İnsân Suresine Dön

İnsânالانسان

18. Ayet

18İnsân Suresi

عَيْنًا ف۪يهَا تُسَمّٰى سَلْسَب۪يلًا

(Öyle bir) pınardan ki orada selsebil diye isimlendirilir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

18. “Orada, zencefil karışık bir tasla içirilirler. O pınara “Selsebil”, (tatlı su) denir.” Ve orada bir kadeh sunulur ki katkısı olmuştur Zencebil. Buradaki Zencebil, Ebrâr müminlerin içeceği bir pınardır. Veya kâfur soğukluğunda, zencebil tadında, misk kokusunda bir cennet şarabıdır denmiş. Yani böyle övmek için sanki ne desen caiz gibi gelecek. içki, içki, içki üstüne içki. Bir pınar ki adına Selsebil denilir. Orada mü’min-lerin meclisleri, oturakları, evleri ve odaları yollarında akar durur bir pınardır. Mü’minlerin oturdukları yerlerde, içki âlemlerinde, sohbet meclislerinde, gittikleri yerlerde, dolaştıkları yerlerde akar dururmuş. Selsebîl cennetteki bir pınarın adı. Kur'an-ı Kerim'de sadece bir defa ve işte burada zikredilmektedir: "Cennette samimi mü'minlere "zencefil" katılmış kadehler sunulur, o cennette "selsebil" denilen bir kaynaktır” Hadislerde ise, cennetteki selsebil pınarı Rasûlullah (s.a.s)'in Abdurrahman b. Avf ile ilgili bir duasında geçmektedir: "... Allah'ım, Abdurrahman b. Avf)'ı cennetteki "selsebilden" içir" (Ahmed b. Hanbel, VI, 299, 302). Gramer alimlerinden bazıları, kelimenin s.b.l. kökünden türetil-miş olduğunu söylerken bazıları da beş harfli bir kökten türetilmiş ol-duğunu ifade etmektedirler. Buna göre müennes kalıbı hariç bu kök-ten türetilen tek kelimenin "selsebil" olduğu sonucuna varmışlardır. ibnul-Esîr, Abdurrahman b. Avf hakkındaki hadisin; "... Cennet selse-linden içir" şeklindeki rivâyette selsel'in "soğuk su" olduğunu; "Cen-netteki selsebilden içir" şeklindeki rivâyette de kastedilenin bir pınar olduğunu kaydetmektedir (En-Nihaye fî Ğaribil-Hadis, Beyrut 1979, II, 389) Mücahid, selsebilin cennette bir pınarın adı olduğunu, akışının düzgün ve kuvvetli olmasından dolayı bu adı aldığını söylemektedir. Bazı müfessirlerin selsebil'i pınar adı olarak tefsir etmelerinin yanında diğer bazıları da bunun pınar'ın adı değil, sıfatı olduğunu söylemiş-lerdir. Bu görüşü savunanlar söyle demektedirler: "Selsebil'i, pınarın adı olarak zikretmekteler ve yine onu, kesintisiz ve lezzetli akan su-yun sıfatı olarak belirtmektedirler. Onun bir pınar olduğu tam olarak kabul edilseydi, çoklarının onun akışını tarifine katmamaları gerekirdi. Ancak selsebilin akışını söz konusu etmeyen yoktur". Allah Teâlâ, iman edip salih amel işleyen ve her türlü zorluğa göğüs gererek dinlerinde sebat eden kimseler için vaat etmiş olduğu cennetteki nimetleri değişik sûrelerde çarpıcı bir şekilde tarif ederek geçici dünya nimetlerine karşı kıyaslanamaz üstünlüklerini ortaya koymaktadır. Şimdi bu kadar güzelleştirilsin cennet müminlere, bu kadar süslensin, ondan sonra da onlar dünyayı güzelleştirmek için Âd’ı ve Semûd’u örnek alsınlar ve tıpkı onlar gibi dünyayı kıble edinip imar etmeye çalışsınlar. Dünya hatırına cenneti gündemlerinden çıkarsınlar, dünyayı kıble edinsinler. Böyle bir cenneti dünyanın basit zevklerine satsınlar. Gerçekten akıl kârı değil. Selsebilin saptırılmış bir yorumu var tasavvufta. Diyorlar ki işte birden geldik, yine bire döneceğiz. Vahdette teklik, vücutta teklik anlayışıdır ki İslâm onu reddeder.