Kehf Suresine Dön

Kehfالكهف

57. Ayet

57Kehf Suresi

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ ذُكِّرَ بِاٰيَاتِ رَبِّه۪ فَاَعْرَضَ عَنْهَا وَنَسِيَ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُۜ اِنَّا جَعَلْنَا عَلٰى قُلُوبِهِمْ اَكِنَّةً اَنْ يَفْقَهُوهُ وَف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَقْرًاۜ وَاِنْ تَدْعُهُمْ اِلَى الْهُدٰى فَلَنْ يَهْتَدُٓوا اِذًا اَبَدًا

Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatıldığı hâlde yüz çeviren ve elleriyle (yapıp) takdim ettiğini unutandan daha zalim kim olabilir? Şüphesiz ki anlamamaları için kalplerine perde germiş, kulaklarına da ağırlık koymuşuzdur. Sen onları hidayete çağırsan bile, ebediyen doğru yolu bulamazlar.

Dipnot

Hakkın anlaşılmasına engel olan sebepler için bk. 6/En’âm, 25

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

57. “Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatılmışken onlardan yüz çeviren ve önceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim var mıdır? Kur’an'ı anlarlar diye kalplerine örtüler, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da asla doğru yola gelmezler.” Rabbinin âyetlerinden yüz çevirenden daha zalim kim vardır? Allah’ın âyetlerinden yüz çeviren, onlarla ilgilenmeyen, onları yok farz edip görmezden gelen kimselerden daha zalim kim vardır yeryüzünde? Alçaklar Allah’la alay ediyorlar, Allah’ın âyetleriyle alay ediyorlar, kitap da neymiş? diyorlar, peygamber de kimmiş? diyorlar. Allah’ın kitabını ve peygamberinin hayatını hayatlarında diskalifiye etmeye çalışıyorlar. Kesin biliyorlar ki toplumun hayatında Allah ve Allah’ın âyetleri gündemi işgal ederse kendi pilleri bitecektir. Kesin biliyorlar ki toplumda Allah’ın âyetleri, Allah’ın Resûlünün sünneti ısrarla gündemde tutulursa sihirbazlar karşısında asanın oynadığı rol neyse; bunun da aynı rolü oynayarak tüm sihirbazların, tüm halkın imânâ yöneleceğini bilmektedirler. Eğer Kur’an ve sünnet ısrarla gündemde tutulur da, Allah’ın kulları Allah’ın kitabı ve peygamberin sünnetiyle tanışma imkânı bulurlarsa; kesinlikle bilirler ki kendilerine ve kendi sistemlerine hayat hakkı kalmayacaktır. Her şeyleri yok olacak, tüm dayanakları yıkılacaktır. İşte bunu çok iyi bildiklerinden Allah’ın âyetlerini duyurmamaya çalışıyorlar. Allah ve peygamber sözünün dışında kimin sözünü ederseniz edin fark etmez. O zaman siz objektifsiniz, siz aydınsınız, siz entelsiniz, siz çağdaşsınız. Yeter ki Allah’tan, Allah’ın âyetlerin-den ve Resûlünün hayatından bahsetmeyin. Allah’ın vahyini gündeme getirmeyin o zaman sanki dünya başlarına yıkılmış gibi hayır hayır! Onu konuşmayın! O tarafsız değildir! Allah tarafsız değildir! Kitap tarafsız değildir! Peygamber tarafsız değildir! Ondan söz etmeyin, o çağdaş değildir! Şimdi onun zamanı değildir! diye ateş püskürmeye, kin kusmaya başlıyorlar. Yâni sanki yeryüzünün sahibinin yerdekilerden birisi kadar hayat hakkı yoktur. Gökleri ve yeri ve yerdekileri yaratan Allah’ın sanki yarattığı kullarından birisi kadar konuşma hakkı yoktur. Ey gafiller! Ey zalimler! Ey Allah’tan korkmaz kuldan utanmazlar! hiçbir şey bilmeyen ihtiyar bir kadının bile, bir çobanın bile, bir cincinin bile, bir homoseksüelin bile ülke problemlerinin çözümü konusunda konuşmaya hakkı vardır da onların tümünün yaratıcısı olan Allah’ın konuşmaya hakkı olmaz mı? Allah bu zalimlere akıl versin de bu milleti bu zalimlerin elinden kurtarsın. Bizler toplum olarak dönüp Allah’a iltica etmek zorundayız. İçimizdeki bu beyinsizler yüzünden bu toplumu helâk etme ya Rabbi! diye dua dua Allah’a yalvarmak ve af dilemek zorundayız. Affet ya Rabbi! yıllar yılı içimizdeki beyinsizlerin yanlış yönlendirmeleri sonucu seninle savaşa tutuştuk. Bilmeden senin kitabınla, senin âyetlerinle ve senin sisteminle harp ettik. Cehaletimizden dolayı senin kitabına karşı başlattığımız bu savaşta galip geleceğimizi zannettik. Ama sonunda anladık ki battıkça battık. Ne yapacağımızı bilemez hale geldik. Kime baş vuracağımızı bilemez hale geldik. Sana hiç söz hakkı vermedik. Senin dediklerini duyurmaya çalışanları susturduk. Kitabını susturduk, peygamberini susturduk. Hayatımızı hep başkalarına sorduk. Bunalımlara girdik. Ama anladık ki hata etmişiz. Şimdi anladık ki söz hakkı seninmiş. Anladık ki hayatımıza hâkim olan yegâne varlık senmişsin. Anladık ki hayatımızda uygulamanız gereken sadece senin kitabınmış. Biz seninle sulh yapmaya geldik ya Rabbi. Hep başkalarının dediklerini uyguladık. Allah’ın kitabına ve Resûlünün sünnetine yönelmek zorundayız. Tüm problemlerimizi bu iki kaynakla çözümlemek zorundayız. Böyle yaparsak kazanacağız, böyle yaparsak mutlaka kurtulanlardan olacağız Allah’ın izniyle. Bakın Allah diyor ki biz böyle yapan zalimlerin kalplerine ör-tüler, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da artık onlar yol bulamazlar. Çünkü eğer bir insan Allah kendisini adam yerine koyup ona kitap ve peygamber göndererek kendi bilgisini ulaştırdığı halde Allah’ın bu hidâyetine karşı gelmeye, onunla savaşıp yenmeye ve onu reddetmeye kalkışırsa Bu merhametli Allah’ın açtığı kapıya nankörlük etmeye kalkışırsa elbette Allah da onun kalbinin üzerine perde çekecek ve kulaklarına da hakkı duymalarına engel ağırlıklar koyacaktır. Dolayısıyla sonunda bu adamlar duymaz duygulanmaz hale geleceklerdir. Ama unutmamalıyız ki bu Allah’ın onara bir zulmü değildir. Onlar kendileri duymak duygulanmak istemeişler Allah da onların bu özelliklerini alıvermiştir. Onlar kalplerini kullanmak istememişlerdir Allah da onların kalplerine mührünü basıvermiştir. Çünkü: