İnfitâr Suresine Dön

İnfitârالانفطار

6. Ayet

6İnfitâr Suresi

يَٓا اَيُّهَا الْاِنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَر۪يمِۙ

Ey insan! El-Kerîm olan Rabbine karşı seni aldatan şey nedir?

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

6-8. “Ey İnsanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?” Genellikle bu insan kâfirdir. Kulluk yapmayan, kulluk dışında başka şeylerle meşgul olan kimsedir. Rabbimiz buyurur ki: “Ey yarın bunlar başına gelecek olan insan! Ey bütün bunlar kendisini bekleyen insan! Bütün bunları anladığın halde, bütün bunları gözlerinle görür gibi kavradığın halde seni Rabbine karşı mağrur eden ne? Rabbine karşı bu isyan cesaretini ne-reden alıyorsun? Bu konuda sana cüret veren ne? Üstelik senin Rab-bin kerîmdir. Sana karşı son derece merhamet ve keremi işleyendir. Nasıl oluyor da böyle kerîm bir Rabbe karşı nankör davranabiliyorsun? Nasıl oluyor da böyle kerîm bir Rabbin hakkını verme konusunda, hukukunu eda konusunda kusur edebiliyorsun? Nasıl oluyor da ihsana karşı isyanla mukabele edebiliyorsun? Nasıl oluyor da ikrama karşı tuğyanla karşılık verebiliyorsun? Nasıl oluyor da O’na lâyık olmayan bir mukabelede bulunabiliyorsun. Halbuki nîmete karşı şükür gerekirdi. Sana karşı bu kadar kerem sahibi olan, sana nîmetlerini yağdıran bir Rabbe karşı bu nankörlük yapılır mıydı? Seni kerîm olan Rabbine karşı ne mağrur etti? Kim aldattı? Halbuki senin Rabbin kerîmdi, lütuf sahibiydi, yapmamalıydın ona karşı bunu. Dikkat ederseniz burada mağrur olan insana karşı Rabbimizin Celâl sıfatlarından birisi zikredilmemiş de, kerîm sıfatıyla hitap olunmuştur. Birileri buradan şu manayı çıkarmış: Yarın Rabbim: “Ey kulum! Bana niye kulluk yapmadın? Beni niye memnun etmedin? Benim istediğim hayatı yaşayarak niçin Benim rızama kazanmadın?” diye bana sorarsa, ben de derim ki: “Ya Rabbi! Bunun sebebi Sensin. Eğer sen bu kadar kerîm olmasaydın, dünyada benim işlediğim günahlarımı örtmeseydin, bana fırsat vermeseydin, bana lütuf ve kereminle muamele etmeseydin ben de böyle yapmazdım. Ne yapayım? Senin keremin beni buna sevk etti. Dünyada işlediğim bir günah karşısında halim davranıp hemen cezamı vermedin, onun için ben de böyle yaptım,” derim der. Birisi de der ki: “Yahu sizin ferasetiniz yok mu? Allah bu âyetinde bize bizim kendisine vereceğimiz cevabı hatırlatıyor. Yarın Allah bana böyle bir soru sorarsa, ben de cevap olarak böyle diyeceğim: Kerîm’in keremi beni aldattı. Senin keremin beni aldattı ya Rabbi!” diyeceğim diyor. Yani sanki Allah bu âyetiyle yarın kendisine nasıl ce-vap verip kurtulacaklarını günahkârlara gösteriyor, onlara kopya veriyormuş. Bunun ikisi de bâtıldır, ikisi de sapıklıktır. Evet, Allah kerîmdir. Allah kerem sahibidir. Allah affı, mağfireti, lütfu, keremi bol olandır. Ama bilelim ki hakim olmayan, hikmet sa-hibi olmayan, yani keremini yerinde kullanmayan varlık ta müsriftir. Sırf affeden ama cezalandırması olmayan varlık âdil değildir. Böyle-lerini aslında aldatan Allah değil, Allah’ın keremi değil de şeytandır. Bakın Rabbimiz Hadîd sûresinde onu şöyle anlatıyor: “Şeytanlar sizi Allah’a karşı da ayarttı.” (Hadîd 14) Aldatıcılar sizi Allah’la aldattılar. Nasıl? Allah Kerîm dediler. Allah bağışlar dediler. Allah bekler dediler. Allah kusura bakmaz dediler. Allah kızmaz dediler. Allah Ğafûr ve Rahîmdir dediler. Allah cenneti olandır dediler. Allah’ın kitabı böyle okunur dediler. Anlamadan da okusan olur dediler. Allah bundan da razı olur dediler. Allah bu kadarına da karışmaz dediler. Allah hayata karışmaz dediler. Canım Allah buna da karışacak değil ya dediler. İşi gücü yok da Allah bununla mı ilgilenecek? dediler. Öyle bir Allah tanıttılar ki, Kur’an’ın hiçbir yerinde tanıtılmayan bir Allah. Kılık-kıyafete karışmayan bir Allah. Meslek seçimine karışmayan, kazanmamıza harcamamıza karışmayan bir Allah. İnsanlar aldanıyorlar bu konuda. Aldanmalarının sebebi de anlıyoruz ki birincisi şeytanlardır. Şeytanlar, gerek cinlerden olan, ba-baları İblis olan şeytanlar, gerekse yeryüzünde şeytan misyonu üstlenmiş, babaları Adem olan iki ayaklı insan şeytanlar, insanları Allah konusunda aldatıyorlar. İnsanlara Kur’an’dan farklı bir Allah tanıtarak insanları aldatıyorlar. Sonra cehaletleri sebebiyle insanlar Allah konusunda aldanıyorlar. Fâtır sûresindeki şu âyet-i kerîme bunu anlatır: “Allah’ın kulları arasında O’ndan korkan, ancak bilginlerdir.” (Fâtır 28) Demek ki bu bir cehalet eseridir. Allah konusunda aldanıp O’na karşı mağrur olmak cehaletin eseridir. Allah’ı, Allah’ın kitabını, Resûlünün sünnetini bilmemenin neticesidir. Zira Rabbimizin keremine, hilmine, günahları setredişine, yani onlara karşılık hemen bir anda ceza verilmemesine güvenmek cehalet eseridir. Buna güvenmeyip Allah’tan korkanlar, Allah’a Allah’ın istediği kulluğu işleme konusunda, Allah’ın emirlerine karşı gelme konusunda haşyet içinde olanlar bilgi sahipleridir. Yani bu âyet cehaletin zıddını anlatır. Evet ey kulum! Kerîm olan Rabbine karşı seni aldatan nedir? Peki acaba insanın aldanışının gündeme geldiği burada Kerîm sıfatı niye gelmiş? Bunu şöyle anlamaya çalışıyoruz: Farz edin ki bir öğretmeniniz var. Öyle dürüst, öyle imanlı, öyle efendi birisi ki, kendisinden çok bizi düşünüyor. Bizi düşünen, bizi seven, kafasında bilgi olarak ne varsa hepsini bize anlatmak için çırpınan, bilgisini bizden kıskanmayan, notu bol olan, ehl-i insaf birisi. Bilgisini bizden esirgeyip kıskanmadığı gibi, imtihanda da notu kıskanıp problem etmeyen birisi. Hattâ not defterini elimize veriyor ve buyurun istediğiniz notu kendiniz yazın diyen birisi. Şimdi böyle cömert, böyle ikram sahibi bir hocanın imtihanında bir arkadaşımız kopya çekmeye kalksa ne deriz buna? Şu yaptığını beğendin mi? Bu adama da yapılır mı bu? Hani cimri, notu kıskanan, bilgisini kıskanan birisi olsa neyse. Bu adama yapılır mı bu? Şu yaptığın şeye bak. Başkasına olsa neyse, ama bu adama kar-şı yapılır mı bu! deriz ya. Veya bir adam düşünün ki çok cömert, çok infak ehli birisi. Adam o kadar iyilik ve cömertlik sahibi ki, kendi yemiyor eline geçeni bize yediriyor. Evini açmış bize ve buyurun ne isterseniz alın, yiyin, için diyor. Şimdi içimizden birisi onun evinden bir şeyini, bir eşyasını çalmaya kalksa ne denir buna? Allah’tan kork! Bu adama yapılır mı bu? Yahu zaten evini ardına kadar açmış adam. Ne isterseniz istediğiniz kadar alabilirsiniz diyen bir adama karşı şu yaptığını beğendin mi? deriz ya. İşte bu âyet-i kerîmede de böyle deniliyor. Ey insan, kerîm olan, sana karşı son derece kerem sahibi, ikram sahibi olan, seni yaratan, seni yoktan var eden, şu anda elinde ne varsa hepsini sana lütfeden, bu kadar cömert bir Rabbe karşı bu yapılır mıydı? Hani başkasına olsa neyse ama böyle bir Allah’a karşı şu nankörlüğünü beğendin mi? Bu kadar kerîm olan bir Rabbe karşı teşekkür edip O’na kulluk yapman gerekirken nasıl düşman kesiliyorsun böyle? Nasıl böyle bir Rabbe kulluğu bırakıp ta hiçbir şey yaratmayan, senin yaratılışınla hiçbir ilgisi olmayan, sana hiçbir şey sağlamayan başkalarına kulluk ediyorsun? Nasıl oluyor da Rabbinin hatırını bırakıyor da başkalarının hatırını kazanmaya çalışıyorsun? Böyle bir Allah’a karşı yapılacak şey miydi bu? deme adına, Rabbimizin Kerîm oluşu gündeme getirilmiş anlıyoruz. Ne oluyor ey insan? Ne yapmaya çalışıyorsun? Allah’tan, O’-nun kitabından, O’nun elçisinden, O’nun senin adına gönderdiği dininden, hayat programından habersiz bir hayat yaşıyorsun. Kerim o-lan, ikramı bol olan, hayatını, varlığını ve sahip olduğun her şeyini kendisine borçlu olduğun Rabbine karşı şu yaptığını beğeniyor musun? Yani böyle son derece cömert bir Rabbe karşı olacak şey mi bu yaptığın? Hiç aklın yok mu senin? gibi bir ifade kullanarak, Rabbimiz kullarının akıllarını başlarına getirmeyi hedefliyor. Öyle kerem sahibi bir Allah ki, o kereminin gereği olarak seni yarattı. Seni yoktan yarattı, var kıldı. Seni yokluktan çıkarıp var etti. Yokken, hiçbir şey değilken seni varların içine kattı. Ve sonra da sana bir îtidal, bir uyum verdi. Uzuvlarını düzgün yarattı. Seni yarattı ve tes-viye etti Allah. Vücudunu, organlarını yerli yerince, uyum içinde kıldı. Her şeyini derinin içine koydu. Azalarının bir kısmı dışarıda olsaydı ne yapardın? Sonra seni hayvanlar gibi beli bükük yapmadı, belini doğrultabilecek bir özellikte kıldı. Seni topraktan, sonra nutfeden yaratan, sonra tesviye eden, seni insan kılığına koyan Biziz diyor Allah. Hal böyleyken nasıl oluyor da Rabbine isyan ediyorsun? Nasıl oluyor da Allah’ı ve Allah’tan gelen âhiret gerçeğini inkâr ediyorsun? Nasıl oluyor da bu mülkün Allah’a ait oluşunu inkâr ediyorsun? Nasıl oluyor da sahip olduğun şeylerin tamamının Allah’ın sana bir lütfu olarak değil de kendi planlarının, kendi becerilerinin bir meyvesi olarak görüyorsun? Nasıl oluyor da bütün bunların ebedîyen kendinde kalacağına, hiç kimsenin onları kendinden alamayacağına, bu imkânlarını keyfinin istediği biçimde kullanabileceğine, bu konuda kimseye hesap vermek zorunda olmadığına inanıyorsun? Seni topraktan yaratan, seni adam eden Rabbini inkâr mı ediyorsun? Sen kendi kendini yarattığını, kendi kendini adam ettiğini mi zannediyorsun? Ana rahmine düştüğün zamanı bir hatırlasana. Adam olacak hiçbir tarafın yoktu. Gücün, kuvvetin yoktu. Bilgin, görüşün yoktu. Elin, ayağın yoktu. Çevren, fırsatın, imkânın yoktu. Evin, barkın, paran, pulun yoktu. Bağın, bahçen yoktu. Hiçbir şeyin yoktu. Şu anda sen adamsan ve bütün bu imkânlara sahipsen unutma ki bütün bunları sana Allah verdi ve seni adam eden de Allah’tır. Şu anda aklım, fikrim var diyorsan, onu sana veren Allah’tır. Şu anda malım var diyorsan, onu sana veren O’dur. Ekonomik gücüm var, siyasal gücüm var diyorsan bunları da sana veren O’dur. Sahip olduğun, benim dediğin neyin varsa hepsini sana veren O’dur. Sen bütün bunları sana veren ve seni yoktan var eden Rabbini nasıl inkâr ediyorsun? Nasıl oluyor da her şeyini kendisine borçlu olduğun Rabbini diskalifiye ederek kendi tanrılığını iddia ediyorsun? Utanmadan nasıl oluyor da kıyâmetin kopacağını da zannetmiyorum. Bu saltanatımın biteceğini de ummuyorum diyerek Allah’ın haberlerini inkâr ediyorsun? Bunu nasıl yapabiliyorsun? Allah’ın yoktan var ettiği, Allah’ın topraktan çıkarıp adam ettiği bir varlık olarak nasıl ona isyan edebiliyorsun? Kendini bir şey mi zannediyorsun? Unutma ki: Allah dileseydi seni farklı şekilde de yaratabilirdi. Bir kedi, bir köpek, bir hınzır veya üzüm şeklinde, karpuz şeklinde de yaratabilirdi. Allah’a asla itiraz hakkın da olmazdı. Hani şimdi şu anda bu varlıklar itiraz edebiliyorlar mı Allah’a? Veya dileseydi hiç yaratmazdı Allah se-ni. Olmayan bir varlığın itiraz hakkı olur muydu? Allah seni en güzel bir biçimde yarattı. İstediği, seçtiği bir güzellik içinde yarattı. Hz. Adem’den bu yana ceddinden herhangi birisinin sûretinde yarattı seni. Şimdi söyle bakalım: Bunu beceren Allah, seni yoktan var eden Allah hesap sormayı beceremez mi? Yaratan ceza vermekten aciz olur mu? Yaratan yarattığını hesaba çekemez mi? Veya yaratıcıya karşı bu senin yaptığın yapılır mı? Yaratıcıya nankörlük yapılır mı? Yaratıcı olan Allah dururken başkalarına kulluk yapılır mı? Başkalarına minnet duyulur mu?