46. “Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Ama bâki kalacak yararlı işler, sevab olarak da, amel olarak da Rabbinin katında daha hayırlıdır.” Rabbimiz sûrede önce peygamberine sabah akşam Allah’ın rızasını dileyerek Rablerine ibadet eden garibanlarla beraber olmasını dünyaya meyleden ve dünyayı kıble edinen insanlardan uzaklaşmasını öğütlemişti. Bundan sonra da yine dünyayı hedef bilip, dünyayı kıble edinen ve hayatında Allah’ı, âhireti ve hesabı diskalifiye ederek yaşamaya çalışan iki bahçe sahibi bir adamdan örnek vererek yine dünya hayatıyla alâkalı bir örnek sunmuştu. Burada da yine dünya hayatı ve bu hayat sonrası bâki kalacak değerleri yerleştirmek üzere, insanların hayata bakışlarını düzeltmek üzere şöyle buyuruyor. Mal mülk, oğullar, kızlar dünya hayatının süsü ve ziynetidir. Dünya hayatının eğlencesidir. Ama bâki olanlar, kalıcı olanlar, ölümsüz olanlar, öbür tarafa intikal edecek olanlar ise sâlih ve güzel amellerdir. Sürekli olanlar, devamlı olanlar, kalıcı olanlar sâlih amellerdir. Yaşadığımız bu hayatın sonunda bizimle beraber olacak, bizi asla terk etmeyecek ve bizi cennete götürecek olanlar sâlih amellerdir. O zaman ölümsüzlüğü aramak zorundayız. Sonunda dünyada kalacak şeyler peşinde olmaktan vaz geçip sürekli bizimle beraber olacak şeylerin peşinde olmak zorundayız. Yok olmayacak sâlih amellerin peşinde olmak zorundayız. Bakın Kasas sûresinde de Rabbimiz bu hususu şöyle anlatıyordu: "Size verilen herhangi bir şey, dünya hayatının bir geçimliği ve süsüdür. Allah katında olan daha iyi ve devamlıdır. Akl etmez misiniz?" (Kasas 60) Sanki o bölüm şöyle diyor: Bu dünyada size bir şeyler veriliyor, bu verilenleri siz hevef kabul etmeyin, amaç kabul etmeyin, her şey o zannetmeyin! Bunlar dünya hayatın metaıdır. Dünya denaet ten türetilmiş bir kelimedir. Denaet de alçaklık demektir. Dünya kelimesi hem de onun müennesi olunca kancıkça ve alçakça bir hayatın gereksinimidir bunlar demektir. Bağlanmaya değmez demektir birde o dünyanın süsleridir. Dünyanın süsünün şeytan tarafından süslenmiş süsler olduğunu da hatırlarsak yâni süsle alâkalı hemen şeytanın gündeme geldiğini düşünürsek o zaman bunlara kanmamızın hiçbir anlamının olmadığını çok rahat anlayıvereceğiz demektir. Çünkü bakıyoruz bir varmış, bir yokmuş. Hadîd sûresinde de hatırlatıldığı kadarıyla o dünya süsünün geçici ve aldatıcı olduğu beyan edilir.İşte bu deni, alçak hayat, yakın hayat, yaşadığınız hayat oyundur, eğlencedir, ziynettir, övünç vesilesidir, övünme vesilesidir. Paranız, malınız ve evlâtlarınızın çoğalması konusunda aranızda övünme zeminidir. Peki ne gibiymiş? Allah bunu bize bir örnekle anlatıyor diyor ki: Bir yağmur düşünün ki Onun bitirdiği bitkiler çiftçileri sevindirir, bah-çivanı sevindirir. Ama sonra bir de bakarsın ki boyun bükmüş müs-ferran olmuş. Yâni görürsün ki sararmış solmuş. Sonra da bakarsın ki hutama olmuş. Yâni odun olmuş, çerçöp olmuş. İşte dünya bu. Hangi zevkiniz yarın da böyle devam ediyorsa o âhirettir, hangi zevkiniz de yarına intikal etmiyorsa işte o da dünyadır. Çocukken oynadığınız oyunları düşünün, attığınız goldeki sevinci düşünün veya damat olurken giydiğiniz elbisedeki güzelliği düşünün, okula kaydolduğunuz günkü sevincinizi veya okulu bitirdiğiniz günkü sevincinizi düşünün, bugün hiçte anlamı yok değil mi onların? Yâni o günküler, o günkü anlamını hep kaybetmişlerse bunların hepsi dünya hayattır, hep geçici şeylerdir. Ama Allah’ın yanında hep hayırlı ve bâ-ki olanlar vardır. Cennet tariflerinde kâfirler hep böyle kafa tutarmış. Karı kız mı? İstediğimi bulurum. Bağ bahçe mi? istemediğim kadar var. Altlarından ırmaklar akan mı? üstlerinden de ırmaklar akıtabilirim. Hattâ camdan köşkler içine saraylar da yaptırabilirim diyorlarmış ama "Halidîne fîha ebeda" olunca işleri bitiyor onların. Çünkü bulurlar dünyada bir şeyler belki ama ne kadar bulurlar? Ne kadar bir süreyle istifade edebilirler o bulduklarından? Ölünceye kadar değil mi? Veya işte bazen de harp oluyor, darp oluyor, ihtiyarlık oluyor, ölüm oluyor, bayram, seyran oluyor adamın elinden alınıveriyor o. Ama âhiretteki o ebedî dara, ebedî yurda gidince her şey sürekli olacaktır, sonsuz olacaktır. Hesabınızı iyi yapın dedikten sonra diyor ki Allah: Aklınız ermez mi sizin? Size verdiğim aklı bunu anlamada hiç kullanmayacak mısınız? Aklınızı hâlâ arabanın modelini değiştirmede, evin şeklini değiştirmede, halının kilimin modelini anlamada mı kullanacaksınız onu? Bu gerçeği anlamakta hiç mi kullanmayacaksınız?