Kalem Suresine Dön

Kalemالقلم

36. Ayet

36Kalem Suresi

مَا لَكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَۚ

Ne oluyor size, nasıl hüküm veriyorsunuz?

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

36. “Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz?” Allah, akıllarımızı başlarımıza çağıralım diye sormaya devam ediyor. Değilse suçumuzu ispat için değil, Allah zaten ispata muhtaç olmadan bilir bildiğini. Söyleyin bakalım! Ne oluyor size? Neyiniz var sizin, neden böylesiniz? Nasıl hükmediyorsunuz? Yani bu hüküm konusunda tavrınız ne böyle? Tâğutlar koyuyorsunuz hayatınıza, onlara müracaat ediyorsunuz, şeytana müracaat ediyorsunuz. Hayatınızda Allah’a biraz karışma alanı, başkalarına biraz karışma alanı belirliyorsunuz. Hayatınızın bazı bölümlerinde Allah’ı bazı bölümlerinde de başkalarını din-liyorsunuz. Bazen Allah’a, bazen de başkalarına kulluk ediyorsunuz. Bazen Allah’ın yasalarını, bazen de başkalarının yasalarını uyguluyor-sunuz. Peygamberi hayattan diskalifiye için elinizden geleni yapıyorsunuz. Bak biz toplumsal bir örnek verdik, bir bahçe örneği verdik. Ne oluyor size? Ne yapmaya çalışıyorsunuz? diyerek başta işin hükmünü anlatıyor, işi hükme bağlıyor Allah. Hani hâkimiyet kayıtsız şartsız Allah’ındır, deniyordu ya, işte burada Rabbimiz onu anlatıyor. İşe sanki oradan başlıyor Rabbimiz. Aslında bir zamanlar bu cümleyi duvarlara yazdık, bazı yerlere kazımaya çalıştık. Ama bizim kullandığımız şekliyle bu cümle yanlıştır. “Hâkimiyet kayıtsız şartsız Allah’ındır!” diyorlar. Bu şekliyle çok yanlış bu. Tersi doğrudur bunun. Nasıl? “Kayıtsız şartsız hakimiyet Al-lah’ındır.” Bu doğru işte. Hâkimiyet kayıtsız şartsız Allah’ındır demek yanlış, kayıtsız şartsız hâkimiyet Allah’ındır demek doğrudur. Yani iki türlü hâkimiyet vardır: Bir kayıtlı şartlı hâkimiyet, bir de kayıtsız şartsız hâkimiyet. Hâkimiyetin kayıtlı şartlı olanı bize aittir, a-ma kayıtsız şartsız olanı Allah’a aittir. Bizim hâkimiyetimiz kayıtlı şartlı hâkimiyettir. Meselâ babanın evlat üzerindeki hâkimiyeti, kocanın ka-dın üzerindeki hâkimiyeti veya reisin tebaası üzerindeki hâkimiyeti ka-yıtlı şartlı hâkimiyettir. Neyle kayıtlı? Allah ve Resûlü ile kayıtlıdır. Kitap ve sünnete ters düşmemekle kayıtlıdır. Kitap ve sünnete ters düştükleri takdirde hiç kimseye itaat edilmez. Ama kayıtsız şartsız hâkimiyet o sadece Allah’ındır. Allah’ın hâkimiyetinin hiçbir kaydı şartı yoktur. Allah ve Resûlü’ne mutlak itaat edilecektir. Öyleyse hâkimiyet kayıtsız şartsız Allah’ındır cümlesi yanlıştır. O zaman Allah’ın başkalarına da hâkimiyet verdiği reddedilmiş olacaktır. Halbuki Rabbimiz biraz biraz insanlara da vermiştir o hâkimiyetinden. Az evvel saydığım kişilere de hüküm yetkisi, hâkimiyet yetkisi vermiştir Rabbimiz. Meselâ bakın Allah bizzat Kur’an’da bu hu-susu şöyle anlatır: “Aranızda hükmettiğiniz zaman adâletle hükmedin.” (Nisâ 58) Yani insanlar arasında hükmettiğinizde, hükmünüzü, hâkimiyetinizi gündeme getirdiğinizde adâletle hükmedin, adaletten ayrılmayın. Demek ki bize de biraz biraz hâkimiyetinden vermiştir Rabbimiz. Kur’an-ı Kerîm’de itaat mekanizmalarının anlatıldığı bölümlerde Rab-bimiz diyor ki, “size bir şeyler emreden emir sahiplerini de dinleyin.” Yani idarecin, baban, kocan, arkadaşın, eşin, dostun sana bir şeyler emrediyorsa önce Allah’ı dinle. Mutlak kayıtsız şartsız olarak Rabbini dinle. Rabbin ne diyorsa mutlak doğru olduğuna inanarak O’nu dinle. Rabbini dinlerken, “ama ya Rabbi!” diye O’na akıl vermeye kalkışma. “İyi ama ya Rabbi benim şöyle bir konumum, benim şöyle bir durumum vardı, onu da düşündün mü?” diyerek O’na yol göstermeye kalkışma. Allah ne diyorsa mutlak dinle. Sonra peygamberi de kesin dinle. “İyi ama ya Rasulallah şunu, şunu da düşündün mü?” filan diyerek peygamberi de şartlandırmaya, ona da nasihat etmeye kalkışma. Onu da kayıtsız şartsız dinle. Üçüncü bir grup da senden bir şeyler isteyecek. Yarın şuraya gidelim, şöyle giyinelim, şuradan kazanalım, şuralarda harcayalım, şunu yapalım, bunu yapmayalım, şuralarda okuyalım, buralarda bulunmayalım, önce şunu yapalım, önce bunu okuyalım, evimizi şöyle tefriş edelim, çocuğumuzu şöyle eğitelim gibi sana bir şeyler emreden bir şeyleri yasaklayanlar olacak. Bunları da dinle. Ama bakın bunları dinlemek mutlak değildir. Burada bir kayıt var. O da bu emir sahipleri Allah ve Resûlü’ne itaat edecek ve senden istedikleri de Allah ve Resûlü’nün istekleriyle çatışmayacak. İşte kayıtsız şartsız bir hâkimiyetten söz edilecekti ya, Allah burada ona başladı. İşte mutlak hâkimiyet sahibi olanın Rabb olması gerekecek, Hakim olanın İlah olması, Alîm olması, Kadir olması, Ceb-bar olması, Kahhâr olması, Rahmân olması, Hâdî olması, Rezzâk ol-ması da gerekecek. İşte böyle bir hâkimiyet anlatılır burada. Öyleyse anlayın ki Allah hayata hükmedendir. İşte dert bu za-ten. Problemin odak noktası burasıdır zaten. Bugün birileri O’nu hayata karıştırmak istemiyor. “Tamam vardır, birdir, yücedir, âlîdir, kutsaldır ama hayatımıza karışmamalıdır! Kılık-kıyafetimize, eğitimimize, hukukumuza, ekonomimize, sosyal ve siyasal yapılanmamıza, kazan-mamıza-harcamamıza, düğünümüze, derneğimize, yememize-içme-mize Allah karışmamalıdır. Bütün bu konuları biz biliriz, Allah bilmez, veya biz O’ndan daha iyi biliriz” demeye ve hâkimiyeti Allah’tan koparıp kendi ellerine almaya, Allah yasaları yerine kendi yasalarını hakim kılmaya çalışıyorlar. Allah da diyor ki: “Ne oluyor? Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Bu hâkimiyet anlayışlarınız ne böyle?” Sonra sorgulama devam ediyor: