100,101. “Gözleri bizim öğüdümüze karşı kapalı olan ve öfkelerinden onu dinlemeye tahammül edemeyen kâfirlere o gün cehennemi öyle bir gösteririz ki!” Evet kâfirlerin bunları dinlemeye bile tahammülleri yoktur. Bunları gündeme getirmeyin de ne yaparsanız yapın diyorlardı. Kur’-an okumayın da ne okursanız okuyun. Çünkü Kur’an okununca, Allah’ın bu tür âyetleri gündeme geldikçe huzurları kaçıyordu. Çünkü gidecekleri yer gündeme geliyordu. Çünkü Kur’an okununca bana göre sana göre diyemeyeceklerdi. Çünkü Kur’an okununca istedikleri gibi yaşama imkânları kalmayacak yedikleri nanelere devam edemeyeceklerdi. Çünkü Kur’an gündeme gelince, Allah’ın sistemi gündeme gelince bunun karşısında duracak güçleri yoktu. Toplumda Allah ve peygamberi konuşulmaya başlandı mı kendilerinin sözleri bitecekti. Kendi sistemleri çöpe atılacaktı. Bunu çok iyi bildikleri için kâfirlerin Kur’an’ın gündeme gelmesine asla tahammülleri yoktur. Onun için sürekli gündem değiştiriyorlar. İnsanların gündemlerini değiştiriyorlar. Bakın adamların programlarının gündemlerine. Hiç Allah var mı? Din var mı? Kitap var mı? Peygamber, âhiret, hesap, kitap, diriliş, cennet, cehennem var mı? Zikre gözleri kapalı olanlar, Kur’an’a gözleri kapalı olanlar, Allah’ın tek Rab ve İlâh oluşuna kalpleri kapalı olanlar var ya işte cehenneme arz olunacak olanlar onlardır. Dinlemiyorlardı onlar, dinlemeye güçleri yetmiyordu. Kur’an’ı dinlemeye eyvallah etmiyorlardı. Kulaklarını tıkıyorlar, elbiselerine bürünüyorlar, çevreleriyle bürünüyorlar, Kur’an’ı duymamak için parmaklarıyla kulaklarını tıkamaya ça-lışıyorlardı. Kendileri duymaya, dinlemeye tahammül edemedikleri gibi, başkalarının dinlemesini de engellemeye çalışıyorlardı. Allah’ın zikrinden perdelenmeye çalışıyorlar, gözlerine perde çekmeye çalışıyorlardı. Halbuki Allah tüm âlemler için zikir, program, gündem olarak göndermişti. İnsan zaman ve mekânın kesiştiği noktada Allah’ı, Allah’ın istediklerini bu kitapla hatırlayacaktı. Ben burada, bu zaman ve mekânda Allah’a karşı ne yapmalıyım? Allah benden ne ister? Sorusunun cevabını bu kitapla öğrenecekti. Ama kâfirler bu kitaptan perdeli oldular. Allah’ı da, Allah’ın kendilerinden istediği programı da bi-lemediler. Çünkü o kadar yoğundular ki, o kadar müstağniydiler ki o-nu dinlemeye zaman bulamadılar. Evet o gün cehennem insanlara, ona sa’y edenlere, onu hak edenlere arz olunur. Sanki denir ki onlara; hayrola neydi sizin derdiniz? Bunu mu istiyordunuz? Bundan mı kaçıyordunuz? Neydi sizin dünyadaki derdiniz? Neydi hedefiniz? Buyurun, işte kendisine koşup durduğunuz cehennem. Veya işte kaçıp durduğunuz ateş denilecek. Kitabımızın başka sûrelerinden de öğreniyoruz ki cennet de cehennem de insanlara yaklaştırılacak o gün. Böylece kâfirler iki kere kahrolsunlar, mü’minler de iki kere sevinsinler diye.