23,24. “Herhangi bir şey için, Allah'ın dilemesi dışında: "Ben yarın onu yapacağım" deme. Unuttuğun zaman Rabbini an ve şöyle de: "Umulur ki, Rabbim beni doğruya daha yakın olana eriştirir. " Ve bir de ey peygamberim! herhangi bir şey hakkında yarın onu yaparım deme, inşallah onu yaparım de. Unuttuğun zaman da hemen hatırlar hatırlamaz Rabbini an ve ümit ederim ki Rabbim beni doğruya ulaştırır de. Bir şey mi yapacaksın? Yarınla ilgili bir tasarın, bir programın mı var? Sakın ha yarın ben şunu mutlaka yapacağım deme pozisyonunda olma. Ancak inşallah de. Allah dilerse, Allah izin verirse de. Diyelim ki insanlığın sebebiyle unuttun, hatırlar hatırlamaz yine O’nu gündemde tutuver. Ya Rab de, affet de, istiğfar et. Ve de ki, umarım ki Rabbim bundan daha güzeline, daha doğru olana beni yaklaştıracaktır. Öyleyse hayatımıza, yarınımıza, yapacaklarımıza kendimiz kâ-diriz zannetmeyelim. Hep Allah’a muhtaç olduğumuzu unutmayalım da yapacağımız her iş konusunda inşallah demeyi unutmayalım. Allah’ın her ân hayata etkin ve egemen olduğunu unutmadan bir hayat yaşamaya çalışalım inşallah. İşte müslümanların buna imanına kader diyoruz. Hayatta bu konuya bîgâne davranan nicelerinin başına nelerin geldiğini bilirsiniz. Allah’ı diskalifiye ederek yarın şunu şunu yapacağım diyen nicelerinin her şeylerini kaybettiğini biliriz. Bir hadislerinde Rasûlullah efendimizin şöyle buyurduğunu biliyoruz: “Yarınki programları konusunda eğer insanlar Allah’a kul köle olarak plan ve program yapmazlarsa onlar, kesinlikle helâktedirler” Ehl-i kitap, yahut Mekkeli müşrikler Allah’ın Resûlünden bu konuyu Ashab-ı Kehf’in kıssasını sormuşlar Rasûlullah da yarın gelin size haber vereyim buyurmuştu. İnşallah demeyi de unutmuştu. Ertesi günü geldi ki vahiy gelmedi. Hattâ rivâyetlere göre bir süre vahyini kesivermişti Rabbimiz. Ve nihâyet daha sonra gelen bu sûresinde Rabbimiz hem peygamberini, hem de onun yolunun yolcusu olan bizleri bu konuyla uyarıverdi. Öyleyse bizler de her işimizde her kararımızda inşallah de-meyi, maşallah demeyi unutmamalıyız. Her sözümüzde inşallah diyelim, her işimizde maşallah diyelim. Unutmayalım ki Allah her konuya güç yetiren, her istediği yapan, her şeyi var eden, yaratan, bilendir, tam ve mükemmel bilendir. İnşallah meşietin Allah’a ait olduğunu anlamak, kavramak ve bu idrakle îman etmek demektir. Meşiet; dilemek demektir. Allah dilerse, Allah isterse, Allah izin verirse. Bu elde bir diyeceğiz bir kere. Ama Allah dilerseden sonra kişi kendinin dilemesini mutlak ortaya koyarsa, bu Allah’la dalga geçmek demektir. Yâni yapacağı her hangi bir iş konusunda inşallah der de bir adam, yâni Allah dilerse, Allah izin verirse der de, ama bu işe kendini mutlak etkin ve yetkin zanneder ve öyle davranırsa bu inşallahla dalga geçmek demektir. Meselâ birine kafayı taktı bir delikanlı, onunla evlenecek, tamam inşallah. Ama öyle ısrar ediyorsa ki her çareye baş vuracak, illâ da evlenecek onunla. Veya bir yerden dükkan tutacak adam veya bir işin başına geçecek, biriyle beraber olacak, veya birine engel olacak, inşallah demiyor mu? Diyor ama kafaya öyle bir takıyor ki bu işi, mutlaka yapacak onu. Sanki bu konuda Allah haşa istese de yapacak istemese de. İşte bu Allah korusun da inşallahla dalga geçmek demektir. Meselâ arkadaşın biri evlenme çabasındaydı, tamam inşallah da diyordu maşallah da diyordu. Ama konuşmasına bir bakın ki her şeye rağmen yer yerinden oynasa da onu alacaktı. Mümkün değil onu kimseye yar etmem diyordu. E hani inşallah diyordun? Hani Allah isterse, Allah dilerse diyordun? Nerde kaldı inşallah? Belki de onunla evlenmeni istemiyordu Allah. Belki o makama gelmene razı değildi Allah. Hayır öyle değil. Adam hem inşallah diyor, hem de o makama gelebilmek için Allah istese de istemese de her şeyini, namusunu, iffetini fedâ ediyor. İşte bu inşallahla dalga geçmek demektir. Allah korusun da bugün müslümanın yalanı olmuş inşallah. Müslümanlar inşallah dedi mi nerdeyse bir sene sonraya söz veriyorlar. Oysa diyecekler, yarın öğle namazında buluşalım inşallah. Bu ne demek? İslâm’ın mâzeret kabul ettiği şeyler dışında orda olacağım demektir. Çok acil bir vaka olmadıkça hastalık gibi, ölüm gibi, mutlaka orada olacağım demektir bu. Öyleyse sözlerimize dikkat edelim durup dururken kendimizi münâfık yapmayalım. Bundan sonra bu gençlerin mağarada kalış süreleriyle alâkalı da bir şeyler söyleyecek Rabbimiz: