11,12. “Mağaranın içinde onları yıllarca uyuttuk; sonra, iki taraftan hangisinin bekledikleri sonucu iyi hesaplamış olduğunu belirtmek için onları uyandırdık.” Onların bu şekilde dualarından sonra Rabbimiz diyor ki onları orada yıllarca uyutuverdik. Kulaklarını kapattık ve mağarada onlara uzunca bir uyku verdik. Ve yıllarca orada mağarada uyuyup kaldılar. Allah uyuttu orada onları, ama öteki uyuyanlar gibi değildi onlar. Öteki uyuyanlar gibi yok olmadılar, mahvolmadılar, telef olmadılar. Rab-bimiz onlara bu uykularında bir dirilik lütfetti. Allah adına uyuyan bu insanlar uyumayanlardan daha canlı ve diriydiler. Çünkü yaşamları Allah adına olan bu insanların uykuları uyanıkların diriliğinden de değerliydi. Allah onlara bir dirilik lütfetti ölümden, bozulmadan, dağılmadan ve kokuşmadan korudu onları. Aslında uyku bildiğimiz gibi bir çeşit ölümdür. Uyku insanın duyularının kesim zamanıdır. Ama Rabbimizin onlara lütfettiği bu uyku aslında onların dirilişleri için bir müjde kaynağıydı. Çünkü yasa Allah’ın yasasıydı. Ya-sa koyucu sadece Allah’tı. Tüm yasaları koyan Allah ölümün ve uykunun yasasını, dirilişin yasasını koyan Allah ölümün ve uykunun yasasını değiştiriverdi onlar için. Uyku onlar için zalimlerin zulmünden kurtuluş vesilesi oldu. Başkaları için başka yasalar içeren uyku yasası onlar için huzur ve sükûnet yasası oluverdi. Tıpkı İbrâhim’in ölümü için zalimler tarafından hazırlanan ateş yasasının değiştirilip İbrâhim’e selâmet oluverdiği gibi. Uyutuverdi Allah onları uzun süre. Tüm sıkıntılarını, tüm acılarını ve korkularını uyutuverdi Rabbimiz mağarada. Evet onlar Rablerine dua etmişler, işlerini O’na havale etmişler, O’na sığınıp O’nun yardımını talep etmişlerdi, Allah da mağarada yatın dedi sanki onlara, işte bu size rahmetimin birinci bölümüdür, kurtardım sizi buyurdu. Gerçekten çok zor durumdaydılar. İmandan sonra şirke zorlandılar. Rabbimiz de onlara rahmet ve merhametinin birinci basamağı olarak bir mağara lütfetti ve yatın, uyuyun dedi orada. Eğer kurtuluş böyle bir yatışta ise haydi hep beraber yatalım. Evet yatalım, ama yatış programımızı biz değil Allah belirlesin. Halbuki bakın bu yiğitler kıyam için, ayağa kalkmak için program yapmışlardı, ama Allah yatırıvermişti onları. Biz Bedir savaşında da kıyam gerçekleştirmiş, cihad için oraya kadar gelmiş müslümanları böyle bir uyku ile barındırdığını, sükûnete kavuşturduğunu biliyoruz. Uyudular ve yıllarca kaldılar orada. Neden? Sonunda açığa çıkaralım diye. Acaba insanlar onların ne kadar kaldıklarını sayabiliyorlar mı? Bilebilecekler mi? Bu iş kimin elindeymiş? Kim etkin, kim egemenmiş zamana? Kim uyur, kim uyuturmuş? Hayata hâkim olan kimmiş? Bunu açığa çıkaralım giye yıllarca uyutuvermiş onları orada. Sonra: Kaldıkları zamanı uyudukları süreyi kimin daha güzel hesap ettiğini bilelim açığa çıkaralım diye onları tekrar diriltip kaldırdık diyor Rabbimiz. Ve onları kıyâmete kadar gelecek insanlar için bir âyet bir delil bir alâmet olarak lütfettik. Uzun yıllar uyuduktan sonra dirildiler onlar. Allah diriltti onları ve artık kıyâmete kadar bu diriliklerini muhafaza edecekler. Kıyâmete kadar diri kalacaklar Allah’ın âyetlerinde. Kıyâmete kadar diri kalacaklar mü'minlerin gönüllerinde. Kendileri dirildikleri gibi kıyâmete kadar kendilerinin yolunda giden, kendilerini örnek alan, kendileri gibi küfre ve şirke baş kaldıran tüm mü'minleri de diriltecekler diriltmeye devam edecekler Allah’ın kitabında. Ayrıldılar aramızdan. Terk ettiler toplumu. Reddettiler Allah-tan başkalarına kulluğu. İsyan ettiler küfre. Baş kaldırdılar tüm tağut-lara. Kestiler müşrik çevreleriyle ilişkilerini. Tavır koydular babalarına analarına ve tüm akrabalarına. Kıyam ettiler tüm dünya müstekbir-lerine. Terk ettiler rahat yataklarını. Küstüler tüm Allah düşmanlarına. Terk ettiler, ayrıldılar aramızdan ama bakın ki şu anda bile hâlâ aramızdalar. Uyudular ama hâlâ uyuyanları uyandırmaktalar. Öldüler ama hâlâ ölüleri diriltmeye devam ediyorlar. Kıyâmete kadar aramızdalar onlar. Şanlarıyla şerefleriyle, yiğitlikleri ve kahramanlıklarıyla, îmanları ve kıyamlarıyla kıyâmete kadar dipdiri olarak bizlerden daha diri olarak aramızdadırlar. Rabbimiz burada onların durumuyla alâkalı kısa ve özet bir bilgi sunduktan sonra artık onların kıssalarının ayrıntılarını sunmaya başlıyor.