Nâziât Suresine Dön

Nâziâtالنازعات

9. Ayet

9Nâziât Suresi

اَبْصَارُهَا خَاشِعَةٌۢ

Gözleri (korkudan) baygın baygın bakacak.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

8-9. “O gün kalpler titrer. Korkudan insanların gözleri yere düşer.” “Vâcife” hem korkuyla titreme mânâsına hem de boş olma mânâsınadır. O gün kalpler korkak, ürkek ve bomboş ve gözler de donuktur, dona kalmıştır. Kalpler eylemsizdir o gün. Veya kalpler fonksiyonunu yitirmiştir. Meselâ dünyada kalp taşıyan insan, gördüğü hadiseler karşısında etkilenir ve tavır alır. Meselâ kalp taşıyan insan düşene üzülür. Bir ço-cuk düşerken, düşmeye doğru giderken üzülür insan. Veya yanan bi-risini gördüğü zaman üzülür insan. Ama o gün kalpler bomboştur. Kalpler bitmiştir. Kalplerin fonksiyonu bitmiştir. Hiçbir tavrı, hiçbir kararı yoktur o gün kalplerin. Dursam mı, yürüsem mi? Gitsem mi, gelsem mi? Ağlasam mı, gülsem mi? Bu konuda bir kararı kalmamıştır kalplerin. Neden? Çünkü vâcifedir, bomboştur o gün kalpler. Halbuki dünyada fonksiyon sahibidir kalpler. Fonksiyon sahibiydi dünyada. Meselâ İstanbul’un Beyoğlu semtinde dolaşan, Hz. Fatıma anamız kadar kapalı, tepeden tırnağa örtülü bir kadın görsek. Nasıl bir fonksiyon icra eder kalplerimiz? Nasıl tavır alır bu manzara karşısında kalpler? Bu durumda üç insan kalbi çıkar karşımıza: 1. Bu kadıncağızın kıyafetini hazmedemeyerek, “Hâlâ bunların kökünü kesemedik! Hâlâ caddelerimizi bu örümcek kafalılardan temizleyemedik!” diye kinle, gayzla köpürüp, salyalarıyla onu öldürmeye, yok etmeye çalışan bir insan kalbi. Bir kâfir kalbi. 2. Veya o kadıncağızı çok beğenip, kalbi coşup, kızına karısına: “İşte siz de böyle olun!” diye tavsiye edecek kadar onun bu halinden memnun olan ikinci bir insan tipi. Böylelerinin çoğalması için Allah’a dua eden insan kalbi. 3. Bir de “eyvah! Ne işi vardı acaba bu müslimenin sokakta? Keşke çıkmasaydı! Keşke vakarla evinde otursaydı! Keşke el âlemin bakışlarına kendisini arzetmeseydi de ağırlığıyla evinde otursaydı!” diye ona acıyan ve üzülen üçüncü bir insan kalbi. Yani dünyada kalbin fonksiyonu vardır. Hadiselerden etkilenip tavır alması vardır. Sevinir, üzülür, etkilenir, küser, barışır, tavır alır. Ama o gün kalpler bomboştur. Tüm fonksiyonları bitmiş, işlevini kaybetmiştir. Kendisiyle, birileriyle ilgilenecek, sevinecek, üzülecek bir fonksiyonu kalmamıştır artık. Ama tabi kâfirin kalbi böyle olacaktır. Enbiya sûresinde anlatıldığı gibi mü’minler bundan etkilenmeyeceklerdir. Mü’minler korunacaktır o gün. “En büyük korku bile onları üzmez; kendilerini melekler: “Size söz verilen gün işte bugündür” diye karşılarlar.” (Enbiyâ 103) Kâfirlerin kalpleri böyledir. Ve gözler de zillet içinde donup kalmıştır, donakalmıştır. Korkuyla, inkârlarının hayal kırıklığıyla, sarsıntı ve yıkılmışlığıyla önüne düşmüştür. Çünkü onlar dünyadayken, hayattayken şöyle diyorlardı: