18. “Meryem: “Eğer Allah'tan sakınan bir kimse isen senden Rahmâna sığınırım” dedi.” Evet genç kızın o anda yapabileceği başka bir şey yoktu. Sadece diyor ki bakın, ben Rahmâna sığınırım senden, eğer sen muttaki birisiysen. Eğer sen O’ndan korkan, O’na karşı saygı duyan, ha-yatında Rahmân olan, hayatını Rahmân için yaşayan birisiysen. Baş-ka ne yapabilirdi bir genç kız? Karşısında bir erkek vardı ve kendisi de genç bir kızcağızdı. Yâni böyle aralarında bir güç dengesi de yoktu. Ama yaratan, öldüren, koruyan, doyuran, göklere ve yere egemen olan güç kudret sahibi bir Allah’ın koruması altında ya, inanıyordu ki karşısındaki kim olursa olsun kendisine sığınanları O Rab korurdu. Kesin biliyor ve inanıyordu ki O Rahmân herkesten ve her şeyden güçlüydü. Kesin biliyordu ki Kulları O’nu koruyucu bildikleri sürece, kulları O’nun koruması altında olduğu sürece O kullarını koruyacaktı. Ama ne zaman ki kulları O’ndan gafil olurlarsa, ne zaman ki kulları O’nun koruması altından çıkmışlarsa işte o zaman O Rahmân onlardan desteğini çekiverecek ve korumasız bir duruma düşüvereceklerdi. Bunu çok iyi bilen Meryem sürekli Rabbimizin koruması altında, Rahmânın yasalarına uygun bir tavır içindeydi. Sâliha kadınları anlatırken Rabbimiz Nisâ sûresinin 34. âyetinde şöyle buyuruyordu: İyi kadınlar, sâliha kadınlar, gönülden Allah’a itaat eden, kocalarının meşru isteklerine itaat eden, kendileri üzerindeki Allah’ın belirlediği Allah’ın haklarına, hukuklarına, kocalarının haklarına hukuklarına riâyet eden kadınlardır. Evet ne anladık? Ne dedi Rabbimiz? Rabbimiz Nisâ sûresinin bu âyetinde, sâliha kadın, iyi kadın Allah’ın haklarına, kocasının haklarına riâyet eden ve Allah onların kendilerini ve haklarını nasıl korumuşsa kendileri de Allah’ın hakkı olan gizliyi, gaybı, görünmeyeni ko-ruyan kadınlardır. Gizliyi koruyan, gaybı koruyandır o kadınlar. Yâni kocaları yanlarındayken onların haklarını koruyup onlara Allah’ın istediği gibi davrandıkları gibi, kocalarının olmadığı ortamlarda da korunması gerekenleri korurlar. Allah’ın haklarını korurlar, ırzlarını, namuslarını korurlar. Allah’ın kendilerini muhafaza edip koruduğu gibi onlar da bunları muhafaza edeceklerdir. Allah’ın kendilerini koruduğu gibi onlar da ken-dilerini koruyacaklardır. Nasıl? Yâni sürekli Allah’ın emirlerine, yasaklarına riâyet ederek, Allah’ın hukukunu gözeterek, Allah’ın koruması altında kalarak, Allah’ın kendileri hakkında koyduğu yasalara riâyet ederek. İşte bir kadın böyle bir titizlikle Allah’ın koruması altında olursa Allah da onu korur. Ama Allah’ın yasalarını çiğneyerek, Allah’ın emirlerine ters düşerek O’nun korumasından çıkan bir kadının ya da erkeğin üzerinden Allah korumasını kaldırıverdi mi artık o insanın kendi kendisini koruyabilmesi mümkün değildir. Meselâ bir kadın Allah’ın yasak kıldığı bir takım yerlere gider, bir takım ilişkiler içine girerse, Allah’ın yasalarını delerse, Allah’ın ken-disini görmek istemediği bir yerlerde bulunursa, Allah da onu korumasından çıkarıverir ve böyle bir kadının kendisini koruması da müm-kün değildir artık. Onun başına her türlü belâ gelir. İşte Meryem bunu çok iyi bildiği için Allah’ın koruması altında bir hayat yaşamış olmanın îmanıyla hem Rahmân’ın yardımını çağırıyor, hem de karşısındakine Allah’a kulluğunu, teslimiyetini hatırlatarak, îmanını tahrik ederek kendisine bir kötülük yapmaktan engellemeye çalışıyordu. Çünkü az evvel de dediğim gibi yapabileceği başka bir şeyi yok, kaçabileceği bir yeri yok, yardım isteyebileceği kimsesi yoktu o anda. O anda îmanıyla, hayasıyla düşündü ki eğer o anda karşısındaki erkeği Allah’la karşı karşıya getirip, onun kulluğunu, takvasını gündeme getirip sarsabilirsem böylece onun bana yapabileceği kötülüğü engelleyebilirim tavrını sergiliyor. Gerçekten de büyük bir imamın anası olmaya, kıyâmete ka-dar İslâm ümmetinin anası olmaya lâyık bir kızcağızın o anda îma-nıyla ortaya koyduğu örnek bir tavır. Karşısındakine Rahmân’ı hatırlatarak kötülüğünü engellemek, rahmetini celp etmek gerçekten bizler için çok hoş bir örnektir. Eğer gerçekten sen Allah’tan korkan muttaki birisiysen ben de senden korktuğun Allah’a sığınıyorum. Çünkü Allah’ın kendisine insan sûretinde gönderdiği Meleğinden korkmuş ve kendisinden murat almak niyetinde olduğunu zannetmişti. Elbette Allah’tan korkan birisi kendisine Rahmân hatırlatılır hatırlatılmaz kendine gelir ve nefsinin, şeytanın teşvik ettiği şehvet sâikinden hemen vazgeçerdi. Ama iş hiç de zannettiği gibi değildi. Bakın karşısında if-fetinden tir tir titreyen kızcağıza o melek kendi kimliğini açıklayarak, onun korkusunu izale ederek dedi ki: