34-36. “Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar. Cehennem her bakanın göreceği şekilde gösterilir.” Her şeyi bastıran o büyük ses, o büyük felaket geldiği zaman. Kulakları sağır eden, gözleri önüne düşüren, boyunları büken, güneşin defterini düren, yıldızları yerinden söken, dağları yürütüp, denizleri kaynatan, arzı çalkalayıp semayı şak şak eden o Tammetü’l Kübra geldi mi. İşte o zaman: O gün insan neye sa’y ettiğini? Ne adına ve nerede say ettiğini anlayacaktır. Nereye yönelmiş? Nereye gidiyormuş? Kıblesi neymiş? Neyi bulma adına koşturuyormuş? Neyin peşindeymiş? Sa’yi, koşturması, planı, programı kendisini nereye götürüyormuş? Sa’yi kendisine nereyi kazandırmış? Neresini kaybettirmiş bunu anlayacak o gün. Ve o gün görenler için, bakanlar için de cehennem yaklaştırılmış, yakınlaştırılmış ve sergilenmiştir. Cehennem bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarılmıştır. İşte bundan sonra: