19. “Cebrâil: “Ben temiz bir oğlan bağışlamak için, Rab-binin sana gönderdiği elçiden başkası değilim” dedi.” Dedi ki elçi: Ben Rabbinin elçisiyim. Adına bir hayat yaşadığın, adına iffetli olduğun, adına beni uyarmaya çalıştığın Rabbinin görevli elçisiyim ben ve sana tertemiz bir oğlan bağışlamak, vermek üzere geldim. Evet böylesine afife bir kızcağıza müjdelenen bir evlât. Tertemiz bakire bir kızcağıza bir evlât. Annemiz bu defa başka bir ür-pertiyle ürperir ve şaşırır. Bu duydukları onun utancını ve dehşetini bir kat daha artırır. Şu anda henüz gerçekten Allah’ın elçisi olup olmadığı konusunda kesin emin olamadığı karşısındaki adam bakire halindeyken kendisine bir çocuktan söz ediyordu. Belki de kendisini aldatıp bekaretini izaleye ikna edebilmek için düpedüz yalan söyleyen birisiydi o. Ama Allah’ın elçisi onun bu şüphelerini tamamen yok edecek şu sözleri söylemeden önce namusu tehlike altında bulunan bir yiğit mümine edasıyla soruyor karşısındakine: