakkımız yok. Tümüyle sefaleti yaşıyorlar, ölür ölmez de cehenneme gidecekler, büyük bir azabın içinde bulacaklar kendilerini. Dünyada ne görmüşlerse, zevkleri de sefaları da, eğlenceleri de hepsi bu kadar olacak. Lâkin işin garibi bu halleriyle bile Müslümanlara hep tepeden bakıyorlar, alay ediyorlar. Ama sakın ha sakın biz müslümanlar onların alaylarından etkilenmeyelim. Sakın ha sakın onlara zerre kadar imrenmeyelim. Onlara acınacak bir zavallı gözüyle bakalım. Ve gerçekten ağlanacak durumda olanların kendilerinin olduğunu söyleyelim onlara ve hiçbir zaman en ufak bir şekilde bile olsa kalbimizden onlara benzemek duygusu geçirmeyelim. Hiçbir zaman onların yaşadığı hayatın özlemini çekmek gibi bir duruma düşmeyelim. Çünkü ilim bizde, hikmet, izzet ve şeref, akıl ve feraset, kitap, hidayet bizdedir. Bütün bunlara rağmen bunların, bu zavallıların bizim üzerimizde uyguladıkları propagandalar sonucu hemen hemen çoğumuzun da etkisinde kaldığı konular vardır. Bunları bitirmek ve bu müstekbirler karşısında aşağılık duygusundan kendimizi kurtarmak zorundayız. Bakıyoruz, bunlar dünyaya meyletmeyen, dünyayı kıble edinmeyen, dünyanın geçici metalarına çakılıp kalmayarak dünyanın ötesinde âhiretin varlığına inanan ve tüm yatırımlarını ebedî hayatları için yapan ve bu yüzden de kendileri kadar mal-mülk toplayamamış mü'-minleri küçük görürler. Birinci planda âhireti ve Rablerinin rızasını kazanmaya çalıştıkları için dünyada fakir kalmış, onlar gibi mal-mülk toplayamamış fakirleri küçümserler. Çünkü bu adamların üstünlük-alçaklık kıstasları da dünyadır, dünyanın süsü ve ziynetidir. Dünyalık sahibi olanlar bunlara göre üstün insanlardır. Tüm plan ve programları dünya içindir. Hayatın, dünyanın, dünyalık şeylerin, paranın, pulun, makamın, mansıbın kulu, kölesi olarak değil de efendisi olarak kalmayı tercih edenler… Dünyada çok yüce idealleri gerçekleştirmek için çırpınanlar Allah katında üstün iken, bunlar nazarında düşük insanlardır. Böyle insanlarla alay ederler. Varsın kendilerini üstün görsünler ve bununla avunsunlar ama bakın Allah diyor ki: “Mahlukâtın en şerlileridir onlar.” (Mâide 60) Dünyanın en değersiz, en adi insanlarıdır bunlar. Ama buna rağmen işte kendi hayatları kendilerine süslü gösterildiği gibi, etkileri altına aldıkları biz zavallıları da kendi pis dünyalarının kutsallığı hegemonyasına çekmeye çalışıyorlar. “Gelin ey müslümanlar, bu içinde bulunduğunuz kötü durumdan kurtulmak istiyorsanız siz de bizim gibi olun. Siz de bizim gibi düşünün. Siz de bizim gibi yaşayın” diyerek bizi de kendi cehennemlerine çekmeye çalışıyorlar. Ama inşallah biz onların bu zavallılıklarına, bu oyunlarına gelmeyeceğiz. Çünkü istedikleri kadar serveti, samanı kıstas alarak bizi küçük görsünler, bakın Bakara’da Allah buyurur ki: “Çünkü sakınanlar, takva erleri kıyâmet günü onların üzerindedirler. Allah dilediğini hesapsız rızıklandıran-dır.” (Bakara 212) Sadece öbür tarafta üstte değildir müslümanlar. Dünyada da üstündür müslümanlar. Müslümanlar hem dünyada, hem de ahirette kâfirlerden üstündürler.