17. “Sonra, insanlardan gizlenmek için bir perde germişti. Cebrâil'i göndermiştik de ona tam bir insan olarak görün-müştü.” Evet insanlarla kendi arasında da bir perde vardı. Yâni kendisini gizliyordu insanlardan. İnsanlardan uzak, ama Rabbiyle baş başa huzur içinde Rabbine ibadet ederken bir de bakıyoruz ki gerçekten dehşetli, tüyler ürperten bir manzarayla karşı karşıya geliveriyor. Bir de baksın ki karşısında seviyyen bir beşer, mükemmel ve her şeyi yerinde birisi duruyordu. İnsanlardan saklanmaya, hicaplaşmaya çalışan tertemiz, iffet abidesi kızcağızın karşısında bir insan vardı. Rabbimiz buyurur ki: Biz ona Ruhumuzu göndermiştik de o, ona tam bir insan şeklinde görünmüştü. Buradaki Ruh Cebrâil (a.s) dır. Kitabımızın başka yerlerinde ve Rasulullah efendimizin Sünnetinde bu Ruhun Cebrâil (a.s) olduğu anlatılır. Evet Rabbimizin göndermesiyle Cebrâil (a.s) Onun karşısına bir beşer olarak çıkıverdi. Şimdi böyle bir ortamda o tertemiz, iffet âbidesi, afîfe kızcağızın halet-i ruhîyesini bir düşünün. Toplumun, İs-râil oğullarının yozlaştığı, peygamberlerinin yolundan uzaklaşıp, Allah’ın elçilerine düşmanlıklarını onların kanına girmeye kadar götürdükleri ve hızla Allah’a kulluktan uzaklaşıp materyalistleştikleri bir toplum içinde peygamber sülalesinden bir müslümanın yaptığı ufacık bir hareketin bile çok büyük spekülasyon yapıldığı bir ortamda, onların diline dolayabilecekleri bir falso yapmamak için çok dikkatli ve hassas davranan, insanların gözlerinden ırak olmayı yeğleyen, tüm tedbirlerini alan bir genç bütün bunlara rağmen inzivaya çekildiği me-kânda bir erkekle karşı karşıya. Birden bire tüm varlığıyla, tüm îmanıyla, tüm hayasıyla sarsıldı. Hemen silkinip Rabbine sığındı. Hem Rabbinin yardımını harekete geçirmek, hem de karşısındaki adamın ruhundaki Allah korkusunu harekete geçirmek için bakın şöyle diyor-du: