16. “Ey Muhammed! Kitapta Meryem'i de an. O, ailesinden ayrılarak, doğu yönünde bir yere çekilmişti.” Ey peygamberim kitapta Meryem’i de an. Kitapta Meryem’i de gündem yap. Kitapta Meryem de bulunsun. Rabbinin kitabıyla Meryem ile de tanış. Meryem’i de gündemine al. Ve ey peygamber yolunun yolcuları, sizler de anın Meryem’i. Sizler de tanışın Meryem’le. Sizler de gündem maddesi yapın Meryem’i. Evet işte bizim örneklerimizden, örnek ailelerimizden birisi gündem yapılıyor burada. Hayatları kesin doğru, mutlak doğru olarak Allah tarafından tescil edilmiş elçiler sunuluyor bize. Ama Allah korusun da bakıyoruz bugün müslümanlar bu yasal örnekleri bir kenara bırakıp, iyilikleri, hayatları, takvaları, takva anlayışları tartışılabilecek bir kısım insanları gündeme getiriyorlar. Onları gündemlerine alıyorlar, onları konuşuyorlar, onları tanımaya çalışıyorlar, onlar için anma törenleri, yâd etme günleri düzenliyorlar. Günlerce sözlerini, hayatlarını tartışıyorlar. Ama Rabbimizin tanıttığı, Rabbimizin kulluk maddesi yaptığı peygamberleri tanıtmak ve tanıtmak için gündeme almıyorlar. Halbuki yarın bunların hiçbirisinden hesaba çekilmeyeceğiz. Peygamberiniz, imamınız, örneğiniz, modeliniz kimdi? diye sorulacak. Kime uymuştunuz? Kimi örnek almıştınız? Kimin peşindeydiniz? Amellerinizi kimden almıştınız? Kimi gündemde tutmaya çalışıyordunuz? Kimi tanıyıp onun gibi olma savaşı veriyordunuz? Kimin anma törenlerini düzenleme savaşı veriyordunuz? Peygamber mi yoksa başkaları mı? Kimin sözlerini öğrenmeye, kimin sözlerini ısrarla öğretmeye çalışıyordunuz? Kimin Sünneti, kimin modeli kafalarınızda canlıydı? Peygamberinkiler mi? Yoksa başkalarınınkiler mi? Unutmayın ki yarın bundan hesaba çekileceğiz. Eğer Allah’ın yasal örneklerini, bu örneklerin hayatlarını bize aktaran Rabbimizin şu âyetlerini, şu gündem maddelerini bir kenara bırakır da hep kendi oluşturduğunuz konularla, kendi oluşturduğunuz gündemlerle, kendi oluşturduğumuz kitaplarla, kendi oluşturduğunuz önderlerle, liderlerle günlerimizi, gecelerimizi doldurursak, tıpkı bizden önceki Allah’ın lânetlik toplumu Yahudi’ler gibi bizim îmanlarımızdan kaynaklanmayan bir hayatın adamı olursak, yâni hem bu âyetlere, bu elçilere inandığımızı iddia eder, hem de bu îmanlarımız bu kitaba ve bu kitapla gündeme alınan peygamberlere hayat hakkı tanımamayı emrederse Allah korusun işimiz bitmiş demektir. Hayır hayır tüm sun’i gündemleri, tüm şeytan gündemlerini bir kenara bırakıp Rabbimizin bu gündemlerini ilk dert edinmek zorundayız. Eğer şu anda müslüman olduğumuzu iddia eden bizler önümüze sunulan her şeyi bir kenara iterek Allah’ın haber verdiği bu gerçek haberlerle ilgilenir, bu gerçek haberlerle beslenir, gece-gündüz bu haberlerle beraber olursak kesinlikle bilelim ki o zaman hem dünyamız düzelecek, hem âhiretimiz güzelleşecektir. Ama eğer şu anda İslâm dışı tavırlarımızdan vazgeçmez, rahmetinin gereği Rabbimizin dünya ve âhiret kurtuluşumuz için bize seçip haber verdiği bu örnek ailelerin haberleriyle ilgilenmez, onları tanıyıp kendimize örnek almaya çalışmazsak, işte Zekeriya (a.s)’ı, Yahya (a.s)’ı, Meryem’i, Îsâ (a.s)’ı gündemimize almadan bir hayat yaşar, onlar kaynaklı, onlar örnekli bir hayata yönelmezsek kesinlikle bilelim ki yaşadığımız hayatta asla doğruyu, hakkı, hidâyeti bulamayacak, dünyamızı da, âhi-retimiz de berbat etmiş olacağız. Çünkü Allah’ın bizim seçip anlattığı bu örnek aileleri tanımayan, onları kendilerine örnek alamayan insanlar mutlaka kendilerine örnek olarak başka aileleri bulacaklar, onlar gibi olmaya çalışacaklar ve dünyada onlar gibi mutsuz oldukları gibi âhirette de onların gittiği cehenneme gideceklerdir. Gerçekten şu anda Allah’ın örnekleyip onayladığı, bu peygamberleri, bu örnek şahsiyetleri tanımayanların mutlaka onların yerini dolduracak başka örnekler peşine düştüklerini görüyoruz. Şu anda Allah’ın kitabını, Resûlünün Sünnetini bir kenara bırakıp oraya buraya koşup kendilerine örnek şahsiyet arayanların peygamberleri tanıma zahmetine katlanamayanların zavallılıklarını müşahede ediyoruz. Öyleyse arkadaşlar unutmayalım ki şu anda biz-ler iki seçenekten birisiyle karşı karşıyayız. 1: Ya Allah’ın kitabıyla, peygamberin Sünnetiyle beraber oluruz, Allah’ın kitabında haber verdiği bu haberleriyle beraber oluruz, Allah’ın kitabında bize tanıttığı bu örnek aileleri, bu peygamberleri tanıyıp kendimize örnek kabul ederiz, Hz. Adem’le başlayıp Hz. Muhammed (a.s) ile son bulan bu şahsiyetler dünyada bizim örneğimiz olur, böylece hem dünyamız, hem de âhiretimiz düzgün olur. 2: Ya da kitabı ve peygamberi, kitabın ve peygamberin bize aktardığı bu haberleri bir kenara bırakır, Allah’ın bize seçtiği bu örnekleri bir kenara bırakır, kendimizi, kendimiz gibileri örnek alır dünyamızı da âhiretimizi de mahvederiz. Şu anda bu seçim bizim elimizdedir. Sonucuna kendimiz katlanmak şartıyla dilediğimizi tercih edebiliriz. Evet, ya gece-gündüz kitapla beraber olur, kitabın haber verdiği peygamberlerle beraber olur, onları kendi öz anamızdan, öz ba-bamızdan, kendi oğlumuzdan, kendi kızımızdan, kendi evimizden, barkımızdan, dükkanımızdan, işimizden, aşımızdan daha iyi tanırız. Yâni ya bu kitap ve peygamberler aklımıza, fikrimize, kalbimize, bel-leğimize, duygumuza, düşüncemize, gözümüze, kulağımıza herkes-ten ve her şeyden daha çok yerleşir, hayatımızda onların örneklilik-leri canlanır, attığımız her adımda, verdiğimiz her kararda, sergile-diğimiz her tavırda onlar gözümüzün önünde canlanır ve böylece ha-yatı onlarla birlikte yaşarız, Allah’ın rızası ve cennet bizimle olur, yahut da başkalarını örnek alır dünyamız da, âhiretimiz de onlarınki gibi olur. Evet ey peygamberim ve ey müslümanlar kitapta Meryem'i de an. O, ailesinden ayrılarak, doğu yönünde bir yere çekilmişti. Meryem anamız, gencecik bir kızcağız. İmrân ailesinin daha ana karnındayken Allah’a kulluğa, Allah’ın mabedine, Mescid-i Aksâ’ya hizmete adan-mış, akrabası Allah’ın kutlu elçisi Zekeriya’nın (a.s) gözetiminde, vekaletinde büyüyen tertemiz bir genç kızcağız. Henüz bu haliyle dünyanın gündemine girmemiş bir kızcağız. Ama ileride Allah’ın bir yasasını, Allah’ın bir kelimesini doğuracak ve kıyâmete kadar bir imamımızın annesi olarak tarihe geçecek, bize gündem olacak, kadınlar âlemi içinden seçilip üstün kılınacak, ama bu şerefiyle orantılı olarak ta yeryüzünde kadın cinsinin imtihanlarının belki en büyüğüne, en çetinine, en dayanılmazına tabi tutulacak bir genç kızcağız. İşte bakın hemen Rabbimiz bu imtihanların en büyüğünü şöylece anlatmaya başlıyor: Meryem, genç kız ailesinden doğu tarafına, mescitte bulunduğu bölgenin doğusuna doğru gitmişti. Yakınlarından kaçıp gözden ırak olmayı gerektiren, ama kitabımızın onun özel bir durumunu deşifre etmediği için bilemediğimiz bir sebeple yalnız kalmayı tercih ediyor.