Kalem Suresine Dön

Kalemالقلم

44. Ayet

44Kalem Suresi

فَذَرْن۪ي وَمَنْ يُكَذِّبُ بِهٰذَا الْحَد۪يثِۜ سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَۙ

Sen, beni ve bu sözü yalanlayanı baş başa bırak. Biz onları hiç bilmedikleri yerden, adım adım (azaba) yaklaştıracağız.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

44. “Ey Muhammed! Kur’an’ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.” “Evet ey peygamberim! Şu haberi, şu sözü, şu Kur’an’ı yalanlayanı, yalan sayanı sen bana bırak! Sen onları bana bırak peygamberim! Sen onları bana bırak! Hiç takma kafana! Hiç dert etme sen onları!” Meselâ ben birine: “Şu taşları al, sokakta önüne gelen herkesin alnının ortasına vur!” desem, adam bana diyecek ki: “İyi ama, ben böyle yaparsam beni öldürürler, asarlar, keserler.” Ben ona: “Sen o tarafına karışma! Sen o tarafını hiç düşünme, arkanda ben varım! Me-rak etme! Seni herkesten, her şeyin zararından ben koruyacağım” de-diğimde, gerçekten bu dediğimi yapabilecek güçte biri isem o da gerçekten beni tanıyorsa, hiç sıkılmayacak bile değil mi? Hiç kimseden korkmayacak, hiç kimseyi takmayacak bile değil mi? Bakın buna bir örnek verelim İslam tarihinden. Rasulullah Efendimiz Allah’tan hicret emrini almış ve Mekke’den hicret etmek üzere. Allah emrediyor, kâfirlerin planlarından haberdar ediyor ki o gün peygamberin evi sarılacak, içeri girilecek ve o gün peygamber öldürülecek. Kâfirler tarafından karar alınmıştı. Allah’ın Resûlü Hz. Ali’yi çağırıyor. “Gel” diyor “ey Ali, bu yatakta yatacaksın, benim evimde benim yatağımda yatacaksın, üzerine benim hırkamı örteceksin. Sakın korkma! Çünkü onlar sana hiçbir zarar veremezler, veremeyecekler!” Bu söz üzerine Hz. Ali onun yatağına giriyor ve hiç korkmuyor. Halbuki mızrakların hedefi olan noktada yatıyordu. Kılıçların döndüğü noktada. Öyle değil mi? Kafaları bozuluverdi mi adamların, çıldırıverdi mi belki de içeriye girip o yatağın içindekinin kim olduğuna bile bakmadan evi üzerine geçirecekler, yakıp yıkacaklar. Ama gelin görün ki Hz. Ali efendimizin hiç derdi yok, gayet rahat yatıyor, hatta horlaya horlaya uyuyor peygamberin yatağında. Çünkü peygamberinin yatağında yatıyor, onunla birlikte olmayı, onun yatağında olmayı içine sindire sindire yatıyor. Bir de Hz. Ebu Bekir efendimizi Sevr’de görüyoruz, hemen he-men aynı iman, aynı teslimiyet, aynı fedâkârlık. Rabbimiz peygamberine diyor ki: “Sen onları takma kafana peygamberim!” Bu kalıpta Kur’an’da üç âyet var. Üçü de ilk gelen âyetler arasında. Biri Müddessir’de, diğeri Müzzemmil’de bir diğeri de Kalem sûresinde. Yani Allah diyor ki bu âyetleriyle, “ey peygamberim sen on-ları bana bırak! Endişe etme sen! Kafana takma! Sen yoluna devam et! Çünkü: Biz onları bilemeyecekleri yerden, anlayamayacakları biçimde, yavaş yavaş azaba, ikaba, cezaya yaklaştırırız, yaklaştırıyoruz.” Anla-mıyorlar. Belâ gönderir Allah anlamıyorlar, azap gönderir anlamazlar, tehdit eder anlamazlar, yokluk gönderir, kıtlık gönderir anlamazlar. Yavaş yavaş, anlayamayacakları yönlerden helâke yaklaştırır Allah. Buradaki bu yavaşlık süratle bir yavaşlık değil, derece derece, aşama aşama, kademe kademe azaba doğru yaklaşmaktır. Çünkü bakın Rabbimiz diyor ki: