Kehf Suresine Dön

Kehfالكهف

94. Ayet

94Kehf Suresi

قَالُوا يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ اِنَّ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِ فَهَلْ نَجْعَلُ لَكَ خَرْجًا عَلٰٓى اَنْ تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَدًّا

Dediler ki: “Ey Zulkarneyn! Şüphesiz ki Ye’cûc ve Me’cûc (topluluğu), yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadır. Sana bir vergi versek, sen de bizimle onlar arasına bir set yapsan (olmaz mı)?”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

94. “Dediler ki: Zülkarneyn! Doğrusu Ye'cuc ve Me'cüc bu ülke de bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasına bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi?” Ey Zülkarneyn! Biz inandık Rabbimize! Biz teslim olduk onun emirlerine. Ama bizim imanlarımızı tehdit eden, bizim Allah’a kulluğumuzu engelleyen Ye’cuc ve Me'cüc isimli iki toplum var. Onlar boz-gunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasında bir set yapman için sa-na bir vergi verelim mi? Bu iş karşılığında sana haraç versek de bizi onlardan kurtarsan dediler. Yâni kendi aralarında mal toplayıp bunu Zülkarneyn’e vermek istediler sed yapsın diye. Evet diyorlar ki; ey Zülkarneyn şu seddin ötesindeki toplum var ya, şu bizim karşımızda yer almış olanlar var ya, gerçekten bu adamlar yeryüzünde bozgunculuk sevdasındadırlar. Bizim hayatımızı, bizim inancımızı, bizim itikadımızı bozuyorlar. İfsât ehlidir bunlar. Ne dersin ey Zülkarneyn, sen onlarla bizim aramızda bir set yapsan da bunun karşılığında biz sana bir haraç ödesek. Biz tüm imkânlarımızı sana sunsak da sen bu bir engel yapsan ki, onlar bunu asla aşaasalar, geçemeseler. Bu insanlar düzen bozuyorlar. Çocuklarımızın eğitimini bozmalarından, ekonomik düzenimizi bozmalarından, kılık kıyafet düzenimizi bozmalarından, bireysel ve toplumsal hayatımızı ifsât etmelerinden, ürünlerimizi fesâda vermelerinden, hukukumuzu felç etmelerinden, her şeyimizi tarumar etmelerinden korkuyoruz. Çünkü onlar kendilerini bize karar mercii olarak lanse ediyorlar. Yasa belirleyici olarak takdim ediyorlar. Egemen biziz diyorlar. Hayatı biz düzenleriz diyorlar. Ne yaparlarsa öylece dinlemek zorunda olduğumuzu kabule zorluyorlar. Onların istediği gibi giyinmemizi soyunmamızı, onların istediği gibi yiyip içmemizi, onların istediği gibi yaşamamızı istiyorlar. Oysa biz, onların dışında bir veli, onlardan başka bir karar mercii is-tiyoruz. Ey Zülkarneyn, ne olur, bize düşen neyse yapalım, paraysa para, malsa mal getirelim de, sen onlarla bizim aramıza bir set yapıver diyorlar. Hocam, ben okumayı bilmem, sen benim yerime biraz okur musun diyenler de mi aynı ki? Hacı efendi, şu parayı alsan da benim geçmişlerime bir Yâsîn okuyuversen de onlarla cehennem arasına bir set çekiversen diyenler de mi aynı? Tıpkı ben yemek yemeyi bilmem, sen bir zahmet yiyiver de ben doyayım demek gibi garip bir şey değil midir bu? Yâni insanlardan kimileri kendi yapacaklarını bir başkalarına yüklemeden yana oluyorlar. Bilmiyor zavallılar ne yapsınlar? Din diye birilerinden yıllarca bunu öğrendiler adamlar. Güzel güzel, kırıp dökmeden anlatsak inşallah anlayacaklar. Hırpalamayalım böyle garibanları. Zaten setlerin arasında, set sahiplerinin arasında sıkışmış kalmış garibanlar, bari bizim yanımızda rahat konuşsunlar. Öyle çok setler, set sahipleri, Ye’cûc’ler var ki. Ekonomik dünyanın Ye’cûc’leri, sosyal hayatın Ye’cûc’leri, siyasal hayatın Ye’cûc’leri, din sınıfının Ye’cûc’leri var. Her bir alandan gelen baskılarla garibanlar ne yapacaklarını şaşırmışlar. Gelin onları biraz dinlemeye sabır gösterelim. Ne yapıyormuş Ye’cûc ve Me’cûc? Yeryüzünde fesât çıkarıyormuş. Peki nedir fesât? Nedir ifsât? Yâni düzen bozmak ne demektir? Düzen ne demektir? Bu ko­nuyu tek cümleyle özetlersek: Allah’ın düzen dediği şey düzendir, düzensizlik dediği de düzensizliktir. Düzen, ya da düzensizlik, fe­sat, ya da sulh, ifsat, ya da ıslah bunlardan biri mü'minin tavrı, di­ğeri de kâfir ve münafığın tavrıdır. Veya değişik söyleyelim: Bunlardan biri imanın sonucu, diğeri de küfrün sonucudur. İnancın gereği olan amel amel-i salihtir. İmansızlığın gereği olan amel de amel-i gayri salihtir. Fesat; ıslahtan sonra yapılan şeydir. Yâni fesat bozmadır, dü-zeni bozmak demektir. Allah: Ben arzı ve ondakileri düzenle­dikten sonra sakın onu bozmayın diyor. Allah, düzenlediği arzda bir vakte kadar bizim oturmamızı istemiş ve onun ıslahı ve fesa­dından bizi so-rumlu tutmuştur. Cenab-ı Hak da Hz. Adem Aleyhisselâm’dan bu ya-na bu dünyada bir düzen koymuş ve bundan bizi haberdar etmiştir. Kan dökmeyin! Adam öldürmeyin! Zina etmeyin! Küfretmeyin! Mü-nâfıklık etmeyin! Namaz kılın! Oruç tutun! Bana kul olun! Beni dinleyin! Benim emirlerimi yerine getirip, yasaklarımdan sakınarak koyduğum düzeni koruyun, bozmayın buyurmuştur. Evet ifsat, bozmak de-mek; yeryüzünde Allah’ın koyduğu bu düze­nini bozmak demektir. Allah’ın isteklerinin dışına çıkmak, Allah’ın istediklerinden farklı yaşa-mak demektir ki bu kâfir ve münâfıkların işidir. Bir de Ye’cuc ve Me’-cuc’un işiymiş. Bu Ye'cuc ve Me'cüc konusun Buhârî ve Müslimde anlatılan bir hadis var. O hadiste anlatılır bunlar Adem’in soyundandırlar. İşte bunların şerlerinden bizi koruyacak bir sed yapman için sana para yardımında bulunalım derler. Onların bu teklifleri karşısında Zülkarneyn der ki: