73. “Âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkâr edenler, inananlara: “Bu iki takımın hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir?” derler.” Evet insanların, müminlerin, muttakilerin, kâfirlerin, müşriklerin âkıbetlerini ortaya koyan bu âyetler kâfirlere duyurulduğu zaman derler ki; bu iki grubun hangisinin makamı, konumu, durumu daha iyi? Yeri daha güzeldir? Kimin daha güzel evleri var? Kimin hayat standartları daha yüksek? Kimin yolları, mektepleri, sosyal ve siyasal yapılanmaları daha üstün? Kimin parası daha çok? Kimin hayatı daha lüks? Dünyaya kim egemen? Adım adım bizi takip ediyorsunuz. Bize imreniyor, bizim gibi olmaya can atıyorsunuz. Bizim kapımızda hukuk dileniyorsunuz, eğitim dileniyorsunuz, para dileniyorsunuz. Bizim iş yerlerimizde çalışıyor, bizim artıklarımızla doyuyorsunuz. Ekonominizle, siyasetinizle, eğitiminizle, hukukunuzla, sosyal, siyasal yapılanmalarınızla, ahlakınızla, ailenizle, düğününüz, derneğinizle, her şeyinizle bize tabi oluyorsunuz. Ne olur bizi koltuğunuzun altına alın diye kapımızı dövüyor, eşiğimize yüz sürüyorsunuz. Şimdi böyle bir durumda sizin makamınız, konumunuz mu daha iyi? Yoksa bizimki mi? Biz size niye inanalım? Biz inandığınız âyetlere niye îman edelim? Niye sizin gibi müminler olalım? diyorlar. Allah’ın âyetlerine teslim olacakları yerde kendilerini üstün görüyorlar, kibirleniyorlar, zenginliklerinin bir haklılık sebebi olduğunu, üstünlük sebebi olduğunu iddia etmeye çalışıyorlar.