İnşikâk Suresine Dön

İnşikâkالانشقاق

25. Ayet

25İnşikâk Suresi

اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ اَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ

İman edip salih amel işleyenler müstesna. Onlar için kesintisiz bir mükâfat vardır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

24-25. “Ey Muhammed! Onlara can yakıcı azabı müjde et. Yalnız inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, kesintisiz ecir vardır. “ Peygamberim! Sen elim bir azapla, elem verici, dayanılmaz bir azapla müjdele onları. Hepsini mi? Hayır, ancak inanıp pişman olanlar var ya, inancını amel haline getirenler var ya onlar müstesna. Zaten mü'minin her bir ameli imanın eseridir. Öyle olmalıdır. Mü'min, ha-yatının her bir kademesinde mü’mindir. Namaz kılarken de, yatarken de, yerken içerken de, ticaret yaparken de, evlenip boşanırken de. Her yaptığı işi müslümanca yapar, müslüman olarak yapar. Namaz kılıyorsak buna inandığımız içindir. Bazen de bir şeyi yapmıyoruz, bu da öyle. Bunu da müslüman olarak yapmıyoruz. Meselâ ne gibi? Meselâ içki içmiyoruz, zina etmiyoruz. Bunu yapmazken de biz müslü-man olarak yapmıyoruz. Gerek pozitif, gerekse negatif olarak ne yapıyor, ne yapmıyorsak bunu müslüman olarak yapıyoruz. Yani bizler devamlı amel, kavil ve fiille meşgulüz demektir. Şimdi biz bunların tümünü bir imanla, bir imanın gereği olarak yaptığımıza göre, öyleyse yaptığımız şeyleri bir düşünelim. Acaba Mevlâ bizden bunları istedi diye mi yaptık? Yani bütün bu yaptıklarımızı imanımız gereği mi yapıyoruz, yoksa bize bunları yaptıran başka bir imanımız mı var? Veya bu yaptıklarımızı yaptıran başka Rablerimiz mi var? Öyleyse ne kötü imandır ki, o bize bunları yaptırıyor. Bütün bunları Allah istemediyse bizden, öyleyse niye yapıyoruz? İnanan ve inancını yaşayan, inanan ve imanını hayatında görüntüleyen, inanan ve inancını pratize eden, hayatını iman kaynaklı yaşayan, hayatlarıyla imanları özdeş olan kimseler için ne varmış? Onlar için gayr-i memnun bir ecir, bir ücret vardır. Minnet, başa kakmaktır. Gayr-i memnun ecir de minnetsiz, minnet duyulmayacak tarzda, başa kakılmayacak biçimde bir ecirdir. Ameller karşılığı bir ücrettir. Hani çalışan, alnının terini siler ve: “Ver arkadaş!” der ya, işte aynen bunun gibi minnetsiz, amel karşılığı bir ücret verilecek onlara. Evet baş kakıntısı olmayan bir ecir. Yani Allah, dünyadakilerin verdiği ücret gibi hadi hadi hakketmediniz ama yine de size bunları veriyorum demeyecek, işte bunları siz hak ettiniz, amellerinizle hak ettiğiniz mükafat işte budur diyecek. Bir de gayr-i memnun, memnuniyetin de ötesinde bir ecir demektir bu. Yani, “Yeter ya Rabbi, ben ne yapacağım bu kadar nimeti? Yeter ya Rabbi bu kadar hûriyi ben ne yapacağım? Ben bu kadar bü-yük bir mülkü ne yapacağım?” dedikçe, Allah’ın daha fazlasını vereceği bir ecir, bir ücret var onlar için. Memnun olmanın da ötesinde, memnuniyetin de ötesinde bir ecir, bir mükafat verilecek o mü’min-lere. Bu sûre ile alâkalı da bu kadar söz yeter. Rabbim gereğiyle amel eden kullarından eylesin. Ve âhiru dâvana enil hamdü lillahi Rabbil’ âlemîn.