Kehf Suresine Dön

Kehfالكهف

32. Ayet

32Kehf Suresi

وَاضْرِبْ لَهُمْ مَثَلًا رَجُلَيْنِ جَعَلْنَا لِاَحَدِهِمَا جَنَّتَيْنِ مِنْ اَعْنَابٍ وَحَفَفْنَاهُمَا بِنَخْلٍ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمَا زَرْعًاۜ

Onlara, iki adamın örneğini ver. Onlardan birine iki üzüm bahçesi verdik, bahçelerin etrafını hurmalarla çevirdik ve iki bahçe arasında da ekinler bitirdik.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

32. “Onlara iki adamı misâl olarak göster: Birine iki üzüm bağı verip, etrafını hurmalıklarla çevirmiş ve aralarında ekinler bitirmiştik.” Şu iki kişinin örneğini de söyle insanlara ey peygamberim. Dün Rasûlullah Efendimiz söyledi etrafına, bugün ben söylüyorum, buradan ayrılır ayrılmaz sizler de söyleyeceksiniz hanımlarınıza, ço-cuklarınıza, çevrenize, tanıdıklarınıza, eşinize, dostunuza. Şu iki adamın örneğini düşünün. Peygamberim! Sen onlara şu iki adamın misâlini de anlat. Bu iki adam o dönemde yaşamış iki adam olabileceği gibi, daha önceki dönemlerde, yâni kıssanın nüzûlünden önceki dönemlerde yaşamış da olabilir. Ama bu iki adam kıyâmete kadar her dönemde bulunabilecektir. İşte karşımızda her zaman ve zeminde bulunabilecek iki tip insan örneği. İki insan modeli. Birbirlerini tanıyan iki arkadaş. Birinin malı mülkü var. Sosyal çevresi, sosyal imkânları ve ekonomik gücü var. Allah tarafından kendisine ekonomik ve siyasal güç verilmiş. Ama bunlar kendisine azsın, şaşırsın, şımarsın diye verilmemiştir. Adamın orada bir yanılgısı var. Bilemiyor, keşke tüm bu imkânlar elinden alınmadan bilseydi. Allah, kimilerine vererek, kimilerine de vermeyerek, ya da alarak imtihan eder. Hangi konumda imtihan edilen kişi diğerine göre üstünlük sahibidir? İşte yanılgı bu­rada başlıyor. Vererek imtihana çekilenler sanki kendilerini alarak, ya da verilmeyerek imtihana çekilenlerden üstün zannediyorlar. Hayır hayır, Allah diler öyle, dilerse böyle imtihan eder. Bu konuda hiç kimse karışamaz O’na. Meselâ Kur’an’-da, akla gelebilecek her türlü imkânların kendisine sunulduğu bir örnekten bahsedilir. Süleyman (as). Eğer o şaşırma­mışsa, şımarmamışsa, kulluğunu unutmamışsa bize ne oluyor? Bakın bu adamın hayat hikâyesinden bize lâzım olacak kadar bir pasaj sunuluyor. Bunlardan birisi Allah’ın kendisine bolca servet verdiği ve kendisine verilen bu servetin kendisini şımarıklaştırdığı, elindeki nîmetlerin ebedî olduğunu, hiç bitmeyeceğini zanneden ve hayatını bu düşünceye bina eden bir adam. Sahip olduğu malını mül-künü, servetini, samanını, makamını mevkiini, gücünü kuvvetini, gençliğini zindeliğini hiç yitirmeyeceğine inanan bir adam. İzzet ve şerefi bunlarda gören, bunlarda arayan bir adam. Ötekisiyse fakir ama Allah’a Allah’ın istediği biçimde îman etmiş, Allah’a Allah’ın istediği biçimde teslim olmuş, izzet ve şerefi Allah’ta, Allah’a îmanda ve Allah’a kullukta gören ve dünyaya fazla de-ğer vermeyen bir adam. Allah’ın kendisine verdiği nîmetleri, o nîmetin vericisini unutmadan, onun yolunda kullanarak Rabbine şükretmesini bilen ve hayatını bu îmânâ bina eden bir adam. Burada bize iki örnek sunulacak. Galiba şöyle olanlar cenne-te, böyle olanlar da cehenneme gidecek diye bu konuya iki canlı örnek sunulacak. Bizim zaaflarımızı, acziyetimizi bizden çok iyi bilen Rabbimiz sapmamızın muhtemel olduğu konularda iyi anlayalım diye bize böyle örnekler sunar. Birisi şöyle, ötekisi böyle olan bu iki insan tipine baka baka bizler cennete mi gidiyoruz, yoksa cehenneme mi bunu anlayacağız. Bu örneklerle kendimizi tartma ve kontrol etme imkânı elde etmiş olacağız. Allah diyor ki onlardan birinci adamı bahçeli kıldık. İki tane bahçe verdik ona. İki bahçesi var o adamın. Veya işte iki arsası, iki tarlası, iki dükkanı, iki apartmanı, iki fabrikası var adamın. Yâni şu an-da içimizden biri bu adam. İki büyük bahçe verdik ona ve bu iki bahçeyi de hurma ağaçlarıyla çevirdik. Bahçeyi veren Allah, bahçenin etrafını hurma ağaçlarıyla çeviren Allah. Öyleyse sakın ha sakın hiç kimse şu anda sahip olduklarının sahibini kendisi zannetmesin. Hiç kimse bunların sahibi benim zannetmesin. Bağın bahçenin, evin barkın, dükkanın tezgahın, paranın pulun, çoluğun çocuğun sahibi benim zannetmeyin. Hocalığımızın, bilgimizin, tecrübemizin, çevremizin, kredimizin sahibi biziz zannetmeyelim. Bunların tümünü bize veren Allah’tır, bunu hiçbir zaman hatırımızdan çıkarmayalım. Ona bahçeyi veren, bahçenin kenarını ağaçlarla çeviren ve bahçenin içinde ekinler bitiren de Allah’tır.