15. “Doğduğu günde, öleceği günde ve dirileceği günde, ona selâm olsun!” Selâm Onun üzerine olsun. Selâm Yahya’nın üzerine olsun. Ona selâm dedi Rabbimiz doğduğu gün, şehit olduğu gün, dirildiği gün. Allah’ın selâm ismine mazhar olsun Yahya (a.s). Bizler de şu anda selâm diyoruz Ona. Selâm gönderiyoruz kutlu imamımıza. Allah’ın selâmı, selâmeti Yahya efendimizin üzerine ve cümle Enbiyânın üzerine olsun diyoruz. Evet Meryem sûresinin bu bölümünde Rabbimiz mutlak sûrette gündeme almamızı emrettiği yasal imamlarımızdan Zekeriya ve Yahya (a.s)’ların perdesini kapatıp karşımıza bir başka perde açıyor. Belki yaratılışı Yahya (a.s)’dan çok daha fevkalade olan İmrân ailesinin bir başka üyesi, bir başka yasal imamımız Îsâ (a.s) nın Meryem annemizden dünyaya gelişini gündemimize getirecek. Îsâ (a.s) nın yaratılışı Yahya (as)’ın yaratılışından çok daha enteresan ve hayret vericidir. Yahya (a.s) nın yaratılışında ihtiyar da olsa baba var, ana var, ama Îsâ (a.s) babasız, bakire bir kızcağızdan dünyaya gelecektir. İmamımız Îsâ (a.s) nın dünyaya gelişi gerçekten insanlık tarihinin şahit olduğu en garip bir hadisedir. Gerçi yine Kur’an’ın beyanıyla Adem (a.s) in yaratılışı bundan da gariptir ama, insanlık bu ilk atamızın yaratılışına şahit olmamıştır. Onu sadece Rabbimizin gaybî beyanından öğreniyoruz. Sanki bu konunun anlatılmasından önce ona bir mukaddime olarak bu konu anlatıldıktan sonra bakın Rabbi-miz yeni bir gündem maddesini şöylece ortaya koyuyor.