56. “Biz peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz. Oysa inkarcılar hakkı bâtılla ortadan kaldırmak için çekişirler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarmaları alaya alırlar.” Rabbimiz müjdeci ve uyarıcı olarak elçiler gönderir. Allah’ın elçileri bizi Allah’ın emirleriyle, bizi Allah’ın âyetleriyle karşı karşıya getirip bizi onlarla uyarıyorlar. Bizi cennet ve rahmetle müjdeliyorlar bizi cehennem ve Allah’ın gazabıyla uyarıyorlar. Allah’ın elçileri kıyâmet günü gelmeden önce insanları yapacakları kötülüklerin karşılığı olarak cehennemle ve yapacakları iyi amellerin sonucu olarak da cennetle uyarmak için gelmişlerdir. Bize Allah’ı tanıtıyorlar, bize Allah’ın âyetlerini tanıtıyorlar, bize Rabbimizi razı etmenin ve onun gazabından emin olmanın yollarını gösteriyorlar, bize nasıl bir hayat ya-şarsak karşılığında nelerin bizi beklediğini anlatıyorlar. Yaşadığımız bu hayatın sonunda bizi nelerin beklediği konusunda bizi uyarıyorlar. Bizi kıyâmet gerçeğiyle, hesap kitap gerçeğiyle uyarıyorlar. Bize rah-metinin merhametinin gereği Rabbimiz her dönem uyarıcılar gönderiyor. Ama anlayışsız ve nasipsiz insanlar kendilerinin kurtuluşu için gelmiş, kendilerinin saadeti için Rableri tarafından açılmış bu rahmet kapılarından istifade etmek yerine onlara düşman kesilirler ve onların haber verdikleri kötü sonu görmekte ısrar ederler. Ya da eğer Allah’ın size haber verdiği ve sizi kendisiyle uyardığı bu azabını illâ da görmek istiyorsanız bunu peygamberlerden istemeyin. Bunu Allah’tan istemelisiniz. Çünkü peygamberler azabı getirmek için değil azabı haber vermek için görevlidirler. Onların azap göndermeye güçleri yetmez. Onlar azabı anlatmak ve size bu azaptan kurtulmanın yollarını tarif etmek için gelmişlerdir. Öyleyse bu uyarıcıların uyarılarına kulak vermek zorundayız. Ama gelin görün ki kâfirler, bâtıl hesabına hakla savaşmaya çalışıyorlar. Hak karşısında bâtıla tutunuyorlar. Yâni peygamberler Allah vardır diyorlar, hesap kitap vardır, diriliş vardır diyorlar. Ama karşılarındakilerin bunlar karşısında ya da bu var denenlerin yokluğu konusunda dayandıkları hiçbir delilleri yoktur. Sadece bâtıla dayanıyorlar. Sadece alay edip geçiyorlar. Dolayısıyla onların dayandıkları şey sadece bâtıldır, sadece boştur. Bâtıl namına, hakkı yok etmeye çalışıyorlar. Hakkı ezmek istiyorlar, hakkı susturmak istiyorlar, hakka hayat hakkı tanımamak istiyorlar. Kendilerine güvenerek, kendi fikirlerine, kendi sistemlerine dayanarak Allah’ın sistemini yok etmeye çalışıyorlar. Evet, yeryüzünde, Allah’ın arzında Allah’a hayat hakkı tanımı-yorlar. Allah’ın sistemine uygulanma alanı bırakmamaya çalışıyorlar. Herkese evet, herkesin fikrine evet, ama Allah’ın fikrine asla geçit yoktur demeye çalışıyorlar. Bir şarkıcı, bir sanatçı, bir yazar çizer, bir homoseksüelin bile önerilerine kulak verebiliriz, onun dediklerini deneyebiliriz ama kesinlikle Allah’ın dediklerine uygulama alanı tanıyamayız demeye çalışıyorlar. Hâsılı Allah’la savaşa tutuşuyorlar. Allah’la savaşa tutuşan bir toplum iflah eder mi? Allah’a hayat hakkı tanımayan bir toplumun ba-şı belâlardan kurtulabilir mi? Bakın Allah buyurur ki: