Kehf Suresine Dön

Kehfالكهف

97. Ayet

97Kehf Suresi

فَمَا اسْطَاعُٓوا اَنْ يَظْهَرُوهُ وَمَا اسْتَطَاعُوا لَهُ نَقْبًا

(Ye’cûc, Me’cûc) ne onu aşmaya ne de onda bir delik açmaya güç yetirebildiler.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

97. “Artık Ye'cuc ve Me'cüc onu ne aşabildiler ve ne de delip geçebildiler.” Öyle bir sed yapıyor ki Ye'cuc ve Me'cüc’e karşı herkesi âciz bırakacak bir seddi bu. Demir kütleleri var onları eritiyor sonra da daha sağlam olsun diye bugünün tekniğini bile şaşırtacak biçimde onun üzerine erimiş bakır döküyor. Kütleleri demir, harcı da bakır eriiği bir sed. Artık bu Ye'cuc ve Me'cüc onu ne aşabildiler ne de ondan bir delik delebildiler. Artık orada düzen bozanlar düzen bozmaya imkân bulamıyorlardı. Uğraşacaklar, didinecekler ama artık Zülkarneyn (a.s)’ın seddini aşmaya imkân bulamayacaklardı. Yâni artık bu insan-ların düzenini bozamayacaklardı. Peki siz de sizin dininizi, sizin düzeninizi bozmaya yeltenenlere karşı peygamberinizin yanına gitseniz ve böyle bir teklifte bulunsanız olmaz mı? Ey Allah’ın Resûlü, şu bizim hayatımızı ifsât edenlere karşı bir set yapıversen de bu adamlar bizim düzenimizi bozmasınlar deseniz, peygamber efendimiz de demirle mi, bakırla mı, yoksa Kur’-an’la mı, sünnetle mi, âyetle mi, hadisle mi, sizi müslümanlığınızın gereği bir hayata çağırmakla mı, yoksa sizin düşmanlarınızı size tanıtarak mı? Bir set yapsa nasıl olur? Siz gidip Buhâri’ye, Müslim’e müracaat etseniz güzel olmaz mı? Peygamberinizin düzenlediği bir ekonomik anlayışla birilerinin ürünlerinin önüne bir set çekiverseniz, istemiyorum bundan böyle kola içmeyi deyiverseniz onun işini bitirmiş olmaz mısınız? İstemiyorum bu şeytan vahiylerini dinlemeyi, deyip Rabbinizin kitabını dinlemeye yöneliverseniz o düşmanın işini bitirmiş olmaz mısınız? İstemiyorum dinimi dinamitleyen bu gazeteleri okumayı. İstemiyorum bu medya Ye’cûc’lerinden bilgilenmeyi. İstemi-yorum bu moda tanrılarının, bu moda Ye’cûc’lerinin istedikleri kıyafetleri giymeyi diyerek onlarla kendi arana bir set çekiversen işlerini bi-tirmiş olmaz mısın o düşmanların? Ne onu aşabilecekler, ne de delmeye güç yetirebilecekler. Peki nedir bu set? Nasıl bir şeydir bu set? Öncekilere akıl erdirdik de bir tek bu kalmışsa, ne’liği üzerinde söz edelim. Sûrenin önceki bölümleri bize demedi mi, bırakın akıl erdirmeyi de teslim olun diye? Peki acaba bu set nerededir? Bu set; düzen bozanlarla, düzenleri bozulanların arasındadır. Kur’an bize böyle anlatıyor, başkasına ne gerek var? Nerede olduğu denmiyor bakın. Anlıyoruz ki fiziksel olarak böyle bir set var, ama ben onun nerede olduğunu bilmiyorum. Tıpkı Musa Hızır kıssasının nerede geçtiğini, mağara ashabının nerede yaşadığını bilmediğim gibi. Öyleyse bu set, bizim kafa düzenimizi, aile düzenimizi, hukuk düzenimizi, ekonomik düzenimizi, hayat düzenimizi bozanlarla bizim aramızda olan bir settir. Ve biz böyle düzen bozucular karşısında, müfsitler karşısında mutlaka peygambere koşmak, peygambere mü-racaat etmek zorundayız. Peygamber rehberliğinde bir çare bulmak ve uygulamak zorundayız. Zülkarneyn’e dedi ki: