1-5. “Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara andolun, canları kolaylıkla alanlara andolsun, yüzüp yüzüp gidenlere andolsun, yarıştıkça yarışan ve işleri yönetenlere andolsun (ki kıyamet kopacaktır.)” Şiddetle söküp çıkaranlara, daldırıp derinden çekenlere yemin olsun ki. Yani anlıyoruz ki elinde güç var ve karşısındakinin göğüs ka-fesinden daldırıp kalbini, ruhunu, canını, midesini, bağırsaklarını söküp çıkaranlara yemin ediliyor. Meleklere, yahut savaş meydanındaki mücahitlere yemin ediyor Rabbimiz. Allah dâvâsının, Allah iradesinin hâkimiyeti adına kâfir saflarına dalan mücahitler ve melekler kâfirin canını böyle alırmış. İbni Ab-bas efendimizin ifadesiyle melekler kâfirlerin canını, ruhunu onları boğa boğa, pençelerini göğüs kafeslerinden içeriye daldıra daldıra alırlar. Bedenlerini dipten tırnağa, ta derinlerinden çeke çeke, söke söke can alan meleklerdir bunlar. Bir de yavaşça, kolayca, yumuşak bir şekilde, üzmeden, incitmeden, sade yağdan kıl çeker gibi çıkarıp alanlara yemin olsun ki. Melekler mü’minlerin ruhlarını da bedenlerinden böyle yavaşça, gönül hoşluğu içinde, gönül neşatı içinde alırlarmış. Ancak Allah Kur’an’ında bir şeyi özelleştirmemiş, yani sınırlarını çizmemişse biz de bunu özelleştiremeyiz. Bu yeminlerin mânâsı şudur, Allah burada şunu murad etmiş diyerek bu yeminleri özelleştirme hakkına sahip değiliz. Meselâ Rabbimiz A’râf sûresinde İsrailoğullarının sergüzeşt-i hayatıyla ilgili deniz kenarında bir karyeden, kasabadan söz eder: “Ey Muhammed! Onlara deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor.” (A’râf 163) Peki neresidir bu karye? Hangi denizin kenarıdır burası? Yine meselâ Yâsin sûresinde de bir karye ashabından söz edilir: “Peygamberim, insanlara, halkına elçiler gelen kasabaları anlat.” (Yâsîn 13) Rabbimiz burada da bir karyeden söz eder. Peki neresi bu karye? Hangi köy? Hangi kasabadır bu karye? Antakya mı? Şam mı? Bağdat mı? Konya mı? Kayseri mi? Hayır! Allah bunu özelleştirmediğine göre biz de özelleştiremeyiz. Peki ne diyeceğiz bu konuda? Sûrede anlatılan bu sıfatı üzerinde taşıyan her karye, her şehirdir burada anlatılan diyeceğiz. Öyleyse bu yeminler üzerinde şöyle teknik bir bilgi vereyim. Bu konuda selef âlimlerimizin iki görüşü vardır: 1. Ya üzerine yemin edilen bu sıfatlarla ilgili gerek Kur’an’ın indiği o dönemde, gerekse kıyamete kadar her bir dönemde bu kitabın muhatabı olan insanların çağrıştırdığı, anlamaya çalıştığı her şeydir. Yani her bir dönem insanı için o sıfat, o kelime neyi hatırlatıyor, neyi çağrıştırıyor, neye ait kılınabiliyorsa o anlama gelecektir bu yeminler. 2. Ya da bu yeminlerden sonra bu yeminlerin cevabı olarak karşımıza çıkan konular, yani bu yeminlerden sonra Rabbimizin gündeme getirdiği konular, bu yeminlerin şerhi konusunda karşımıza bir bakış açısı çıkaracaktır. Yani bize bir bakış açısı kazandıracak ve bu yeminleri o konularla şerh etmeye çalışacağız. Meselâ burada olduğu gibi yemin edildi, yemin edildi, yemin edildi sonra da kıyamete, insanın öldükten sonra tekrar dirilişine dikkat çekilmişse o zaman bu yeminleri o konuya münhasır şerh etmeye çalışacağız. Veya meselâ ye-minden sonra eğer Kur’an’a dikkat çekilmişse o çerçevede anlamaya çalışacağız. Eğer bu yeminler konusunda Kur’an’ın başka bir yerinde bir açıklık varsa veya Kur’an’ın en büyük müfessirinden ve onun ashabından herhangi bir rivâyet varsa önce Rasulullah’ın sonra da sahâbenin anlayışına, tâbiînin anlayışına, sonraki selefin anlayışına ittiba etmek zorundayız. Değilse birinci anlayışı kabul edip bu sıfatlar bizim hayatımızda neleri çağrıştırıyorsa, onları ortaya koymak da caiz olacaktır. Selef bu yeminleri iki türlü yorumlamış. Bazıları düşman saflarına dalarak kâfirlerin canlarını söke söke alan mücahitlere yemin ediliyor, demişler. Bazıları böyle Rabbimiz cihadı, mücahitleri kutsamaktadır derlerken bazıları da burada meleklere yemin edilmektedir, demişlerdir. Ama burada Rabbimiz bunu özelleştirmediğine göre konuyla alâkalı zihnimizde neleri çağrıştırıyorsa, Kur’an bütünlüğüne ters düşmemek kayd u şartıyla onları söyleyebileceğiz. Meselâ bakın burada zorla söken, söküp çıkaran, daldırıp, el atıp söküp, koparıp alanlara yemin ediliyor. Neleri söküp çıkarırlar? Neleri zorla, zorbayla söküp alırlar? Çocuklarınızı zorla söküp çıkarırlar evlerinizden. Zerdüşt boyalı, materyalist bir eğitim çukuruna atmak için zorla çocuklarınızı evlerinizden söküp çıkaranlara yemin olsun ki. Sizin istediğiniz eğitim kurumlarını, İmam-Hatipleri kapatarak kendi istedikleri çukurlara onları atmak için zorbayla onları evlerinizden, medreselerinizden söküp alanlara yemin olsun ki. Veya vergi diye zorla insanların ceplerindekini söküp çıkaranlara yemin olsun ki. İnsanların ceplerine zorla, zorbayla el atanlara yemin olsun ki. Veya zorla, zorbayla başörtülere el atıp soyanlara ye-min olsun ki. Namuslara el atıp zorla onu soyup çıkaranlara yemin ol-sun ki. Bir de yavaşça, kolayca, böyle çaktırmadan, sade yağdan kıl çeker gibi alanlara yemin olsun ki. Öncekinde zorla bir alış var, burada ise böyle çaktırmadan, hissettirmeden yavaşça bir alış söz konusu. Birinde cebinizdeki paralar zorla alınırken, bu ikincisinde böyle çaktırmadan, hissettirmeyen, görünmeyen bir elle, yani enflasyonla söküp alırlar. Bir el çabukluğuyla hissettirmeden bir de bakmışınız ki cebinizdekiler, kasanızdakiler, kesenizdekiler eksilivermiş. Veya bu ikincisinde zorla çekip almazlar, başörtülerini de verdikleri materyalist bir eğitim sonucunda sindire sindire, razı ede ede, sade yağdan kıl çeker gibi kendilerine soydururlar onu. İşte zorla bu işi yapanlara ve münâfıkça bu işi halledenlere Allah yemin ediyor. Onların tümünün belâsını vereceğini anlatıyor. Üçüncü yemin de şöyle: Bir de yüzenlere, yüzdükçe yüzenlere, yüzüp yüzüp gidenlere yemin olsun ki. Allah’ın emri ile kâinatı idare eden ve Allah’ın emirlerini, buyruklarını süratle yerine getiren, bu uğurda yüzüp giden meleklere Allah yemin ediyor. Başka neler yüzer? Denizde yüzenlere, Ay, güneş, yıldızlar gibi ecram-ı semâviyenin yüzücülerine, karada yüzenlere, amirlikten, müdürlükten yüzüp gidenlere, yapıştıkları koltuklarından yüzüp gidenlere veya bu dünyada ömürlerini tamamlayıp mezara doğru yüzüp gidenlere yemin olsun ki. Bir de yarışanlara, yarışıp birbirlerini geçenlere yemin olsun ki. Kâfirlerin habis ruhlarını cehenneme götüren, mü’minlerin âlî ruhlarını da cennete götürmek için yarışıp giden meleklere yemin ediyor Allah. Mü’minlerin ruhlarını ebediyet diyarı olan cennete ulaştırmak için acele edip birbirleriyle yarışan meleklere yemin olsun ki. Veya daha iyi Müslüman olma konusunda yarışanlara, cennete daha âlî makamları elde etme adına yarışanlara veya hayatın çeşitli kademelerinde yarışanlara, daha çok malım olsun, daha çok dolarım, evim, arsam, rütbem, alkışım olsun diye yarışanlara yemin olsun ki. Daha iyi diploma, daha iyi not, daha çok şan, daha çok şöhret, daha çok alkış adına yarışanlara yemin olsun ki. Bir de müdebbirat-ı emre, işi düzenleyenlere, düzen için iş ya-panlara, tedbir-i emr edenlere, yemin olsun ki. Cenab-ı Hakk’ın âlemin düzeni konusunda emir altına verdiği, yani memur kıldığı, işi yöneltip idare eden meleklere yemin olsun ki. Allah’ın emriyle rüzgarları, yağmurları, rızıkları, ömürleri, zelzeleleri, dünyanın düzeniyle ilgili di-ğer işleri idare eden, icra eden meleklere yemin olsun ki. Veya üzerine sorumluluk alanlara, müdürlük yapanlara, idarecilere, yön verenlere, iş başına gelenlere, çevreye düzen vermeye çalışanlara, evdekilere düzen vermeye çalışan baba ve analara yemin olsun ki. Yani Allah’ın düzeninden habersiz çevresine düzen vermeye çalışan zavallılara yemin olsun ki. Yemin olsun, yemin olsun, yemin olsun, yemin olsun ki kıyamet kopacak, sizler yeniden diriltilecek ve Rabbinizin huzurunda yaşadığınız hayatın hesabını vereceksiniz. İşte bunu ifade eden şu aşağıdaki âyetler yeminlerin cevabıdır.