62, 63. “Orada boş sözler değil sadece esenlik veren sözler işitirler. Orada rızklarını sabah akşam hazır bulurlar. Kullarımızdan, Allah'a karşı gelmekten sakınanları mirasçı kılacağımız cennet işte budur.” Onlar orada, o cennette hiç bir boş söz, boş lâkırdı duymayacaklar, sadece selâm sözü işiteceklerdir. Orada lağıv yoktur. Boş söz, bâtıl söz, yoktur. Kimse orada lüzumsuz söz konuşmayacaktır. Çünkü o müminler orasını dünyada boş sözlerin, boş ve bâtıl işlerin peşine düşerek kazanmamışlar ki boş şeylerle harcasınlar. Veya lağvın bir başka anlamı da yemin demektir, o halde orada yemin de olmayacaktır. Kavga, gürültü, sataşma da olmayacaktır. Ne birbirlerine, ne de Rablerine karşı isyan da söz konusu olmayacaktır orada. Onların orada birbirlerine sözleri sadece selâm olacaktır. Birbirleriyle karşılaştıkları zaman birbirlerine mukabeleleri sadece selâm olacaktır. Birbirlerine selâm diyecekler, selâmun aleyküm diyecekler. Birbirlerine selâm, selâmet ve esenlik dileyecekler. Çünkü Selâm Rabbimizin isimlerinden birisidir ve böylece müminler birbirlerine Rablerini hatırlatacaklar, bu nîmetleri kendilerine veren Rablerine hamd edecekler. Tüm bu nîmetleri kendilerine lütfeden Rablerine teşekkür edecekler. Elbette dünyada selâm, selâmet, İslâm ve teslimiyet içinde bir hayat yaşayan mü’minlerin yurdu selâmet yurdu olan cennet olacaktır. Yâni dünyada yaşadıkları bir teslimiyet hayatının sonunda yine selâmet yurdu olan cennette bu teslimiyetlerini sürdürecekler. Sabah akşam onlar rızklarını orada hazır bulacaklar. Tabi ora-da ne gün vardır, ne güneş vardır, ne gece vardır, ne sabah vardır. Orada müminler için Rablerinin nûruyla özel bir aydınlanma içindedirler. Öyleyse bu ifadeyi şöyle anlamaya çalışıyoruz: Onlar her an rızklarını hazır bulacaklardır. Rızkları devamlı ve garantili olacaktır. Dünyada olduğu gibi rızık aramaya, rızık kazanmaya çıkmayacaklar. Ne isterlerse, ne arzu ederlerse zahmetsiz, meşakkatsiz bir şekilde, hem de kesintisiz olarak ayaklarının ucunda bulacaklardır. İşte kullarımızdan, Allah’a karşı gelmekten sakınanları, ha-yatlarını Allah için yaşayanları mirasçı kılacağımız cennet budur. Tevarüs edecekler onlar bu cennetlere. Yaratılan her insan için Rabbi-miz biri cennette, diğeri de cehennemde olmak üzere iki makam, iki yerleşim merkezi yaratmıştır. Kâfirler, iradelerini cehennemden yana kullandıkları için cehenneme gidince cennette onların boş kalan yerlerini, yurtlarını da Rabbimiz bu müminlere verecektir. Böylece bir kendi cennetleri, bir de vâris oldukları cennetleri olacaktır onların. Tabii müminlerin cehennemdeki boş kalan yerlerine de kâfirler vâris olacaklardır.