33. “İşte azab böyledir; ama ahiret azabı daha büyüktür; keşke bilseler!” Bu bölümün sonunu anlatıyor Rabbimiz. İşte dünyanın azabı böyle. Böylece dünyadaki bir cennete, bir bahçeye ilişkin imtihan konusu burada bitiyor. Allah diyor ki, “işte dünyadaki azap böyledir. Size dünyada tat-tırılan bir azap örneği sundum. Ama bir de ahiret azabı var ki o çok daha büyüktür.” Peki bu adamlar tevbe etti, hatalarını anlayıp vah tuh dediler, Allah’a döndüler, o zaman acaba niye bir de ahiret azabı var öyleyse? Anlıyoruz ki bu ahiret azabı, bu bahçe sahiplerine ait bir azab değil. Bizim aklımızı başımıza getiren bir azap bu! Sanki Rabbimiz bizlere dikkat edin diyor. Dikkat edin, akıllarınızı başlarınıza alın, bakın dünyadaki azab böyle. Dünyadaki basit bir azap karşısında bile böyle eliniz, ayağınız kuruyor, bir şey yapamıyor, kahroluyor, mahvoluyor, karşı gelemiyor, reddedemiyor, engel olamı-yorsunuz. Allah ne istiyorsa dünyada yapıyor da, ya ahiret azabı? Bir de onu düşünün. O çok daha çetindir. Ne yapacaksınız? Bir bilseniz, bir anlasanız diyor Allah. Bir cennet ashabından, bir bahçe ashabından bahsedildi. Ama bu cennet, dünyada bir cennet. Demek ki kullukta yapacağımız küçük bir falsoyla bile, bir inşallah dememekle, ya da malımız konusunda kendimizi söz sahibi bilerek, onda fakir-fukaranın hakkını görmezden gelerek dünyadaki cenneti kaybedeceğimize göre, unutmayalım ki yan çizmek, Allah’a kullukta bir falso vermek, öteki cennetimizi de bi-ze kaybettirebilir. İşte burada bizlere bunu anlatarak Rabbimiz bizleri uyarıyor. Dikkat edin! Dünyadaki cennetleriniz konusunda Allah’a kü-çük bir yan çizmeniz, meselâ bir istisnada bulunmamanız, inşallah dememeniz sonucunda cennet ellerinizden alınıverir. Veya daha öteye gidiyoruz. Adem (a.s.) cennette idi. Lütuf o-larak konulmuştu oraya, hiçbir gailesi, derdi, sıkıntısı yoktu orada. Ama şeytanın vesvesesine azıcık şöyle bir kulak kabartıverince, şeytan onu yanılttı, şaşırttı da, cennetten çıkmalarına, cenneti kaybetmelerine sebep oldu ya, işte sanki böyle bir öğütleme var sûrenin bu bö-lümünde. Bundan sonra da insanların yanılgı noktalarını, hataya düşme noktalarını anlatmaya başlayacak Cenâb-ı Hakk. “Dikkat edin!” diyecek sanki, bizi bizimle yüzleştirecek, bizi bizimle, hayat programlarımızla, yaptıklarımızla ve yapmadıklarımızla yargılayacak. Bakalım ne-ler gelecek bize? “İşte öyle bir azab. Biz azab ettik mi, karşı gelinmez bir azab ederiz. Ama ahiret azabı çok daha büyüktür, ah bir bilseniz!” buyurduktan sonra bakın hemen müjdeli bir haber geliyor: