11. “Zekeriya bunun üzerine mabetten çıkıp milletine:” Sabah akşam Allah'ı tesbih edin" diye işarette bulundu.” Evet konuşabilecek dili elinden alınmış ne gam? İşaretle konuşmak ne güne duruyordu? Eli kolu da hareket etmiyor değildi ya? Allah’ın emriyle kavmine, insanlara konuşamıyordu ama hareketleriyle, tavırlarıyla, işaretleriyle kavmini kendi kulluğuna, kendi teslimiyetine çağırıyordu. Tesbih zaten sadece dille olmaz. Bedenle, hareketlerle, ta-vırlarla, amellerle, azalarla da Allah tesbih edilecektir. Malın tesbihatı da o malı verenin, malın gerçek sahibinin bilinip iktisâp ve sarf yollarının Onun istediği biçimde ayarlanması, o mal konusunda Allah’ın söz sahipliğinin bilinip Onun yolunda harcanmasıdır. Evet Zekeriya (a.s) işaretle kavmine sabah akşam Rablerini tesbih etmelerini, Rablerini kendisini tanıttığı gibi tanımalarını, tüm noksan sıfatlardan münezzeh ve tüm mükemmel sıfatlarla muttasıf bilmelerini ve hayatlarını böyle bir Rab adına yaşamalarını öğütlü-yordu. Böylece Rabbine kendisine lütfundan dolayı şükrediyor ve kavmini de şükretmeye dâvet ediyordu. Ve işte böylece Yahya (a.s) dünyaya geliyordu. Rabbimiz da-ha gençlik çağında Yahya’ya hikmet verdi, peygamberlik verdi, bilgi verdi. Babası Zekeriya (a.s)ın duasını tümüyle kabul buyurdu Rab-bimiz. Tam Onun istediği bir evlât, tam Onun istediği vâris kıldı Onu. Bakın burada Rabbimiz hemen Yahya (a.s)’a sözü çevirerek şöyle buyuruyor: