1. “Gök yarıldığı zaman,” Sema yarıldığı zaman. Semanın nasıl yarılacağı konusunda bir bilgimiz yoktur. Ama bizim bildiğimiz bir yarılma değil tabi bu. Kapı edinme adına bir yarılmadır bu. Biz kapı deyince alüminyum bir kapı anlıyoruz, ya da işte ahşap bir kapı anlıyoruz. Bir gün Hz. Ali efendimiz Rasulullah efendimizi yemeğe dâvet eder. Koyunlar kesilmiş, develer kızartılmış, kebaplar, baklavalar, börekler hazırlanmış, etlisi, tatlısı, sütlüsü, camız yoğurdu, anzer balı, panama muzu, her şey ha-zırlanmış mı? Hayır. O biz geleceğimiz zaman yapılır. Allah’ın Resûlü böyle şeyleri sevmezdi. O’nun bu konuda öyle özel zevkleri yoktu. Onun sofrası sadeydi, külfeti sevmezdi peygamberimiz. Ya birisi bir şeyler hediye etmişti, ya da Hz. Ali efendimiz bir şeyler almıştı Fatıma anamıza, O da yalnız yemeyelim, Rasulullah’ı da çağıralım diye Hz. Ali’yi gönderir. Rasulullah kapının eşiğine gelir, şöyle mübarek elleriyle kapının eşiğine dayanır ve içerde meleklerin girmesine mâni olacak, peygamberi memnun etmeyecek bir şey görür. Allahu âlem perdede bir resim görür ve hemen dönüp gider. Onun böyle üzgün olarak dönüp gittiğini gören Hz. Ali ve Hz. Fatıma tutuşurlar. Acaba Onu kızdıracak bir şey mi yaptık? diye. Hz. Ali koşarak arkasından gider. “Ey Allah’ın Resûlü! Size ikramdan başka bir şey düşünmedik. Soframızı ziynetlendirirsin diye düşündük. Yoksa bilmeden bir hata mı işledik?” der. Rasulullah buyurur ki: “İçerde meleklerin girmesine engel olan bir şey varken biz oraya giremeyiz. Meleğin girmeyeceği yere bir peygamber giremez” buyurur. Peki peygamberin girmediği yerde bizim ne işimiz var? Ya da niçin evlerimize peygamberi sokmuyoruz? Bir bakalım evlerimize. Peygamberi sokmayacak neler var evlerinizde? Varsın peygamber girmezse girmesin, biz bu zevklerimizden, bu aletlerimizden vazgeçemeyiz dediğiniz neler var orada bir düşünün. Ama bu kapılar şu bizim bildiğimiz kapılardan değil. Bakın Furkân sûresi bunu şöyle anlatır: “O gün, gök beyaz bulutlar halinde parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir.” (Furkân 25) Nebe’ sûresi de bunu şöyle anlatıyordu: “Gökler kapı kapı açılacaktır.” (Nebe’19) Evet sema açılacak, kapılar oluşacak, kapı, kapı olacak. Sema yarılacak ve kapılar oluşacak. Ne olacak bu kapılar? Bu kapılardan melekler gelecek. Kıyâmetin kopuşuyla, imtihan konumundaki bu dünya hayatının hesap konumuna geçirilmesiyle, ya da imtihan sonuçlarının ilânı dönemine geçişiyle, hesap, kitap döneminin başlamasıyla ellerinde amel defterlerimiz olduğu halde melekler inecek her bir kapıdan. Sema öyle bir yarılacak ki, kapılar oluşacak. Ya böyle arşa bir yol, kürsî’ye bir yol açılacak, yollar açılacak, ya da meleklere kapılar, yollar açılacak. Ellerinde kulların amel defterleri olduğu halde Allah’ın melekleri bu kapılardan hesap yerine inmeye başlayacaklar. Yani Mahkeme-i Kübra’da, o büyük mahkemede yaşadığımız bu hayatın hesabı görülmeye başlanacak.