Kehf Suresine Dön

Kehfالكهف

9. Ayet

9Kehf Suresi

اَمْ حَسِبْتَ اَنَّ اَصْحَابَ الْكَهْفِ وَالرَّق۪يمِ كَانُوا مِنْ اٰيَاتِنَا عَجَبًا

Yoksa sen, Ashâb-ı Kehf ve Rakîm’i bizim ayetlerimiz arasında en ilginç olanı mı sandın?

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

9. “Yoksa sen, ey Muhammed! Mağara ve kitâbe ehlini şaşılacak âyetlerimizden mi zannettin?” Peygamberim! Sen zannediyor musun ki Kehf ashabı ve Ra-kîm ehli şaşılacak, hayret edilecek âyetlerimizdendir? Yâni sen onların durumunu pek şaşılacak hayret edilecek bir âyetimiz olduğunu mu zannediyorsun? Pek mi taaccüp ettin buna? Çok mu tuhaf karşıladın bunu? Halbuki bizim şaşılacak hayret edilecek daha nice âyetlerimiz vardır. Bizim öteki âyetlerimiz yanında bunun ne değeri olabilir ki? Üç beş genç, üç beş yüz yıl mağarada uyutulduktan sonra onları diriltmişiz. Bizim öteki âyetlerimizin yanında onlar nedir ki? Göklerin ve yerin yoktan var edilmesi, göklerde ve yerdekilerin yoktan var edilmesi, insanların yoktan var edilmesi, meleklerin, cinlerin, arşın, kürsinin yoktan var edilmesi yanında üç beş garip müslümanın bir mağarada önce öldürülüp sonra da tekrar diriltilmeleri belki biz kullar için gariptir, hayret edilecek bir konudur ama Allah için hiç de garip ve zor şeyler değildir bunlar. Yine gece ve gündüz âyetlerini düşünün. Bir anda gece ol-muş, her tarafta kapkaranlık hâkim olmuş, ama bir süre sonra bakıyoruz gündüz gelmiş ve her taraf aydınlık içinde. Bunlar ne büyük âyettirler. Evet düşünün hiç yoktan bir insanın yaratılışı ne büyük âyettir. Hiç yoktan bir insanın yaratılışı yanında yaratılmış, yâni mevcut olan bir kaç insanın üç beş yüz yıl uyutulduktan sonra tekrar diriltilmeleri çok mu gariptir? Zor gelmez ki bu Allah’a. Tüm varlıkları yoktan var etmesi kendisine zor gelmeyen bir Allah’a yaratılmışları bir daha uyutmak, bir daha uyandırmak zor mu gelecek? Allah’ın sonsuz egemenliği ve saltanatı yanında bunlar öyle şaşılacak şeyler değildir. Allah’ın bundan başka şaşılacak nice âyetleri vardır. Yâni Ashab-ı Kehf âyeti Allah’ın tek âyeti değildir, Allah’ın âyetlerinden sadece bir tanesidir. İşte bu sûrede anlatılan Musa ve Hızır kıssası daha az mı acayip? İki bahçe sahibiyle gariban arkadaşının kıssası daha az mı acayip? Yusuf sûresinde anlatılan Yakup, Yusuf ve kardeşlerinin kıssası daha az mı acayip? Ölüm meleği bir çölün ortasında, etrafında hiç kimsesi olmayan bir kadının canını almaya gidiyor. Öleceğinden habersiz kadıncağız kucağında çocuğunu emzirmekle meşgul. Acayip değil mi bu? Veya kendisini tanrı makamında görerek etrafına emirler dağıtan bir adam düşünün ki, birkaç dakika sonra canı alınacak, ama bundan habersiz asıp kesmelerini sürdürüyor. Acayip değil mi? Bir kaşık yağla aylarca idare edenler, şimdi mallarının mülklerinin hesabını bilmiyorlar. Yaya bir yerlere giderken ayakları delinenler, şimdi araba beğenmiyorlar. O hanımı sayesinde bu noktaya gelenler, şimdi onu beğenmeyip bilmem kimlerin peşinde koşmuyorlar mı? Bir vakitler yalvaranlar, şimdi kendilerine yalvarılanlar olmadılar mı? Acayip değil mi bunlar? Dikkat ederseniz âyet-i kerîmede bir Ashab-ı Kehf’ten söz edildi bir de Ashab-ı Rakîm’den söz edildi. Bunun ikisinin de aynı kimseler olduğunu söyleyenler, ayrı kimseler olduğu söyleyenler olmuş. Ashab-ı Rakîm’le kastedilenlerin Buhârî’de Resûl-i Ekrem efendimizin anlattığı yağmurdan mağaraya sığındıkları bir esnada Allah tarafından düşen bir taşla girdikleri mağaranın ağzı kapandıktan sonra her bireri daha önce Allah adına yapmış oldukları bir güzel ameli öne sürerek Allah’a dua ederek mağaradan kurtulan kimseler olduğunu söyleyenler olmuş. Mağara ashabı, mağara sohbetçileri, orada birlikte olanlar demektir. Allah’a imanlarını ayağa kaldırıp ilân etme cesaretini göstermiş gençler. Bu Rakîm ifadesiyle o Ashab-ı Kehf’in sığındıkları mağaranın adı kastedilmiştir diyenler de olmuş. Kimileri de bunun o mağaraya sığınan gençler anısına dikilmiş veya yazılmış bir yazıt veya anıt olduğunu söylemişler. Allahu âlem diyoruz.