Kehf Suresine Dön

Kehfالكهف

42. Ayet

42Kehf Suresi

وَاُح۪يطَ بِثَمَرِه۪ فَاَصْبَحَ يُقَلِّبُ كَفَّيْهِ عَلٰى مَٓا اَنْفَقَ ف۪يهَا وَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلٰى عُرُوشِهَا وَيَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي لَمْ اُشْرِكْ بِرَبّ۪ٓي اَحَدًا

(Âniden) onun tüm meyveleri (yıkıcı afetlerle) kuşatıldı. Oraya harcadıklarına yanarak ellerini ovuşturmaya başladı. O, (altı üstüne gelmiş ve) tavanı üzerine çökmüştü. Ve şöyle diyordu: “Keşke hiçbir şeyi Rabbime ortak koşmasaydım.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

42. “Nitekim, ürünleri yok edildi; bağın altüst ol-muş çardakları karşısında, sarf ettiği emeğe içi yanarak ellerini ovuşturup "Keşke Rabbime kimseyi ortak koşmasaydım" diyordu.” Evet o bahçenin meyveleri kuşatılıverdi. Dolu mu vurdu? yoksa yakıp kavurucu bir rüzgar mı uğradı? Yoksa bir iflas mı yalayıp geçti? Yoksa bir ölüm mü üflendi? Allah bir azap gönderdi mülküne saltanatına ve bir anda tüm meyveleri yok edilmiş. Her şeyi iflas edivermiş. Adamın iyi ki yine iflas sadece malına gelmiş. Kendisi de gi-debilirdi tabi. Her şeyi elinden alınıverdi. Çardakları yere düşmüş, al-tüst olmuş, yıkılmış, yok olmuş. Az evvelki gururlu adam, kibrinden yanına bile yaklaşılamayan adam, müstağnî adam, bu bahçe yıkıl-maz! Bu saltanat bitmez! Bu hayat sarsılmaz! Ben bu hayatın sahibiyken kesinlikle kıyâmetin kopacağına ve bana ölüm geleceğine de inanmıyorum! Bu hayatımın, bu saltanatımın biteceğini sanmıyorum! diyen adama bakıyoruz şimdi. Bahçenin kenarına büzüşmüş ellerini ovuşturuyor. Kaybolan bahçesine, mahvolan malına, yok olan emeğine, yıkılan havasına ve gururuna bakıyor acı acı yutkunuyor ve ne yapacağını bilmez bir vaziyette şaşkın, şaşkın, ellerini ovuşturuyor. Bağlar, bahçeler, fabrikalar, şirketler, iş yerleri bir anda bitiverdi. Ve dedi ki keşke Rabbime şirk koşmasaydım. Keşke hayatımda Rabbimi diskalifiye etmeseydim. Keşke hayatımı kendim belirlemeye kalkmasaydım. Keşke hayatıma kendim etkinim demeseydim. Keşke Rabbime karşı bilgi iddiasında, güç iddiasında bulunmasaydım. Keşke hayatıma Allah’ı karıştırmayıp kendi kendime hayatımı belirlemeye, hayat programımı Allah’tan bağımsız, Allah’ın kitabından bağımsız yaşamaya kalkışmasaydım. Keşke hayatımı Rabbime sorarak yaşasaydım. Keş-ke malım, mülküm konusunda, çoluk çocuğum konusunda onu söz sahibi kabul etseydim. Keşke Rabbimin dediği biçimde hareket etseydim. Meğer güç ve kuvvet sadece Rabbime aitmiş. Evet netice de aynen o şuurlu, imanlı arkadaşının dediği gibi oldu. Bahçenin işini bitiriverdi mutlak irade. Gelen geldi, olan oldu. Bütün malı mülküyle, bütün im­kânlarıyla adam çepeçevre kuşatılı-verdi. Bütün imkânları elinden alını­verdi. Büyük iradeden gelen bu uyarıyla kendinde olmayan gafil adam kendine geliverdi. Bakın şöyle diyor: Keşke, keşke Rabbime kimseyi şirk koşmasaydım. Ne olaydı, keşke Rabbimi ortaklı gibi düşünmeseydim. Demek ki bir insan hayatının tümüne Allah’ı karıştırırsa müslümandır. Hayatının bir kısmına karıştırıp, bir kısmına karıştırmazsa şirkten kurtulamaz. Bakın bu adam Allah’ı tanyor, inanıyor, ama hayatının tümünde egemen kabul etmiyor. Mal veren, onun sahibi olan, onun kazanç ve sarf yollarını gös­teren, benim istediğim gibi yapmazsanız onu elinizden almaya güç yetiri­rim diyen bir Allah’a sanki inanmıyordu adam. Malı vermek zorunda olan, ama almaya yetkisi olmayan bir Allah’a inanıyordu. İşte böyle Allah’ın gücü yanında kendi gücünün de olduğuna iman şirktir. Rabbimiz bu ifadesiyle adamın yaptığının şirk olduğunu haber veriyor. Peki bunu nasıl anlayacağız? Yani nasıl bir şirktir bu? Bu esbabı Allah yerine koyma, sebepleri putlaştırma türünde bir şirkti Allah korusun. Yâni esbaba, sebeplere itimat edip, onlara güvenip Allah’ı ikinci plana atma şirki. İşte bu da bir çeşit şirkmiş ki Rabbimiz böyle tanımlıyor. Allah’ın mutlak tasarruf yetkisini Ondan alıp başka şeylere verme şirki. İşte asrımızın modern şirkidir bu. Asrımızın modern şirk medeniyeti Allah’ı bir kenara bırakıp Onun yerine bilimi, maddeyi, ekonomiyi, eşyayı, fenni putlaştırmıştır. Böylece maddenin ve kâinatın sahibi ve yaratıcısı olan Allah yerine ikâme ettikleri bilime, tabiata ve maddeye tapar olmuştur.